Meksika'da Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin lideri Nemesio Rubén Oseguera Cervantes'in, 22 Şubat'ta Meksika güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonda öldürülmesi ülkede geniş çaplı şiddet olaylarına yol açtı. Meksika hükümeti, bu operasyonda ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) istihbarat desteği sağladığını açıkladı. Liderlerinin öldürülmesinin ardından kartel üyeleri, ülkenin 20 eyaletine yayılan saldırılar düzenledi ve güvenlik riskini üst seviyeye taşıdı.
ABD Başkanı Trump, uzun süredir Meksika'nın uyuşturucuya karşı daha etkin mücadele yürütmesini talep ediyor. ABD'nin arananlar listesinde yer alan Cervantes hakkında bilgi verenlere 10 milyon dolar ödül vadedilmişti. Bu gelişmeler, ABD-Meksika ilişkilerinde güvenlik ve sınır ötesi işbirliği tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Latin Amerika uzmanı Aylin Topal, Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un bu operasyonla ABD'ye ülkesinin egemenliğini vurguladığı görüşünde. Topal'a göre, Meksika'nın ABD'den baskı görmesi, ülkenin Küba'ya en fazla yardım eden devletlerden biri olmasıyla da ilişkili. Operasyon sonrası çete üyeleri ülkenin üçte ikisinde yaşamı durma noktasına getirirken, kartel yapay zeka kullanarak çeşitli görüntüler üretti ve sosyal medyada yayımladı. Topal, kartel ve ordu arasında güç mücadelesinin sürdüğünü belirtiyor.
Kartellerin silah gücünün artmasında ABD'nin rolüne dikkat çeken Topal, son dönemde Amerikan ordusuna ait ağır mühimmatın kartellerin eline geçtiğini ve ele geçirilen silahların ABD menşeli olduğunu vurguluyor. Kartellerin yerel halkla kurduğu ilişkide korku ve rıza unsurlarının bir arada bulunduğu ifade ediliyor.
ABD'nin Latin Amerika'da izlediği politikaların kartellerin yükselişinde etkili olduğu, özellikle 1950-1960'lı yıllarda kontrgerilla yapılarının ABD tarafından desteklenmesiyle bu ağların güçlendiği aktarılıyor. Devletin sosyal ve güvenlik alanlarında bıraktığı boşluklar, kartellerin alternatif yapı olarak öne çıkmasına yol açtı. Neoliberal politikaların yarattığı güvencesizlik ve yoksulluk, kartellerin toplumsal tabanını genişletti.
Uyuşturucu ticaretinin Kolombiya ve Peru gibi ülkelerden ABD'ye geçişinde Meksika önemli bir güzergah olarak öne çıkıyor. Son yıllarda sentetik uyuşturucuların ABD'de yaygınlaşması, Trump yönetiminin Meksika'ya yönelik eleştirilerini artırdı. Topal, yaşanan krizin temelinde ABD'deki yüksek talebin yattığını ve makro politikalarla ele alınması gerektiğini savunuyor.
Çete yapılarının güçlenmesi ve suçun küreselleşmesi, yalnızca Meksika'yı değil, benzer toplumsal ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olan diğer ülkeleri de etkiliyor. Tarihsel örneklerle birlikte, suç ve yoksulluğun küresel ölçekte yayıldığına dikkat çekiliyor. Özellikle gençleri hedef alan kamu politikalarının gerekliliği vurgulanıyor.