Hikaye buzul çağının ortalarında, mağaralarda başlıyor. Tahtakurularının atası başlangıçta yarasalarla yaşıyordu. Yaklaşık 245.000 yıl önce bir kol bu yaşamdan ayrıldı ve mağaraları paylaşmaya başladığı insanı hedef almaya başladı.

Asıl dönüm noktası 60.000 yıl öncesine denk geliyor. İnsanlar mağaralardan çıkıp yeryüzüne yayıldıklarında, bu böceklerin bir kısmı da onların peşinden gitti. Yarasalarda kalan akrabaları zamanla seyrekleşirken, insana tutunan kol giderek çoğaldı. Warren Booth ve Lindsay Miles'ın yürüttüğü tam genom karşılaştırması, iki soyun nüfus eğrisini ayrı ayrı çıkardı. İki çizgi, insanın mağaradan ayrıldığı dönemde birbirinden kopuyor.

Şehir kurmak böceğin de işine yaradı

Buzul çağının en sert döneminde, yaklaşık 20.000 yıl önce, dünyadaki neredeyse her canlının sayısı geriledi. Tahtakurusu da bu durumdan etkilendi. Ancak insanla birlikte yaşayan kol, toparlanmayı çok daha hızlı başardı.

Gerçek patlama, insanlar bir arada yaşamaya başlayınca gerçekleşti. Yaklaşık 12.000 yılı aşkın süre önce Mezopotamya'da ilk büyük yerleşimler kuruldu. Bugünkü Türkiye, Irak ve Suriye sınırlarının kesiştiği bu coğrafya, kalabalık nüfusun kalıcı duvarlar arasında toplandığı ilk yerlerden biriydi. Tahtakurusu için bundan daha iyi bir durum olamazdı. Yan yana uyuyan kalabalık bir nüfus vardı ve sürekli ısınan, hiç boşalmayan yataklar onu besledi. Şehir büyüdükçe böcek de çoğaldı. Araştırmacılar tam bu noktada onu insanlık tarihinin ilk kentsel zararlısı olarak tanımlıyor.

Hamamböceği ile sıçan çok daha sonra geldi

İnsanın evine musallat olan başka canlılar da mevcut, ama hepsi tahtakurusundan çok sonra ortaya çıktı. Evlerde gezinen Alman hamamböceği insanla yollarını yalnızca 2.100 yıl önce birleştirdi. Depoları, ambarları kemiren kara sıçan ise yaklaşık 5.000 yıl önce sahneye çıktı.

İnsanın baş belası saydığı bu canlılar arasında en eski, aynı zamanda en küçüğü tahtakurusu. Üstelik sıçan da hamamböceği de besinin peşinden gelmişti. Tahtakurusunu çeken şeyse doğrudan insanın kendisiydi. Önce bir mağarada, sonra duvarlarla çevrili ilk şehirlerde. Nerede insan varsa o da oradaydı.

DDT onu yenemedi, beş yılda geri döndü

Tahtakurusunun bu kadar uzun süre ayakta kalmasının bir sebebi de inanılmaz uyum yeteneği. Yirminci yüzyılın ortasında DDT adlı güçlü böcek ilacı yaygınlaşınca tahtakurusu Batı'da neredeyse görünmez hale geldi. Birçok kişi savaşın kazanıldığını düşündü.