ABD ile İsrail’in İran’a açtığı savaşta 45 gün geride kalırken, değişen savaş yöntemleri hep gündemde oldu. Savunma ve dış politika analisti Suat Delgen, bu bağlamda öne çıkan noktaları, ABD’nin deniz ablukasını ve Türkiye’nin atabileceği adımları Cumhuriyet’e anlattı.

SOSYAL MEDYA KULLANIMI VE HÜRMÜZ

Delgen ilk olarak, mozaik savunma doktrininin İran için bir oyun değiştirici olduğunu söyleyerek, “Normalde bir ya da iki komuta merkezi olur, buraları vurduktan sonra düşmanın komuta sistemlerini zapturapt altına alırsınız. Ancak İran dağıtık bir mimaride savaştığı için uzun süre dayanabildi” dedi.

İran’ın atlamalı frekanslar kullanarak elektronik harbe karşı başarılı bir sınav verdiğini de belirten Delgen, “Ayrıca İran, saldırılarını sermaye merkezi olan, istikrar adası olarak görülen Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönlendirerek, buradaki veri merkezlerini vurarak, bütün dünyanın dikkatini buraya çekti. ‘Bu savaş sadece beni yakmaz, herkesi yakar’ dedi. Dolayısıyla küresel sermayeyle işbirliği içerisinde olan İngiltere ve Avrupa Birliği ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri'nin NATO’dan taleplerine tepkisiz kaldılar” sözlerini kullandı.

İran’ın bu süreçte güçlü bir kamu diplomasisi yürüttüğünü de ifade eden Delgen, “İngilizce yayın yapan Arap kanallarını takip ettiğimde, konuya hakim İranlı akademisyenlerin yayınlara katıldığını gördüm. Tezlerini çok iyi anlattılar. Artı İran, sosyal medyayı, büyükelçilikleri aracılığıyla çok iyi kullandı. İran rejimi aslında çok popüler ve matah bir rejim olmamasına rağmen, böylece sempati kazandı” değerlendirmesini yaptı.

ABD’NİN DENİZ ABLUKASI NİÇİN?

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasına işaret eden Suat Delgen, “Bunu öyle bir anda yaptılar ki, dünya kamuoyu çok fazla itiraz etmedi. ‘Adamlar ölüm kalım mücadelesi veriyor, ne yapsınlar’ gibi bir algı oluştu. Ama savaş ilerledikçe, Körfez ülkelerinin canı daha çok yandıkça, artık herkes problem yaşamaya başladığından, İran üzerinde uzlaşma baskısı artıyor” ifadelerini kullandı. Sözü ABD’nin önceki gün başlayan deniz ablukasına getiren Delgen, “Anladığım kadarıyla burada birkaç maksat var. İlki, Devrim Muhafızları’nın petrol ticaretini keserek onların elini zayıflatmak. İkincisi, İran’da lider kadrodan çok fazla insan öldürdükleri için, beraber çalışılabilecek bir İran yönetimi oluşturmak ve böylece Hürmüz’ü doğrudan ya da dolaylı kontrol etmek. Üçüncüsü ise Amerika, Körfez ülkelerinde yatırımları olan Çin’in etkisini kırmak istiyor. Bu yüzden Çin, belli bir noktada, daha fazla zarar görmemek adına İran’a ‘Dur’ demek zorunda kalacak” sözlerini sarf etti. Öte yandan Yemen’deki İran destekli Husilerin Babülmendep Boğazı’nı kapatma ihtimalinden bahseden Delgen, “Bunun gerçekleşmesi halinde Mısır, gelirleri düşeceği için sessiz kalmayacak. Mısır'ın sessiz kalmadığı bir yerde, Suudi Arabistan'ın ve diğer Körfez ülkelerinin de daha cesaretli hareket edeceği ve Pakistan'ın, ittifak anlaşması nedeniyle Suudi Arabistan yanlısı bir tavır almak zorunda kalacağı şartlar oluşabilir. Bu da İran’a baskıyı artırabilir” dedi.

‘EN KRİTİK NOKTA YAPAY ZEKÂ VE AÇIK KAYNAK İSTİHBARAT KULLANIMI’

Delgen bunların yanında, “Bana kalırsa savaşın en kritik, en dikkat çekici yönü, açık kaynak istihbarat sistemleri ve yapay zekâ sistemlerinin beraber, etkin bir şekilde kullanılması. Böylece hedefleme yapılması. ABD, 13 bin hedefe angaje olunduğunu açıkladı. 13 bin angajman için istihbarat hazırlığı, verinin toplanması, analiz edilmesi, daha sonra bunların hedeflenmesi ve bu hedeflere gidecek uçaklara emirlerin çıkarılması… Bunlar normalde ciddi bir bir insan gücü gerektirir, fakat bu savaşta bunları yapay zekâ temelli açık kaynak sistemler yaptı” dedi. Delgen, bunun zaman zaman, istenmeyen sonuçlar yarattığından da bahsetti. Ayrıca, ABD’nin uydu tabanlı keşif gözetlemesinin, İran’ın başlangıçtaki füze kabiliyetini ciddi oranda azalttığını söyledi.

‘TÜRKİYE ANTİ BALİSTİK SİSTEMİNİ DERHAL OLUŞTURMALI’

Türkiye’nin tüm bu tablodan çıkarabileceği dersler konusunda ise Delgen, “Çelik Kubbe ya da ismine ne derseniz deyin, bütün savunma sanayi projeleri gözden geçirilerek, bütçelendirme önceliklendirilerek, gerekli ARGE çalışmaları yapılarak, derhal balistik hava füze savunma sistemine sahip olunması gerekiyor. İkincisi de Türkiye insansız hava araçlarında ciddi bir başarı kazandı, fakat bu sektör çok süratli değişiyor. Bu konuda Türkiye ile Ukrayna arasında ciddi bir işbirliği geliştirilebilir. Türkiye ve Ukrayna Körfez pazarına beraber girebilirler. Ancak burada Rusya ile arka kapı diplomasisinin de iyi yürütülmesi, dengelerin gözetilmesi gerekiyor” dedi.