Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, çocuklara hedef ve sorumluluk verilmediğinde davranışsal problemlerin ve aile içi çatışmaların 30'lu yaşlara kadar devam edebildiğini belirtti. Atlı, bu durumun klinik gözlemleriyle de örtüştüğünü ifade etti.

Prof. Dr. Atlı, Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları geçen yıl açıklanan bir çalışmaya dikkat çekti. Bu araştırmaya göre, insan beyni yaşam boyunca beş gelişim evresinden geçiyor ve 9 ile 32 yaş arası "ergenlik dönemi" olarak tanımlanıyor.

Yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarının incelendiği çalışmada, beynin nöral bağlantılarının zaman içindeki değişimi haritalandırıldı. Araştırma, 32 yaşından sonra beyin gelişiminin daha stabil bir yapıya geçtiğini, ilerleyen yaşlarda ise gerileme evrelerinin başladığını gösterdi. Prof. Dr. Atlı, bu bulguların ileri görüntüleme teknikleriyle elde edilen verilere dayandığını ve kendi klinik gözlemleriyle de uyumlu olduğunu kaydetti.

"GEÇMİŞTE BİREYLER ÇOK DAHA ERKEN YAŞTA SORUMLULUK ALIYORDU"

Prof. Dr. Atlı, manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmalarıyla tespit edilen bu verilerin, beynin 30'lu yaşların başına kadar aktif bir şekilde çalıştığını ve büyüdüğünü ortaya koyduğunu vurguladı. Atlı, ergenlik kavramının genellikle "hırçın, sinirli bir genç" olarak yanlış anlaşıldığını belirterek, "Ergenlik, büyüyen, gelişen, her şeyi alan ve sürekli aktivite gösteren bir beyin demektir. Bu çalışma da bunu destekliyor. Beynin gelişimi 30'lu yaşların başına kadar sürüyor. 32 yaşa kadar beynin nöronlarındaki gelişim devam etmekte, sinir ağları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Bu süreçte beyin sürekli bir yapılanma içerisinde ancak 30'lu yaşların başından sonra bu gelişim yerini daha stabil bir evreye bırakır. 66 yaşına kadar görece dengeli bir dönem devam ederken, sonrasında gerileme başlar, 80'li yaşlardan itibaren ise bu gerileme daha belirgin hale gelir." ifadelerini kullandı.

Ergenlik sürecinin uzamasında toplumsal değişimlerin de etkili olabileceğine işaret eden Atlı, "Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu. Günümüzde eğitim süreçlerinin uzamasıyla birlikte bu yaşlar ileriye kaydı. Bugün gençlere evlilik planlarını sorduğumuzda 30-35 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu da ergenlik döneminin sosyal olarak da uzadığını gösteriyor. Ailelerin çocuklara erken yaşta sorumluluk vermesi önemli. Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"ERKEN DÖNEMDE SORUMLULUK ÜSTLENİLMESİ GEREKİYOR"

Günümüzde "ev genci" olarak tanımlanan bir kesimin ortaya çıktığını belirten Atlı, bu bireylerin halen bir gelişim süreci içinde olduğunu söyledi. Atlı, bu noktada gençlere nitelikli bir psikososyal eğitim sunulması, sosyal ve mesleki beceriler kazandırılarak hayatın içine aktif şekilde dahil edilmelerinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Aksi halde 30'lu yaşlara kadar aile içi çatışmaların devam ettiğini belirten Atlı, "Anne ve babalar 'Bana bağırdı, sözümü dinlemedi' derken, gençler de 'Babam bana bağırdı, travmatize oldum' şeklinde karşılık veriyor. Bu kısır döngüden çıkabilmek için hem ailelerin hem de gençlerin süreci doğru yönetmesi ve erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor. Eskiden çağlar yüzlerce yıl sürerken, bugün 10-20 yıl içinde büyük değişimler yaşanıyor. Bu dönüşüm, beynin gelişim süreçlerini de etkilemiş olabilir." dedi.

Bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğinin gelişim algısını etkilediğini dile getiren Atlı, "50 yaşına gelmiş birinin kendini 20 yaşında hissetmesi farklı şekillerde yorumlanabilecek bir durumdur. Asıl sorulması gereken, kişinin 20 ile 50 yaş arasında nasıl bir yaşam sürdüğüdür. Eğer işlevsel ve üretken bir yaşam geçirmemişse, kendini hala 20 yaşındaymış gibi hissedebilir. Buna karşılık, spor yapan, kitap okuyan, sosyal aktivitelere katılan ve topluma katkı sağlayan bir yaşam sürmüşse, bu süreci kıymetli görür ve yaşına uygun bir olgunluk hisseder çünkü o 50 yılı dolu dolu yaşamıştır." ifadelerini kullandı.