Türkiye sermaye piyasalarını sarsan Tera Grubu merkezli fon krizinin arkasındaki olaylar ve çok sayıda uyarıya rağmen sürecin neden zamanında önlenemediği kapsamlı bir araştırmayla gün yüzüne çıktı. Yatırımcılar, kamu görevlileri ve şirket çalışanlarıyla yapılan görüşmelere dayandırılan haberde, şirket içindeki yönetim kavgalarından düzenleyici kurumların tutumuna kadar kritik iddialara yer verildi.
Bloomberg’in aktardığına göre, Tera’nın hızla büyümesi ve kurucusu Emre Tezmen’in şirketi Türkiye’nin Goldman Sachs’ı olarak tanımlaması, bazı üst düzey yöneticileri rahatsız etmeye başladı. Şirketin yüksek getirilerini koruyabilmek için giderek daha fazla borçlanmaya yöneldiği, işlemlerin ölçeğinin ise düzenleyici kurumların dikkatini çekecek düzeye ulaştığı belirtildi.
Tera Grubu'nda yönetim krizi ve fiziksel kavga iddiaları
Şubat ayında Tezmen’in en yakın çalışma arkadaşlarından Emir Munir Sarpyener ile diğer üst düzey yöneticiler arasında sert bir tartışma yaşandığı ve bu durumun fiziksel kavgaya dönüştüğü öne sürüldü. Bazı yöneticilerin karşı çıktıkları işlemlere onay vermemek amacıyla görevlerinden ayrıldığı da aktarıldı.
Araştırmada, Tera’nın amiral gemisi niteliğindeki TLY fonunun kriz öncesindeki yükselişte merkezi rol oynadığı ifade edildi. Halka arz edilecek şirketlerin piyasaya sınırlı hisse sunmasıyla başlayan süreçte, Tera’ya bağlı fonların borçlanmayla desteklenen alımlarla fiyatları yukarı taşıdığı öne sürüldü. Benzer yöntemlerin Pusula Portföy gibi diğer fonlara da yayıldığı, fonların birbirlerinin paylarını satın alarak kapalı bir döngü oluşturduğu iddia edildi. Londra merkezli North of South Capital ortağı Kamil Dimmich bu yapıyı "manipüle edilmiş bir balon" olarak nitelendirdi.
Uyarılar yapıldı ancak müdahale gecikti
Borsa İstanbul denetçilerinin şüpheli hareketleri üstlerine defalarca bildirdiği, eski mali suçlarla mücadele yetkilisi Ramazan Başak gibi isimlerin de yıllardır eleştirilerini dile getirdiği aktarıldı. Sektördeki bazı isimlerin tehdit edildiği ve endişelerin yazılı kayda geçirilmekten kaçınıldığı ifade edildi. SPK ise kuralların uygulanmasındaki gecikmenin, sektörün diğer bölümlerine zarar vermeden değişiklik yapmanın zorluğundan kaynaklandığını bildirdi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Kasım 2025'teki manipülasyon uyarılarına rağmen işlemlerin sürdüğü belirtilirken, MSCI haziran ayında koordineli işlemler konusunda endişe bildirmiş, 16 Ekim'de ise Türkiye endekslerindeki bazı değişiklikleri dondurduğunu açıklamıştı.
300 milyar liralık talep ve siyasi yansımalar
Temmuz ayından itibaren Tera hisselerinin hızla gerilemesiyle yatırımcıların çıkış talepleri arttı. Pusula Portföy'deki kayıplarla derinleşen krizde, iki gruba bağlı fonlar ödeme yükümlülüklerini yerine getiremez hale geldi. Tera, karşılayamadığı fon geri alım taleplerinin 300 milyar lirayı (yaklaşık 6 milyar dolar) aştığını duyurdu.
Krizin siyasi bir boyut kazandığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eylül ayında ekonomi yönetimiyle acil toplantı yaparak bakanlara tepki gösterdiği ve piyasaları temizleme sözü verdiği aktarıldı. Erdoğan, süreçlerin ardından ekim ayında sermaye piyasası düzenleyici kurumunun başkanını görevden aldı.
Suçlamalar reddedildi
Dolandırıcılık ve suç örgütü kurma suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Emre Tezmen, şirketin organize bir spekülatif saldırının hedefi olduğunu savunarak iddiaları reddetti ve çöküşü düzenleyici değişikliklerin yarattığı paniğe bağladı. Yurt dışına kaçtığı iddia edilen Pusula Portföy başkanı Muhammed Yarız ise savcılığa kendi isteğiyle gittiğini açıkladı.