Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "İki asır önce parçalanmaya başlayan geniş coğrafyamızın insanlarını bir araya getiriyor, birleştiriyor ve ortak bir amaç doğrultusunda buluşturmak için tüm gayretimizle çalışıyoruz. Bundan sonra ülkemizde çok daha parlak günler yaşanacak ve çok daha güçlü bir Türkiye'yi inşallah hep beraber inşa edeceğiz.
Mesele sadece bir rapor hazırlamak veya bir kanun çıkarmak değildir.
Yürüttüğümüz çalışma, bunların çok daha ötesinde, çok daha büyük bir konunun tam da başlangıcıdır" dedi.
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Malatya'ya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İnönü Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'ne iştirak etti.
Programa Kurtulmuş'un yanı sıra; Malatya Valisi Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, milletvekilleri, rektörler, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
'BU SÜREÇ, TÜRKİYE MODELİDİR'
Terörsüz Türkiye sürecinin ülkemize has bir model olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Dünyadaki tüm çatışma çözümü örneklerinden oldukça farklılaşan ve bir akademisyen olarak ifade ediyorum, başından beri de sürecin içinde olan biri olarak söylüyorum. Bundan sonra da dünyanın pek çok üniversitesinde çatışma çözümleri konusunda ders olarak okutulacak bir süreci yönetiyoruz. Bu süreç Türkiye modelidir ve bu modelin birkaç temel özelliğini sizlerle paylaşmak istiyorum. 6 tane ana vasfı var.
Bunlardan ilki. Biz bu yola girerken, başlarken kendi birikimimize, milletimizin değerlerine, ülkenin siyasi geçmişine, devletin tecrübesine ve hepsinden önemlisi toplumsal dayanışmamıza güvenerek hareket ettik. Türkiye modeli dediğimiz bu yapının birinci alametifarikası milli bir model olmasıdır.
Başka merkezlerde hazırlanan bir reçeteyi önümüze koyarak onunla Türkiye'nin önüne bir gündem getirilmedi. Başka başkentlerin bu hususla ilgili ne düşündükleri inanın ki hiçbir şekilde bizim için mevzubahis dahi olmadı.
Bu sürecin bir başka alameti farikası ise sürecin başından itibaren açık, şeffaf ve gerçekten tüm müzakerelerin halkın gözü önünde cereyan etmiş olmasıdır. Bunu sağlamak için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplumumuzun hemen hemen her kesiminden, çok farklı grupları bir araya getirmiş, bu konuda fikri olan herkesin görüşünü Meclis çatısı altında dile getirmesine imkan tanınmıştır.
Çünkü biliyoruz ki demokrasinin en büyük gücü, en aykırı fikirlerin bile ortak bir zeminde tartışılabilmesidir. Türkiye modeli bu çerçevede başından itibaren müzakereci demokrasinin en güçlü örneği olarak ortaya çıkmıştır" dedi.
'50 YILLIK PKK TARİHİNDE İLK KEZ OLAN BİR HUSUS'
Kurtulmuş, "Örgüt tarihinde ilk kez silahsızlanma, silahları bırakma ve örgütün kurumsal kimliğini feshetme iradesini ortaya koydu. 27 Şubat’ta yapılan, İmralı’dan gelen açıklamada ve daha sonra takiben yapılan diğer beyanlarda bu konu tüm açıklığıyla gündeme getirilmiştir. Özellikle örgütün kurucu ideolojisinin artık geçersiz olduğu, rasyonel sosyalizmin sürdürülemez bir düşünce yapısı olduğu, örgütün en üst yönetimi tarafından ifade edildi.
Ayrıca artık silahlı mücadeleyle Türkiye’de hiçbir sonuç alınamayacağı, bunun doğru bir yol olmadığı ve bunun için de silahlı mücadelenin sona erdirilerek silahsızlanma, silahları bırakma döneminin başlayacağı belirtildi. Bu da 50 yıllık PKK tarihinde ilk kez yaşanan bir durumdur.
İlk kez bu denli güçlü bir şekilde örgüt silahsızlanma ve örgütü feshetme iradesini ortaya koymuş oldu.
Bu da fevkalade önemli bir gelişmeydi" diye konuştu.
'467, MİLLET VİCDANININ DEVLET AklINA YANSIMASIDIR'
Kurtulmuş, "467 milletvekilimizin, her partiden 467 milletvekilimizin oyuyla kabul edildi. Değerli arkadaşlar, bu 467 tesadüfi bir rakam değildir. 467 aslında sadece bir sayı da değildir. 467, millet vicdanının devlet aklına yansımasıdır. Millet bize diyor ki bu sorunu çözün. Buraya kadar getirdiniz, bu sorunu mutlaka çözün, bitirin.
Bunun için de siyaset olarak sorumlu kalın, elinizi, gövdenizi taşın altına koyun ve bizi, ülkeyi bu meseleden kurtarın. Kardeşlerim esasında raporun hazırlanması bir kapıyı şöyle aralamıştır. Meclis'te 467 oyla bu yasanın kabul edilmesi ise bir kapıyı sonuna kadar açtı.
Önümüzde şimdi yeni bir kapı açılmıştır. Bu kapı barışın, esenliğin, selametin, kardeşliğin birlikte ortak bir geleceğe doğru yürümenin kapısıdır. Artık bundan sonra ülkemizde çok daha güzel günler olacak ve çok daha güçlü bir Türkiye’yi inşallah hep beraber kuracağız.
Şunu da samimiyetle ve açık yüreklilikle ifade etmek isterim. Değerli arkadaşlar, mesele ne sadece bir rapor hazırlamak ne sadece bir yasa çıkarmaktır. Yaptığımız iş, bunların çok daha üstünde, çok daha büyük bir meselenin tam da başlangıcıdır" dedi.
'PROVOKASYONLARA ASLA FIRSAT VERMEMEK GEREKİR'
Terörsüz Türkiye sürecine karşı çıkabilecek odaklara ilişkin uyarılarda bulunan Kurtulmuş, "Türkiye'de halkımızın kahir ekseriyeti bu konuya destek veriyor. Ancak bu mesele başarılı olmasın diye gayret edenlerin de varlığını biliyor ve bu konuda da tedbirli olmaya hepimizi davet ediyorum. İki tane temel meseleye dikkatlerimizi teksif etmek zorundayız.
Değerli arkadaşlar, bunlardan birisi provokasyonlara asla fırsat vermemek gerekir. Ancak ola ki düzenleri bozulacak olanlar, hesapları dağılacak olanlar, içeride ve dışarıdaki bazı odaklar bu konuda ismini de vererek söyleyeyim, savaş ve terör baronları bu konunun akamete uğraması için elinden gelen işi yapmaya çalışacaklardır. Özellikle bu konuyla ilgili kullanılan dilde iki uca savrulmamak mecburiyetindeyiz.
Bunlardan birisi ayrılıkçı söylemlerin artık Türkiye’de hiçbir şekilde karşılığı yoktur, karşılığı olmayacaktır, olmamalıdır. Artık Türkiye'de kimse ayrılıkçılık konusundaki siyasi fikirlerini güncelleştirerek milletin karşısına çıkamayacaktır. Çünkü birlikte olmanın, barış içerisinde, huzur içerisinde yaşamanın vereceği en önemli şeylerden birisi ortak vatan, ortak medeniyet, ortak millet bilinciyle hareket etme şuurudur.
Bu çerçevede hiç kimsenin ayrılıkçı söylemler kullanmasını istemiyoruz. Ancak ayrılıkçı söylem kadar tehlikeli olan bir başka söylem de ayrımcı söylemdir.
Herhangi bir toplum kesimini, herhangi bir etnik mensubiyeti, herhangi bir mezhebi ya da siyasi mensubiyeti aşağılayan, küçük gören, ötekileştiren bir dille konuşmak da Türkiye’nin geleceğine fevkalade büyük zarar verecektir. Onun için diyoruz ki ayrımcılık dili de en az ayrılıkçı dil kadar tehlikeli ve zehirlidir" diye konuştu.
'BU MESELE, HAYATİ BİR MESELEDİR'
Kurtulmuş, "En başta söylediğimiz Türk’ün gururu, Kürt’ün onurunu esas almayan hiçbir gelişme bu ülkede sonuç elde edemez. Burada fevkalade tutarlı bir şekilde devam ettik ve bugün geldiğimiz noktada da diyoruz ki Türk’ün istikbali de Kürt’ün istikbali de birbirine aittir ve her iki halk ülkemizin bölünmez bir bütünü olarak varlığını sürdürecektir. Ama çok şükür, bu bölgenin halklarını sınırlarla ayırdılar ama gönüllerini ayıramadılar.
Türk’ü Kürt’e, Kürt’ü Türk’e, Kürt'ü Arap'a düşman edemediler ve edemeyeceklerdir. İşte şimdi biz bu çabamızla çırpınıyoruz, yırtınıyoruz. Bu çabamızla bir şey yapıyoruz.
İki asır evvel dağılmaya başlayan geniş coğrafyamızın halklarını bir araya getiriyor, derliyor, toparlıyor ve ortak bir hedefe doğru yöneltmek için var gücümüzle mücadele ediyoruz. Onun için bu mesele bir siyasi partinin meselesi değildir.
Bu mesele sadece bir yasa çıkarma meselesi hiç değildir. Bu mesele sadece Türkiye'nin geleceği de değil, bütün bölgenin geleceğini ilgilendiren fevkalade hayati bir meseledir" dedi.
'ÇOK ÇETİN DÖNEMLER GERİDE KALMIŞTIR'
Kurtulmuş, "Öncelikle herhalde hepimiz kabul ederiz ki birinci asrını geride bıraktığımız Cumhuriyetimizin en yakıcı, en zor, en ağır sorunu terörle ilgili sorunumuzdur. Fevkalade büyük bedeller ödenmiş, on binlerce insanımız ölmüş, binlerce insanımız şehit olmuş, Türkiye 2,3 trilyon doların üstünde büyük bir ekonomik kayba neden olan bir belayla karşı karşıya kalmıştı.
Hatta bunun da ötesinde zaman zaman milletimizin de umutlarının yıkıldığı, Türkiye'de ayrışma, bölünme senaryolarının gündeme geldiği çok zor, çok çetin dönemler de geride kalmıştır. Şimdi Türkiye Cumhuriyetimizin ilk asrının en zor sorunu olan terör meselesini çözmek için bir yola çıktık ve önemli bir merhaleyi geride bıraktık.
İnşallah en kısa süre içerisinde tamamıyla terörün geride kaldığı, buradaki hatıraların, buradaki birikimlerin müktesebatın sadece bizim için tarihsel bir hafıza niteliği taşıdığı günlere inşallah ulaşacağız. Artık Cumhuriyet tarihimizin ilk asrının en önemli sorununu çözmek için başladığımız bu süreç önümüze yeni bir sorumluluk getiriyor.
Nasıl bu en büyük sorunsa bu sorunun çözülmesi ise Cumhuriyetimizin ikinci asrının en büyük projesidir" diye konuştu.
Konuşmaların ardından üniversitede yapımı tamamlanan derslik ve yeni binaların açılışı gerçekleştirildi.
