Lezzetli bir çikolata barı ile düşük kalorili bir alternatif arasında seçim yapmak zor olabilir. Ancak kilo verme sürecinde sadece ne yediğimize değil, yiyeceklere karşı zihniyetimize de odaklanmak büyük fark yaratıyor. Yemekten keyif almak, beklentilerimizi şekillendirerek ne kadar aç olduğumuzu etkileyebilir.

TATMİN ETMEYEN 'SAĞLIKLI MİLKSHAKE'LER

Yapılan araştırmalar, yiyeceklere dair inançlarımızın vücudumuzun tepkisini değiştirdiğini gösteriyor. Örneğin, yüksek kalorili bir milkshake içtiğine inanan kişilerin hormonal tepkileri, gerçekte tükettikleri kalori miktarından çok, içeceğin algılanan özelliklerine göre şekilleniyor. Katılımcılara aynı milkshake verilip biri "zevk dolu" diğeri "sağlıklı" olarak tanıtıldığında, "zevk dolu" olduğuna inananlarda açlık hormonu ghrelin seviyesinde daha belirgin bir düşüş gözlemlendi. Bu durum, yiyeceğe dair düşünce ve beklentilerin, vücudun açlık ve tokluk sinyallerini etkilediğini ortaya koyuyor.

"Yeterince yediğinize inanmak, vücudunuzun da sanki yeterince yemiş gibi tepki vermesini sağlıyor" diyen uzmanlar, kısıtlama odaklı bir diyetin ters etki yapabileceğini belirtiyor. Ghrelin metabolizmamızı etkilediği için, doygunluk hissetmemek ve metabolizmanın yavaşlaması, daha az enerji yakılmasına neden olabilir. Bu nedenle, kilo vermeye çalışırken şeker, yağ ve kalori alımını azaltmak ancak kısıtlama zihniyetinde olmak, daha az kilo kaybına yol açabilir.

ETİKETLEME NEDEN ÖNEMLİ?

Yiyeceklerin etiketlenmesi de bu konuda önemli bir rol oynuyor. Aynı besin içeriğine sahip iki protein barından biri "lezzetli", diğeri "sağlıklı" olarak etiketlendiğinde, "sağlıklı" olarak etiketlenen barı yiyenler daha az tatmin olmuş ve daha aç hissetmişlerdir. Bu, sağlık etiketlerinin keyif alma beklentisini azaltabildiğini ve sağlıklı olarak etiketlenen gıdaların daha az tatmin edici olabileceğini gösteriyor. Sağlıklı yiyecekleri tat ve keyfi vurgulayacak şekilde etiketlemek, insanların bu yiyeceklerden daha fazla hoşlanmasını sağlayabilir.

Sonuç olarak, kendinizi ödül yiyeceklerinden mahrum bırakmak yerine, bedenimize güvenmek ve "light" veya "azaltılmış" gibi yoksunluk çağrıştıran tanımlamalardan kaçınmak daha etkili olabilir. Proteinleri ve bol meyve-sebzeyi içeren işlenmemiş gıdalara odaklanmak, insan vücudunun beslenmek, ödüllendirilmek ve çekici bulmak üzere tasarlandığı prensibine dayanır. Ultra işlenmiş gıdaları azaltıp, bir "zevk zihniyeti" ile beslenmek, kısıtlamaya odaklanmak yerine vücudun ihtiyaç duyduğu şeyi aldığından emin olmayı sağlar. Zaman zaman keyif alınan bir ödül yiyeceği tüketmek, dengeli bir beslenme düzeniyle birlikte sağlıklı bir kiloyu korumada rol oynayabilir.