Gazeteci Fatih Altaylı, cezaevinde şüpheli şekilde ölen eski MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu dosyasının 15 yıl sonra yeniden açılmasıyla gündeme gelen Kurtlar Vadisi dizisini köşesine taşıdı.
Dizinin senaristlerinin “cinayeti ve geleceği önceden bildikleri” gerekçesiyle sorgulanmasına tepki gösteren Altaylı, yapımın senaryosuna karanlık ve gerçekçi boyutu kazandıran asıl ismin bugüne kadar fazla gündeme gelmeyen yazar Ömer Lütfi Mete olduğunu yazdı.
“Bu diziye derinliği verenler bugün adı geçen senaristler değil”
Fatih Altaylı, yazısında Kurtlar Vadisi'nin senaristlerine yönelik adli sorgulamayı ve kamuoyunda yürütülen tartışmaları ele aldı. Dizinin yaşanan olayları önceden nasıl bildiğinin mevcut senaristlere sorulduğunu belirten Altaylı, yapımın arkasındaki önemli ismin Ömer Lütfi Mete olduğunu ifade etti.
Altaylı, yazısında şu ifadeleri kullandı:
“Oysa bu diziye bu ‘derinliği’ verenler bugün adı geçen senaristler değil. Bir başka önemli isim var: Ömer Lütfi Mete. Ömer Lütfi Mete, kalp rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybettiği 2009 yılına kadar bu dizinin senaristleri arasındaydı. Siyasi görüşü, tarikat bağlantıları, devletle olan ilişkileri açısından ilginç bir figürdü. Kurtlar Vadisi senaryo ekibi içinde bana göre en dikkate değer ve dizinin gerçekçiliğinin oluşmasındaki en kilit kişi Ömer Lütfi Mete’dir.”
Altaylı, Kurtlar Vadisi'nin yaşanan bazı olayları önceden bilmesi üzerinden diziye “yerli Simpsonlar” muamelesi yapılmasını da eleştirdi.
Derin devlet kitabı ve Mahir Kaynak ayrıntısı
Altaylı, Ömer Lütfi Mete'nin Kurtlar Vadisi üzerindeki etkisini anlatırken yazarın geçmişteki çalışmalarına da dikkat çekti. Mete'nin konumunun anlaşılması için Mahir Kaynak ile birlikte kaleme aldığı Derin Devlet - Tanımlanamayan Güç kitabını hatırlatan Altaylı, yazısında şu ifadeleri kullandı:
“Mahir Kaynak ile birlikte Derin devlet- Tanımlanamayan Güç adlı kitabın yazarı olduğunu söylersem ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız diye umuyorum.”
Altaylı, bu çalışmanın Mete'nin devlet, derin yapı ve siyaset eksenindeki konumunu anlamak açısından önemli olduğunu belirtti.
15 yıl sonra açılan mezar ve dezenformasyon yasası vurgusu
Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünün 15 yıl sonra yeniden gündeme geldiğini ve mezarının açılarak olayın aydınlatılmaya çalışıldığını aktaran Altaylı, Kozinoğlu'nun ölümünün gerçekleştiği dönemde yapılan tartışmalar ile bugünkü ifade özgürlüğü ortamını karşılaştırdı.
Kozinoğlu'nun ölümünün o dönemde de “bir cinayet” olduğunun yazılıp çizildiğini hatırlatan Altaylı, bugünkü hukuki ortamla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne gelirsek. O zaman da pek çok kişi Kozinoğlu’nun ölümünün normal olmadığını, bunun bir tür cinayet olduğunu söyledi, iddia etti, yazdı. Sonuçta hiçbir şey olmadı. Bugün olsa bunlar yazılamazdı da, yazanlar hakkında hemen ‘doğru olmayan bilginin alenen yayılması’ suçlamasıyla dava açılır, yazanlar mahkum edilirdi. O gün bu yasa henüz olmadığı için söylenebilmişti.”
“Hukukun saygınlığını yok etti, tarikatlara hizmet etti”
Fatih Altaylı, Kurtlar Vadisi'nin 12 yıl boyunca Türkiye'ye zarar verdiğini belirterek, dizinin yayınlandığı dönem boyunca adalet ve hukuk devleti anlayışı üzerindeki etkisine ilişkin geçmişte kaleme aldığı eleştirilerini de hatırlattı.
Altaylı, dizinin gençler üzerindeki etkisine, hukukun üstünlüğü anlayışına ve devlet-mafya ilişkilerinin sunuluş biçimine yönelik eleştirilerini şu sözlerle aktardı:
“Kurtlar Vadisi dizisinin gençler üzerinde olumsuz etki yaptığını, hukukun saygınlığı ve üstünlüğü fikrini yok ettiğini, ihkakı hak kavramını kutsallaştırarak yasadışılığı geçerli kıldığını ve adalet kavramını yıprattığını, devleti güçsüz, mafya ve devlet içi çeteleri güçlü gösterdiğini, birtakım tarikat ve cemaatlere hizmet ettiğini yazıp durdum.”





