Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ve hakkında 69,5 yıldan 217 yıla kadar hapis cezası talep edilen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, davanın 3'üncü duruşmasında hakim karşısına çıktı.
Bolu 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde, mahkeme salonuna dönüştürülen Sosyal Bilimler Lisesi’nde görülen duruşmaya, Özcan tutuklu bulunduğu Ankara Sincan Cezaevi'nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Yüz yüze savunma hakkının elinden alındığını belirten Özcan, mütalaadaki suçlamaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savundu.
Dava süreci ve istenen cezalar
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianamede, Özcan’ın yanı sıra 4’ü tutuklu 19 sanık yargılanıyor. Soruşturma sürecinde Bolu Belediye Başkanı Özcan ile birlikte Belediye Başkan Yardımcıları Süleyman Can ve Leyla Beykoz, BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız, BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Aydan Özdemir, Belediye Meclis Üyesi Cihan Tutal, Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ve Bolu Manavlar Odası Başkanı Mustafa Altındal tutuklanmış, ilerleyen süreçte Leyla Beykoz, Aydan Özdemir, Naim Ayhan ve Cihan Tutal tahliye edilmişti.
Geçen ay görülen 2'nci duruşmada Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıklamıştı. Mütalaada, Tanju Özcan için 32 mağdura karşı 'Nitelikli dolandırıcılık' suçundan etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak, 'Zincirleme şekilde icbar suretiyle irtikap', 'İcbar suretiyle irtikap', 'İcbar suretiyle irtikapa teşebbüs' ve 'Rüşvet alma' suçlarından toplam 69,5 yıldan 217 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Diğer 18 sanık hakkında da değişen oranlarda hapis cezaları istenirken, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamı talep edilmişti.
"Bolu Belediyesi benim dönemimde dolar bazında yüzde 109 büyüdü"
Esas hakkındaki mütalaaya karşı ayrıntılı bir savunma yapan Tanju Özcan, belediye başkanlığı yaptığı dönemdeki icraatlarını ve başarılarını anlattı. Mütalaada ciddi sıkıntılar bulunduğunu öne süren Özcan, belediye başkanlığının zorluklarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Mütalaa ile çok sıkıntılar olduğunu gördük. Kurban olayında zincirleme suç hükümleriyle ilgili hiçbir talep yok. Belediye başkanlığı en zor iş. Altyapıdan, üstyapıdan her şeyden sen sorumlusun. Kar yağar dertlenirsin, sel olur suyun içinde kurbağa gibi dolaşırsın. Yılda 30 kez yurt dışına çıkan bir sürü belediye başkanı var. Ben sadece 1 kez yurt dışına çıkmışım. Bolu Belediyesi, benim görev yaptığım süreçte dolar bazında yüzde 109 büyüdü. 7 yıllık belediye başkanlığı görevimde her zaman en başarılı belediye başkanı seçiliyordum."
"Vakfın paralarının nereye gittiği belli, cebimize giren yok"
Altyapı ve üstyapı yatırımlarının ötesinde sosyal projeler hayata geçirmek istediklerini belirten Özcan, BOLSEV Vakfı'nı kurarak yüzlerce öğrenciye burs verdiklerini ifade etti. Soruşturma kapsamında yöneltilen suçlamalara tepki gösteren Özcan, savunmasında şunları kaydetti:
"Altyapıyı, üstyapıyı en iyi şekilde yaptık ve yetmedi bana, farklı bir şeyler yapmam lazımdı. 'Görevim dışında neler yapabilirim' diye düşündüm ve vakfı kurarak, vakıf olarak yüzlerce öğrenciye burs verdik. Bir yandan da para biriktirip huzur evi yapmayı beklerken bizim beklentimiz sadece Allah razı olsun denilmesiydi. Bunu beklerken ‘Yolsuzluk yaptınız’ dediler. Vakfın paralarının nereye geldiği belli, kim için harcandığı belli, bir kuruş cebinize girmiş diyen yok. Harcamalarında bir şaibe yok. Marketlerden icbar ile para toplamışsınız diyor savcılık bize. Bu paraların nereye gittiği bizi ilgilendirmez, irtikabın konusu bu değil diyor."
"Algı yapılıyor, Türkiye’nin en kirli belediyelerinden biri gösteriliyoruz"
Belediyeye yönelik operasyonların siyasi ve algı amaçlı olduğunu savunan Özcan, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarına değindi. Özcan, "MASAK’a sormuşlar gözaltına alındıktan sonra tutuklu ve tutuksuz olanların hesap kayıtlarına bakmamış ve şüpheli hesap hareketi yok ve bu neden iddianamede yok. Bu konuyu dikkate almanızı istiyorum. Zenginden alıp fakire verdik. Türkiye’nin en kirli belediyelerinden biri olarak gösteriliyoruz. 10 tane operasyon yapılıp algı yapılıyor. Belediye çalışamaz hale getiriliyor" dedi.
"İrtikap suçunda savcı 2 gram sinekten 5 kilo yağ çıkarmaya çalışmış"
Market yetkililerinden vakfa para alındığına ve kurban bağışı iddialarına ilişkin de detaylı savunma yapan Özcan, suçlamaların mesnetsiz olduğunu belirtti:
"Market olayında icbarda bulunduğumuz ifade ediliyor. Mütalaada savcıların dayanakları nedir? Belediyede toplantı yapılmış iddianamede de tarih net değil. Mütalaada da tarih belirtilmemiş. Reklam bedellerini market sahiplerine dağıtmışız, öğrencilere yardım yapacağız demişiz. Toplantıda küfretmedim ve bana küfrederek icbarda bulunmuşsunuz deniliyor. Sonra da denetimde bulunmuşsunuz deniliyor. 'BOLSEV Vakfı'na gelir elde etmek için reklam anlaşması yapıldı deniliyor. Evet yaptık. Marketler reklam veriyor. Biz de reklam pastasından pay almak istedik. İrtikap yapacaksınız ve bunu yazılı şekilde yapacaksınız. İcbar edilecek insan var, edilmeyecek insan var. Biz onlara üst yönetimlere teklifimizi iletin diye verdik. Burada icbardan söz etmek mümkün değil. İrtikap suçunda savcı, 2 gram sinekten 5 kilo yağ çıkarmaya çalışmış. Ortada suç yok, beraat kararı vereceğinize inanıyorum."
Kurban bağışı iddialarına da değinen Özcan, Ali Sarıyıldız'ın ifadeleriyle ilişkilendirildiğini ancak kendisine bu konuda herhangi bir talimat vermediğini, ortada harcanmış bir para olmadığını ve 34 mağdurdan hiçbirinin şikayetçi olmadığını vurguladı.
"Serbest kalmak istiyorum"
Savunmasının kapanış bölümünde tahliye talebini yineleyen Tanju Özcan, sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evde kedi gibi oturacağım. İsterse Öcalan’ı çıkarsınlar isterlerse mültecileri doldursunlar umurumda değil. Evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım."
Duruşma, Özcan'ın ve avukatlarının savunmalarının ardından yarın sabaha kadar ertelendi.