Obezite, metabolik sendromlar ve halk sağlığına yönelik tehditler küresel ölçekte artışını sürdürürken, tıp ve davranışsal tıp dünyasının gözü İstanbul'a çevrildi. Kentte düzenlenen Avrupa Obezite Kongresi'nde (ECO) sunulan kapsamlı bir bilimsel çalışma, kilo yönetimi ve beslenme psikolojisi alanında yerleşik inançları kökten sarstı. İngiltere’deki köklü eğitim kurumlarından Leeds Üniversitesi uzmanları tarafından yürütülen araştırma, bugüne kadar hep depresyon, stres ve öfke gibi negatif duygularla ilişkilendirilen "duygusal yeme" davranışının, aslında neşeli anlarda da gizli bir kilo tuzağına dönüştüğünü kanıtladı.
3 bin 800 kişi incelendi: sevinç çığlıkları mutfağa çekiyor
Davranışsal tıp uzmanları, zayıflama programlarına katılan 3 bin 800’den fazla bireyin beslenme biyolojisi ve psikolojik süreçlerini boylamsal analizle inceledi. Elde edilen sonuçlar, bireylerin yalnızca mutsuz olduklarında değil; büyük bir başarıyı kutlarken, heyecanlandıklarında veya sevindiklerinde de kontrolsüz şekilde yüksek kalorili gıdalara yöneldiğini ortaya koydu.
Araştırma sonuçlarına göre, kilo verme sürecinde en yüksek başarıyı elde eden ve ilk 12 haftada vücut ağırlıklarının yüzde 10’undan fazlasını kaybederek ortalama 17 kilogram veren kişilerin ortak bir özelliği bulunuyor. Bu başarılı grubun, hem negatif hem de pozitif duygusal dalgalanmalar sırasında yeme dürtülerini tamamen kontrol altına alabildiği, anlık yemek aşermelerini ve krizlerini profesyonelce yönettiği belirlendi. Bu durum, sevinç anlarında yapılan kaçamakların diyetleri en az hüzün anları kadar bozduğunu somutlaştırdı.

"Açgözlülük değil davranışsal bozukluk": sessiz çığlık sona ermeli
Çalışmanın yürütücüsü Davranışsal Tıp Doçenti Dr. Gemma Traviss-Turner, elde edilen bulguların toplumsal bir önyargıyı yıkması bakımından klinik bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. İnsanların onlarca yıldır bu kontrolsüz yeme krizleri nedeniyle ağır bir suçluluk ve utanç psikolojisiyle mücadele ettiğini belirten Dr. Traviss-Turner, konunun tıbbi boyutunu şu sözlerle özetledi:
"Bu çalışma, pozitif ve negatif duygusal yemeyi aynı ölçüde inceleyen ilk büyük araştırma olarak kayıtlara geçti. Yıllardır toplum tarafından 'iradesizlik', 'disiplinsizlik' veya 'açgözlülük' olarak damgalanan bu durum, aslında tıbbi olarak ele alınması ve kilo yönetiminde profesyonelce tedavi edilmesi gereken önemli bir davranışsal sağlık sorunudur. İnsanlar bu önyargılar nedeniyle sessizce acı çekmek zorunda kaldı."

Yapay çözümler yerine dikkat dağıtma ve stratejik planlama formülü
İstanbul'daki kongrede, anlık gelişen duygusal yeme krizleriyle mücadelede başarı sağlamış hastaların uyguladığı pratik ve bilimsel yöntemler de kamuoyuyla paylaşıldı. Kilo kontrolünü elinde tutan bireylerin; anlık açlık veya aşerme sinyalleri geldiğinde zihni başka yöne kaydırarak dikkat dağıtma tekniklerini kullandıkları, mutfaklarında sağlıklı gıdaları her an erişilebilir kıldıkları ve haftalık öğün planlamasından asla taviz vermedikleri tespit edildi.
Öte yandan, kongrede sunulan diğer sıra dışı epidemiyolojik raporlar da modern kent mimarisinin ve altyapı sistemlerinin, insanlığın genişleyen bel çevrelerine uyum sağlayamadığını ortaya koydu. Güncel analizler, binalardaki asansörlerin mühendislik ağırlık ve kapasite tahminlerinin, küresel obezite artış hızının gerisinde kaldığını göstererek tehlikenin boyutunu mekânsal alana taşıdı. Sağlık otoriteleri, kalıcı kilo kaybı ve kardiyovasküler koruma için sadece kalori hesabının yeterli olmadığını; ani gelişen sevinç ve üzüntü anlarındaki yeme reflekslerinin psikolojik olarak yönetilmesinin hayati bir koruma sağladığını önemle vurguluyor.





