Trabzon'un Yomra ilçesinde 73 yaşındaki Hüseyin İskender, 54 yıldır saat tamirciliği yaparak mesleğine olan tutkusunu sürdürüyor. Henüz 17 yaşındayken başladığı meslekte yarım asrı aşkın süredir duvar, köstekli, kol ve masa saatlerini tamir eden İskender, işini severek yapabilmenin gururunu yaşıyor.

Mesleğine duyduğu sevginin ilk günkü gibi devam ettiğini belirten İskender, ustalarının yetişmesinde önemli payı olduğunu vurguladı. "Hala usta olmuş değilim. Çünkü ilmin sonu yok. Halen öğreniyoruz ama bu mesleğe büyük bir aşkla başladım. Gerçekten çok sevdim ve seviyorum. Zaten meslek sevilerek seçilmelidir ki başarıya ulaşılsın." diyen İskender, mesleğe başladığı dönemde saatçiliğin popüler olduğunu ve tamiri kısa sürede öğrenmesinin yoğunluktan kaynaklandığını aktardı.

Mesleğinin bitmeyeceğine inandığını dile getiren İskender, şunları söyledi: "Saatçilik mesleği belki 'kaybolmaya yüz tutmuş bir meslek haline geldi' deniyor ama ben çok da katılmıyorum. Çünkü 1700'lü yıllardan saatler geliyor hala elimize. O kadar antika, harika saatler var ki günümüzde hala hizmet veriyor. Bu bakımdan meslek ölmez. Evet, bugün akıllı saatler çıkmıştır, telefondan bir farkı yoktur. Bizim esas eğitim görmüş olduğumuz meslek mekanik üzerine ama biz teknolojiyi de takip ediyoruz, geri kalmış değiliz. Dijital saatlerde de bilgimiz var. Onların ayarlarından, bakımlarından elimizden geldiği kadar bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz. Mesleği sevmek budur zaten."

Sağlıklı olduğu sürece işini sürdüreceğini ifade eden İskender, mesleğin inceliklerini anlattı: "Usta 'tik tak' sesini duyduğu zaman onun en mutlu anıdır. O da karakterinin bir yansımasıdır. Bu olmasa zaten sanatın zevki olmaz. Yani öyle bir makineyi siz yapıyorsunuz. Bu çalışıyor ve müşterinize sunuyorsunuz. Bu çok mutluluk verici bir şey. Saatler, bir mekanizmanın ötesinde zamanın ruhuna yüklenen anıları kurtaran bir sanattır. Yani siz o saati tamir ettiğiniz zaman o anıları da kurtarmış oluyorsunuz. Saatçilik çok saygı, sevgi ve aşk duyduğum bir sanattır."