CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Üsküdar Belediyesi’nde yeniden yapılan başkanvekilliği seçiminin Cumhur İttifakı’nın adayı Dündar Ziya Gültekin’in kazanması üzerine açıklamalarda bulundu. Sarı, seçim sonucunun CHP açısından üzüntü ve öfke yarattığını belirterek, yaşananların Türk siyasi hayatında kara bir leke olarak yer aldığını söyledi.
Üsküdar Belediyesi’nde başkanvekilliği seçimi, mahkemenin daha önceki seçime ilişkin iptal kararının ardından bugün yeniden gerçekleştirildi. Dört tur süren oylamanın sonucunda Cumhur İttifakı’nın adayı Dündar Ziya Gültekin, CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya karşısında üstünlük sağladı. Gültekin, böylece Üsküdar Belediyesi’nin yeni başkanvekili oldu.
Seçim sonucuna ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Sözcüsü Müslim Sarı, partisi açısından ortaya çıkan tablonun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarı, “Hem üzgünüz hem öfkeliyiz. Karışık duygular içindeyiz. Türk siyasi hayatına kara leke olarak geçti” dedi.
Partisinin Üsküdar İl Başkanlığı'nda açıklama yapan CHP Sözcüsü Sarı, şöyle konuştu:
"Yaklaşık 1 haftadır takip ettiğimiz süreç olumsuz sonuçlandı. Üzüntülü olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Hem üzgünüz, hem öfkeliyiz. Karışık duygular içindeyiz. Türk siyasi hayatına kara leke olarak geçti. Üsküdar, CHP için son derece önemli bir yerdi. Çok uzun bir zaman sonra Üsküdar'da belediyeyi kazanma başarısını göstermiştik. Önceki iki seçimde kılpayı kaçırmıştık. Örgütümüz bu konuda çok çaba sarf etti. Nihayet 2024 yılında geçmiş yılların birikiminin ödülünü kazandı CHP. Sayın Sinem Dedetaş seçildi. Ondan sonraki süreçler zaten kamuoyunun bilgisi dahilinde, kamuoyunun gözlemleri dahilinde hep beraber izledik. Hep beraber bu süreçleri yaşadık. Daha sonra başkanımız tutuklandı. Tutuklandıktan sonra yine malumlarınız olduğu üzere bir belediye başkan vekili seçimi yapıldı. Belediye başkan vekili seçiminde de yine 4. turda Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı belediye başkan vekili oldu. Yani 5 Ağustos'ta bir kere daha belediye meclis üyelerimizin desteğiyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı seçimleri bir kere daha kazandı. İkinci kez kazandık.
"Bu seçim iradesi sakatlanmış bir seçimdir"
Ancak geçersiz oyların seçim sonucunu etkilediği gerekçesiyle bildiğiniz üzere seçim iptal edildi ve yenilendi. Şimdi son bir haftada yaşadığımız bu yenilenen seçimlerle ilgili ibretlik bazı şeyler gösterdi bize. Bir defa burada ciddi bir AKP operasyonu olduğunu görüyoruz. İki tane belediye meclis üyemiz tutuklandı ve oy kullanamaz hale getirildi. Bugün oy kullanamadılar. Baştan iradesi sakatlanmış bir seçimle karşı karşıyayız. Bu belediye meclis üyelerimiz Amine Cansu Çelik ve Ekrem Baki. Bu belediye meclis üyelerimizin iradesi bugünkü seçime yansımamıştır. Bu iki belediye meclis üyemizin iradesi, tekrar ediyorum bugünkü seçime yansımadığı için seçim aslında iradesi sakatlanmış bir seçimdir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak meseleye bu boyutuyla bakıyoruz.
"Saf değiştiren arkadaşlarımızın bazılarının tehdit edildiği iddiaları var"
Bir başka şey daha oldu bu süreç içerisinde. Dör tane Cumhuriyet Halk Partili belediye meclis üyesinin Cumhuriyet Halk Partisi'den istifa ederek AKP saflarına katıldığını gördük. Bu arkadaşlarımızı ben buradan bir kere daha söylemek istiyorum isimlerini. Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Tahsin Usta ve Hüseyin Kazan. Hangi motivasyonla Cumhuriyet Halk Partisi'nden AKP saflarına katıldığını biz bilmiyoruz. Bununla ilgili bir sürü spekülasyon var. Bu arkadaşlarımızın bazılarının tehdit edildiğini, bu arkadaşlarımızın bazılarına menfaat sağlandığını, bununla ilgili ortada dolaşan bir sürü iddialar var. Biraz önce Yeni Parti'nin il başkanı Özgür Çelik de bunları detaylı bir biçimde kamuoyuyla paylaştı.
"Bütün sorumluluğu bu arkadaşımızla yükleyerek siyasal sorumluluktan kaçabilir miyiz?"
Şimdi burada hangi sebeple olursa olsun bir siyasal partinin mensubu olarak seçilmiş ve Üsküdar halkının iradesini o siyasal parti kapsamında temsil etme iradesine sahip olan bir kişinin başka bir siyasal partiye oy vermesi, onun siyasal menfaatlerine göre hareket etmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu çok açık bir ahlaksızlıktır. Bunu baştan belirleyelim. Ancak bir yandan da bütün faturayı bu arkadaşlarımıza kesmeyelim. Bu arkadaşlarımız büyük bir siyasi ahlaksızlık örneği göstererek Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçildikleri halde AKP'nin adayına oy vermişlerdir. Ancak bu arkadaşlarımız belediye meclis üyesi yapılırken kimlerin referansıyla, nasıl, hangi şekilde belediye meclis üyesi olmuşlardır? Bütün sorumluluğu bu arkadaşımızla yükleyerek siyasal sorumluluktan kaçabilir miyiz?
Sadece ve sadece bu arkadaşlarımızı mı sorumlu tutacağız? Bu ahlaksızlığı yapan belediye meclis üyelerimizi mi sorumlu tutacağız? Bu arkadaşlarımıza referans olan, bu arkadaşlarımızı belediye meclis listelerine yazan, siyaseten bu arkadaşlarımızın arkasında duran parti yöneticilerimizin hiç mi kabahati yoktur? Dolayısıyla bütün kamuoyunun bunu sorgulaması ve bu dört arkadaşımızla ilgili bedel ödemeleri gerektiğini düşünüyoruz CHP olarak.
2024 seçimlerinde aday belirleme süreçleriyle ilgili bütün yaşananlar Üsküdar'da herkesin hafızalarındadır. Herkesin kayıtlarındadır. Herkes bunu bilmektedir. Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın da bir öz eleştiri yapıp bu sorumluluğu üstlenip çıkıp siyaseten gereğini yapmaları gerekir. İstifa edeceklerse istifa etsinler. Özür dileyeceklerse özür dilesinler. Bu siyasal sorumluluğu üstlensinler. Bu siyasal sorumluluğu üstlenmeden sadece bu arkadaşlarımıza bu siyasi sorumluluğu yüklemek gelecek açısından da önemlidir diye düşünüyorum. Bundan sonra bu tür sonuçların olmaması açısından.
"Seçimin içinde de firelerimiz oldu"
Neticede bugün bir seçim oldu ve CHP'nin başlangıçta 28 belediye meclis üyesi alarak kazandığı Üsküdar Belediyesi'nde arkadaşlarımızın ikisinin tutuklu olması sebebiyle, dördünün de AKP'ye geçmesi sebebiyle 21'e 21 olarak seçime girdik.
Seçimin içinde de firelerimiz oldu. Yani Yeni Parti grubu ve Cumhuriyet Halk Partisi grubu birlikte hareket ederek tam mutabakat içinde CHP tarafından kazanılmış bir belediyenin yeniden CHP'de kalması için AKP'ye gitmemesi için tam mutabakat içinde hareket etmiş olmalarına rağmen ilk iki turda bir belediye meclis üyemiz 3'üncü ve 4'üncü turda da iki belediye meclis üyemizin fire verdiğini gördük. Bu arkadaşlarımızın kim olduğuna ilişkin kesin kanıtlar elimizde değil ama kimler olduğuna ilişkin değerlendirmeler yapılıyor. Sizler de duydunuz. Bu arkadaşlarımız başka siyasal partiye geçerek açık biçimde oy kullanan arkadaşlarımızdan daha ahlaksızdırlar.
"CHP'nin içinde kalarak CHP'nin adayına oy vermeyenler daha büyük ahlaksızlık yaptı"
Bunu kamuoyunun önünde bir kere daha söylemek istiyorum. CHP'den ayrılıp gidip başka bir siyasal partiye üye olan ve açık açık o siyasal partinin lehine oy kullanan arkadaşlarımız kadar karakterli ve şerefli değildirler. CHP'nin içinde kalarak, kendilerini gizleyerek, arkadan hareket ederek, CHP'nin çıkarttığı adaya oy vermeyerek çok daha büyük bir ahlaksızlık yapmışlardır.
Bizler Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel merkezi olarak, genel başkan yardımcılarımız ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütü olarak bu sürecin başından sonuna kadar, bu sürecin bu belediyenin CHP'de kalmasını sağlamak üzere elimizden gelen bütün çabayı gösterdik. Malumlarınız olduğu üzere biz hem ilçe örgütümüz olarak hem belediye meclis üyemiz olarak hem belediyemiz olarak hem Yeni Parti'nin yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı, Yeni Parti'nin ilçe başkanı ve Yeni Parti grubunun belediye meclis üyeleri ve Yeni Parti grubunun içinde olmamakla beraber CHP içinde bulunan belediye meclis üyeleri iş birliği için de her türlü desteği ve çabayı gösterdik. Bunun için sonuna kadar irademizin arkasında durduk. Yeni Parti grubuyla gayet iyi iş birliği içinde bu süreci yürüttük. Aramızda herhangi bir tartışma, herhangi bir olumsuzluk, herhangi bir fikir ayrılığı yoktur. İlçe başkanlarımız birlikte basın toplantısı düzenlediler.
"Buradan geri adım atmıyoruz"
CHP'nin genel merkezi bu iradenin arkasında sonuna kadar durdu. Ama sonuç itibarıyla hem bu belediye meclis üyelerimizin kendi iradelerine sahip olamamaları hem de bu arkadaşlarımızı buraya seçen iradenin bir öz eleştiri yapması gerektiği düşüncesiyle böyle bir sonuçla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Biz yılmıyoruz. Buradan geri adım atmıyoruz. Zor koşullarda kazandığımız Üsküdar Belediyesi'ni 2029'da bir kere daha CHP'ye kazandırmak için sonuna kadar çalışmaya devam edeceğiz.
Bu sürecin tek sorumlusu yoktur. Bu sürecin tek sorumlusu AKP'ye oy veren belediye meclis üyeleri değildir. Ama bu belediye meclis üyelerini irade göstererek seçen, bunun arkasında duran, siyasetten referans olan arkadaşlarımızdır da. Herkes kendi öz eleştirisini vermelidir. Herkes kendi öz eleştirisini verirse süreç bundan sonraki süreç çok daha sağlıklı bir şekilde yürür diye değerlendiriyoruz."





