Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlüklerinin sayısının 81 ilde 185'e ulaştığını bildirdi.
Gürlek, Ankara Hakimevi'nde düzenlenen Hukuki Süreçlerde Aile Danışmanlığı Hizmetlerinin Etkinliğinin Artırılması Çalıştayı'nda konuştu.
Bir mahkeme kararının hukuki bir uyuşmazlığı sona erdirebileceğini söyleyen Gürlek, "Uyuşmazlığın insanların hayatında bıraktığı derin izler kararın verildiği gün itibarıyla ortadan kalkmayabilir. Bu nedenle adaletin gücünü yalnızca hükmün doğruluğundan değil, insan hayatına ve toplumsal barışa sağladığı katkı da aramalıyız. Adalet anlayışımızın merkezinde insan yer almaktadır. Her dosyanın ardında bir hayat, her uyuşmazlığın ardında bir hikaye, her çocuğun önünde ise korunması gereken bir gelecek vardır. İşte bugün gerçekleştirdiğimiz çalışmalar tam da bu anlayışın yansımasıdır." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hedefin hukukun güvencesi ve sosyal devletin koruyucu sorumluluğunu bir araya getirerek aile hukukuna ilişkin süreçlerde daha etkin, duyarlı ve bütüncül bir hizmet anlayışını güçlendirmek olduğunu vurgulayan Gürlek, "Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği üzere aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz." diye konuştu.
"Anayasamız ailenin korunmasına ilişkin devletimize önemli sorumluluklar yüklemektedir"
Ailenin yalnızca bireylerin hayatını değil, toplumun dayanışma kapasitesini ve gelecek kuşakların iyilik halini de doğrudan etkilediğini dile getiren Gürlek, "Anayasamızın 41. maddesi tam olarak bunu ifade etmektedir. Anayasamız bu maddeyle ailenin korunması ve özellikle anne ve çocukların korunmasına ilişkin devletimize önemli sorumluluklar yüklemektedir. Bu yaklaşım aileye ilişkin politikalarımızın hukuki temelini oluşturmakta, bizlere koruyucu, destekleyici ve önleyici mekanizmaları birlikte geliştirme ödevi vermektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Boşanmanın yalnızca iki yetişkin arasında hukuki ilişkilerin sona erdirilmesi olmadığını belirten Akın Gürlek, "Boşanma ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutları olan ebeveynlik ilişkilerini, çocukların günlük yaşamını ve aile bireylerinin geleceğe ilişkin beklentilerini etkileyen bir süreçtir. Bizim için esas olan insan onurunu, bireylerin güvenliğini, hakların ve çocuğun üstün yararının korunmasıdır. Bütün çabamız aile ilişkilerinin yeniden şekillendiği bu hassas dönemlerde çocuklarımızın kendilerini güvende hissedebilmelerini ve geleceğe umutla bakabilmelerini sağlamaktadır." açıklamasını yaptı.
"Aile danışmanlık hizmetleri, yargısal süreci tamamlayıcı imkanı sunmaktadır"
Hiçbir çocuğun anne ve babası arasındaki uyuşmazlığın tarafı olmak zorunda bırakılmaması gerektiğinin altını çizen Gürlek, şöyle devam etti:
"Çocukların üstün yararını esas alan, onların görüşlerine, gelişim düzeylerine uygun biçimde değer vermek, güvenliklerini önleyecek ebeveynleriyle sağlıklı işbirliği kurmalarını desteklemek ve yaşadıkları sürecin etkilerini bütüncül biçimde değerlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Velayet ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin süreçlerde bu yaklaşım hayati önem taşımaktadır. Çünkü bir çocuğun korunması toplumun da güçlendirilmesidir. Çocuğun üstün yararı yalnızca hukuki bir ilke değil, devletimizin geleceğe karşı taşıdığı sorumluluğun en somut örneğidir. Bu noktada aile ve ebeveyn danışmanlık hizmetleri, yargısal süreci tamamlayıcı nitelikte önemli bir imkan sunmaktadır. Bu hizmetler tarafların yaşadıkları süreci anlamlandırmalarına, çatışmaları azaltmalarına, çocuk odaklı iletişim kurmalarına ve ebeveynlik sorumluluklarının daha sağlıklı biçimde sürdürülmesine katkı sağlamaktadır."
İnsan onuruna saygıyı, hak temelli yaklaşımı esas alan güvenli ve erişilebilir destek hizmetlerini güçlendirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Gürlek, "Aile danışma hizmetlerinin yaygınlaştırılmasıyla boşanma sürecinin etkilerine ilişkin farkındalığın artırılması, taraflar arasında asgari iletişimin desteklenmesi, velayet ve kişisel ilişki süreçlerinde doğru bilgilendirmenin güçlendirilmesi ve ebeveynlerin çocuklarının ihtiyaçlarına odaklanabilmesini hedeflenmektedir. Bu çalışmaların kararların uygulanması sırasında yaşanan güçlüklerin azaltılmasına ve boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasının, önlenmesine de katkı sunmasını bekliyoruz." dedi.
Adalet hizmetlerinde başarının yalnızca ortaya konulan uyuşmazlıkları çözmekle ölçülemeyeceğini söyleyen Gürlek, "Uyuşmazlıkların ağırlaşmasını önlemek, bireylerin haklarını daha etkin kullanmalarını sağlayan ve toplumsal barışı destekleyen yaklaşımlar da büyük önem taşıyor. Biz de bu anlayışla aile danışmanlığı hizmetlerini yalnızca dava sürecindeki iletişim güçlüklerine değil, dava sonrasında ebeveynlik sorumluluklarına da katkı sağlayabilecek bir destek alanı olarak görmekteyiz." diye konuştu.
"Aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar yargı sisteminin önemli çalışma alanlarından biri"
Aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların etkin biçimde ele alınmasının yargı sisteminin önemli çalışma alanlarından biri olduğunu dile getiren Gürlek, şu bilgileri paylaştı:
"Bu anlamda ihtisaslaşmayı güçlendirecek önemli adımlarından biri olarak 2003'te aile mahkemeleri kuruldu. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre, boşanma davalarının ortalama görülme süresi 2020'de 199 gün iken 2025'te 163 güne düşürülmüştür. Bu azalma yargısal süreçlerin etkinliği bakımından dikkate değer bir gelişmedir. Bununla birlikte bizim için esas olan yalnızca daha kısa sürede karar verilmesi değildir. Hukuka uygun, hakkaniyetli, makul sürede ve bireylerin haklarını gözeten bir yargılama sürecini sağlanmasıdır. 2024'te 326 bin 69, 2025'te ise 309 bin 479 boşanma davası açılmıştı. 2026'da boşanma davası sayısı 242 bin 722'ye ulaşmıştır. Karar verilen dosya sayısı 2024'te 326 bin 328 iken 2025'te 315 bin 993, 2026'da ise bu sayı ise 235 bin 187'ye ulaşmıştır. 2026'da 139 bin 540 derdest boşanma davası bulunmaktadır. 2025 yılında davanın kabulüne karar verilen anlaşmalı boşanma oranı yüzde 42,9, çekişmeli boşanma oranı ise yüzde 21,6 olarak belirlenmiştir. Bütün bu veriler bize aile hukuku alanında destek hizmetlerinin güçlendirilmesinin yalnızca bireysel ihtiyaçlara değil, yargı hizmetlerinin etkinliğine de katkı sağlayabilecek bir politika alanı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle aile danışmanlığı hizmetlerinin geliştirilmesini, mahkemelerimizin iş yükünü azaltılması ve uyuşmazlıkların yeniden ortaya çıkma riskinin azaltılmasına katkı sunabilecek tamamlayıcı bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz."
Bugün bu kurumsal birikimi sosyal ve psikolojik destek hizmetleriyle tamamlayan daha bütüncül bir yaklaşımı gerçekleştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Gürlek, "2019'dan beri faaliyet gösteren Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlüklerimizin sayısı bugün 81 ilimizde 185'e ulaşmıştır. 15 Mayıs 2024 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Genelgesi ile ortaya konulan vizyon, aileye yönelik politikaların bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesinin önemini vurgulamaktadır. Adalet Bakanlığımızda Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı çerçevesinde sorumluluklarını ilgili birimler aracılığıyla yerine getirmektedir." dedi.