Irak Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil’de Ortadoğu Araştırma Enstitüsü (MERI) tarafından gerçekleştirilen uluslararası forum, bölgesel ve uluslararası siyasetin en hassas başlıklarına ev sahipliği yaptı.
Forumun en dikkat çekici diplomatik teması ve ana gündem maddesi, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani arasındaki üst düzey zirve oldu. İkili arasındaki bu kritik buluşmada Türkiye’deki barış süreci, bölgesel güvenlik dengeleri, ekonomik iş birliği imkanları ve Kürtlerin ortak geleceği tüm boyutlarıyla masaya yatırıldı.
Bakırhan-Barzani zirvesi: Tarihi fırsat ve tam destek vurgusu
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, MERI Forumu kapsamındaki temasları çerçevesinde Tuncer Bakırhan’ı kabul ederek bölgesel istikrar açısından hayati öneme sahip görüşmeler gerçekleştirdi. Kürdistan Bölgesi Başkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, Türkiye’deki barış arayışları için yakalanan mevcut tarihi fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiği açıkça ifade edildi. Görüşmede, sürecin başarıya ulaşması ve kalıcı bir barışa evrilmesi amacıyla bütün tarafların yapıcı destek sunması konusunda tam bir görüş birliğine varıldığı kaydedildi.

Barzani, sürecin başarıyla sonuçlanması için gereken her türlü desteği vermeye hazır olduklarını yinelerken, barışın yalnızca Türkiye açısından değil, tüm bölgenin genel güvenliği ve refahı bakımından hayati bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Tuncer Bakırhan ise görüşmede Mesud Barzani ve Neçirvan Barzani’ye süreç boyunca üstlendikleri sorumluluklar, sergiledikleri yapıcı tutum ve sağladıkları katkılar nedeniyle ayrı ayrı teşekkür etti. Bölgesel iş birliğinin stratejik önemine dikkat çeken Bakırhan, yapılan zirvenin ardından şu değerlendirmelerde bulundu:
"Türkiye barışını sağlarsa Kürdistan Bölgesi daha çok güvende olacak. Türkiye’de barış olursa Irak Kalkınma Yolu projesi de iyi sonuç verir."
"İlk aşamanın sonundayız, sıra hükümette"
Zirvenin ardından forumda yaptığı kapsamlı konuşmada Türkiye’deki çözüm sürecine dair net ve kararlı mesajlar veren Tuncer Bakırhan, yaklaşık yarım asırlık çatışma ortamının ve acıların sonlandırılması için yakalanan ivmenin kesinlikle kaçırılmaması gerektiğini söyledi. Sürecin ilk aşamasının sonuna yaklaşıldığını belirten Bakırhan, PKK’nın Türkiye’deki güçlerini çektiğini ifade ederek bundan sonraki aşamada topun hükümette olduğunu ve somut adımların ivedilikle atılması gerektiğini dile getirdi.
Çözümün ancak diyalog, müzakere ve demokratik siyaset zemininde kalıcılaşabileceğini belirten Bakırhan, TBMM’de çerçeve yasanın gündeme gelmesini önemli bir eşik olarak nitelendirdi. Sürecin zaman zaman tıkanabileceğini veya ağır aksak ilerleyebileceğini ancak bu durumun kendilerini yıldıramayacağını ifade eden Bakırhan, kararlılık mesajını şu sözlerle yineledi:
"Şimdi yasanın uygulanması noktasındayız. Süreç ağır aksak ilerliyor olabilir ama biz kararlı mücadelemizle hızlandıracağız. Çerçeve yasanın da bir an önce uygulanması için daha çok mücadele edeceğiz. O masayı terk etmeyeceğiz. Her şeye rağmen masada sonuna kadar kalmaya devam edeceğiz. Çünkü çok iyi biliyoruz ki Kürtlerin geleceği müzakerede, diyalog, demokrasi ve masanın devam etmesindedir."
İkinci aşama için atılması gereken somut adımlar
Sürecin sağlıklı bir şekilde ikinci aşamaya geçebilmesi için bazı kritik adımların atılması gerektiğini belirten Bakırhan, bu konudaki beklentilerini ve şartlarını da açıkça sıraladı. Abdullah Öcalan’ın yasal statüsü ve sürecin yürütülmesindeki rolünün netleştirilmesinin hayati önem taşıdığını ifade eden Bakırhan; kayyum uygulamalarına derhal son verilerek seçilmiş belediye eş başkanlarının görevlerine iade edilmesinin, cezaevlerindeki siyasi tutukluların serbest bırakılmasının ve sürgündeki Kürtlerin ülkeye dönüşünün önündeki tüm yasal ve idari engellerin kaldırılmasının şart olduğunu söyledi.
Ayrıca çatışmalı sürecin Türkiye'ye geçmişte milyarlarca dolarlık ağır bir ekonomik maliyet yüklediğini hatırlatan Bakırhan, harcanan bu devasa kaynakların ülkenin altyapısına, kalkınmasına ve refahına aktarılması durumunda Türkiye'nin bugün çok daha farklı ve güçlü bir konumda olacağını vurguladı.