Amerikan basınında yer alan haberler ve bölgede gözlemlenen askeri hareketlilik, ABD’nin Karayipler bölgesindeki hazırlıklarını artırdığını ortaya koydu.

Başkan Donald Trump yönetimi, son dönemde Kúba’ya yönelik söylemini sertleştirirken, Washington yönetimi Havana’yı “ABD ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit” olarak tanımlıyor.

ABD hükümetinin tam kadro toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 'Kúba'nın büyük bir çıkmaz içinde olduğunu' öne sürdü.

ASKERİ HAREKETLİLİK

Söz konusu açıklamalar, Karayipler’deki Amerikan askeri hareketliliğiyle aynı döneme denk geldi. ABD uçak gemisi USS Nimitz, Mayıs ayında bölgeye giriş yaptı. Geminin yanında, hassas kara saldırıları gerçekleştirebilen güdümlü füze destroyerleri ve kruvazörler de yer aldı.

Son aylarda gelişmiş Amerikan keşif uçakları ve insansız hava araçlarının, Kúba hava sahası yakınlarında sık sık uçuş yaptığı da bildirildi. 

Ayrıca ABD Donanması’na bağlı çıkarma gemilerinin, özellikle yaklaşık 2 bin 500 deniz piyadesi taşıyan USS Kearsarge’ın, Virginia kıyılarında yeni bir konuşlanmaya hazırlandığı belirtildi. Politico’ya göre söz konusu birlikler, ihtiyaç halinde kullanılmak üzere Karayipler'e sevk edilebilir.

OLASI SENARYOLAR

Amerikalı askeri uzmanlar ve eski Pentagon yetkilileri, mevcut askeri yığınağın Washington’a farklı seçenekler sunduğunu belirtiyor.

Bu seçeneklerin; askeri baskı, güç gösterisi, sınırlı hava operasyonları ve hedefli saldırılar gibi senaryoları içerdiği ifade ediliyor. Ancak geniş çaplı kara harekâtı için çok daha büyük askeri kuvvet gerektiği vurgulanıyor.

Eski Pentagon yetkilisi ve Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi analisti Mark Cancian, USS Nimitz’in bölgede bulunmasını 'öncelikle caydırıcılık ve gözdağı aracı' olarak değerlendirdi. Bununla birlikte Cancian, uçak gemisinin olası bir askeri operasyonda kullanılabileceğini söyledi.

Amerikan savaş uçaklarının Florida ve Porto Riko’daki üslerden kalkarak Kúba hava savunmasını hedef alabileceği ve daha geniş operasyonların önünü açabileceği belirtiliyor.

GERİLİMİ TIRMANDIRAN ADIMLAR

USS Nimitz’in bölgeye gönderilmesiyle eş zamanlı olarak ABD’nin eski Kúba lideri Raúl Castro hakkında suç duyurusunda bulunması dikkat çekti. Gözlemciler bu hamleyi Kúba yönetimine doğrudan güç mesajı olarak yorumladı.

Öte yandan, ABD yönetimi lojistik ve zaman baskısıyla da karşı karşıya. Bölgede görev yapan birçok Amerikan savaş gemisinin yaklaşık 10 aydır kesintisiz şekilde denizde bulunduğu belirtiliyor.

Bu durumun; personel yorgunluğu, operasyonel aşınma ve Amerikan filosunun hazırlık kapasitesi üzerinde baskı yarattığı ifade ediliyor. Pentagon’un aynı zamanda Basra Körfezi’ndeki operasyonlarını sürdürmesi de bu baskıyı artırıyor.

“KÚBA, ÇİN VE RUSYA İLE YAKINLAŞIYOR”

Askeri gerilim yükselirken Trump yönetimi diplomatik söylemini de sertleştirdi.

Trump son günlerde yaptığı açıklamalarda Kúba’ya askeri müdahale ihtimaline yeniden göndermelerde bulundu.

Rubio ise mevcut Kúba yönetimiyle diplomatik çözüm ihtimalinin 'yüksek olmadığını' öne sürdü.

Washington yönetimi Havana’yı ayrıca, Rusya ve Çin ile güvenlik ve istihbarat iş birliğini artırmakla suçluyor.

ABD’ye göre Kúba, Amerikan hedeflerine yönelik casusluk faaliyetleri için ileri karakol işlevi görüyor.