Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ozan Diren, Dünya Gazetesi'nden Recep Erçin'e Türkiye'nin sanayi politikaları, imalat sektöründeki büyüme ve enflasyonla mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sanayideki büyümenin son yıllarda belirgin biçimde zayıfladığını belirten Diren, sanayi büyümesinin son üç yıldır yüzde 2-2,5 bandını aşamadığını söyledi. Bu büyümenin önemli bir bölümünde savunma sanayisinin katkısı bulunduğunu belirten Diren, öncelikle sanayideki yavaşlamanın nedenlerinin doğru şekilde analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Diren, Türkiye'nin net, uzun vadeli, somut hedefleri bulunan ve sıkı şekilde takip edilen yeni bir sanayi stratejisi oluşturması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

"Sanayi büyümesi son üç yıldır yüzde 2-2,5 bandını aşamıyor; bunun azımsanmayacak bir kısmı da savunma sanayisi katkısından geliyor. Öncelikle bunun nedenlerini doğru anlamamız gerekiyor. TÜSİAD olarak günümüzün ihtiyaçlarını ve gelecek öngörülerini dikkate alan 10 yıllık-15 yıllık stratejilerin, iktisadi planların öneminin altını çiziyoruz. Hangi teknolojilere odaklanacağız, hangi sektörlere odaklanacağız, ülke rekabet stratejilerimiz ne olacak; sektörel ve bölgesel bazda netleştirmeliyiz. Bu planların kamunun liderliğinde iş dünyası ile istişare içinde dizayn edilmesi bir ihtiyaç. Ülkemizin bu tarz planlara ve bunun ötesinde her kesimin bu planları içselleştirmesine ve uygulamasına ihtiyacı var. Örneğin bu istişarelerde lokomotif sektörler, net ihracatçı sektörler dikkate alınmalı, desteklerin nasıl konumlanması gerektiği gibi konularda da net bir tablo çizilmeli. Kamu ve özel sektör aynı orta-uzun vadeli hedeflerde hizalanmalı. Böylece tüm sanayimizin öngörülebilir bir ortamda plan yapma kapasitesine yeniden sahip olmasını sağlayabiliriz."

"Enflasyonu kalıcı olarak aşağı çekmek çok zorlaşıyor"

Türkiye'deki enflasyon sorununa da değinen Diren, kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarından ibaret olmadığını, gelirin daha adil paylaşılması ve yaşam standartlarının yükseltilmesi gerektiğini söyledi. Enflasyonun düşürülmeden adil bir gelir dağılımına ulaşmanın mümkün olmadığını belirten Diren, enflasyonla mücadelenin oluşturduğu maliyetin de toplumun farklı kesimleri arasında dengeli paylaşılmadığını ifade etti. Diren, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kalkınma, büyümenin tüm kesimlere kapsayıcı şekilde yansıdığı, gelirin daha adil paylaşıldığı ve yaşam standartlarının yükseldiği bir süreç. Enflasyonu düşürmeden adil bir gelir dağılımına erişilmesi söz konusu değil, enflasyonun düşmesi şart. Enflasyonla mücadelenin yarattığı maliyet de toplumda dengeli paylaşılmıyor. Enflasyonu düşürmenin yanında teknolojik gelişmelerin istihdama etkisini dikkate alan bir büyüme stratejisine geçmek gerekiyor."

Sadece gıda sektöründe değil, hizmet ve eğitim sektörlerinde de maliyetlerin oldukça yükseldiğine dikkat çeken Diren, sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelerde artan maliyetlerin fiyatlara yansıdığını belirtti. Diren, enflasyonla mücadelede tarım ve tarıma dayalı sanayinin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sektörlerle bir araya gelip konuştuğumuzda toplam maliyetlerinin çok arttığını kalem kalem anlatıyorlar. Ve bu ister istemez fiyatlara yansıyor. Böyle bir durumda fiyatlama davranışlarını ve beklentileri yeniden düzeltmek, enflasyonu kalıcı olarak aşağı çekmek çok zorlaşıyor. Öncelikle tarım ve tarıma dayalı sanayiyi birlikte ele almalıyız. Bölgesel tarımsal üstünlüklerimizi ve beslenme ihtiyacımızı merkeze koyan, etrafında tarıma dayalı sanayiyi yapılandıran, gıda israfını azaltan ekosistemler geliştirmeliyiz."