Karmaşık dil kapasitesinin yalnızca Homo sapiens olarak adlandırılan modern insana özgü olduğuna dair yaygın inanış, genetik bilimi tarafından yeniden yazılıyor. Science Advances dergisinde yayımlanan güncel bir araştırma, konuşma ve dil becerilerimizin temelini oluşturan genetik altyapının, türümüzün Neandertal ve Denisovalı soylarından ayrılmasından çok daha önce ortaya çıktığını kanıtladı.
350 ÇOCUĞUN GENOMUNDA ORTAYA ÇIKAN NEANDERTAL İZLERİ
Iowa'da 350 ilkokul çocuğunun dil yetenekleri ve genomları incelendi. Dil becerisiyle en güçlü ilişkili genetik mutasyonların, "İnsan Atalarında Hızla Evrimleşen Bölgeler" (HAQERs) adı verilen spesifik genetik bölgelerde yoğunlaştığı tespit edildi. Bu bölgelerdeki varyantların dil kapasitesi üzerindeki etkisi, genomun diğer kısımlarındaki varyantlardan 188 kat daha fazla.

ARKEOLOJİK KANITLAR GENETİKLE ÖRTÜŞÜYOR
Iowa Üniversitesi'nden Prof. Dr. Jacob Michaelson, bulguların dil donanımının sanılandan çok daha eski olduğunu gösterdiğini belirtti. Dr. Michaelson, "Bulduğumuz en çarpıcı gerçeklerden biri, Neandertallerin modern insanlarla en az aynı seviyede, hatta belki biraz daha fazla dil gelişimini destekleyen genetik varyanta sahip olmasıdır" dedi. Bu genetik altyapı, Neandertallerin karmaşık bir iletişim sistemi kullanmış olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
EVRİMİN KRİTİK BEDELİ: "DOĞUM İKİLEMİ"
Araştırma, dil kapasitesini artıran genlerin yaklaşık 20 bin yıldır sabit kaldığını gösterdi. Bunun nedeni, bu genlerin bebeklerin beyin gelişimini hızlandırarak daha büyük kafa yapısıyla doğmalarına yol açması. Modern tıp öncesinde bu durum anne ve bebek için hayati risk taşıyordu, bu nedenle evrimsel süreç dil gelişimini belirli bir sınırda tutarak türün devamlılığını sağladı.





