Babacan'dan fon krizinde 'siyasi ayak' uyarısı: 'Kimsenin gözünün yaşına bakmayın!'

Babacan'dan fon krizinde 'siyasi ayak' uyarısı: 'Kimsenin gözünün yaşına bakmayın!'. Detaylar ve son gelişmeler Habersunum'da.

Babacan'dan fon krizinde 'siyasi ayak' uyarısı: 'Kimsenin gözünün yaşına bakmayın!'

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Fatih Altaylı’nın programında fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomi yönetiminde uzun yıllar görev yapan Babacan, mevcut Sermaye Piyasası Kanunu’nun yaşanan krizin önlenmesi açısından yeterli olduğunu savundu. Babacan’a göre temel sorun mevzuattan ziyade, kuralların uygulanması ve kurumların yönetimindeki yapıdan kaynaklanıyor. SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararları kapsamında 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildi. Sermaye Piyasası Kurulu, Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre söz konusu fonlardaki tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 olduğunu açıkladı.

“Mevzuatta sorun yok, sorun kadrolarda”

Babacan, 2012 yılının sonunda çıkarılan yeni Sermaye Piyasası Kanunu’nun 2013 yılında uygulamaya girdiğini hatırlattı. O dönemde Sermaye Piyasası Kurulu’nun kadrolarının da yenilendiğini belirten Babacan, 2018 sonrasında ise bağımsız kurumların siyasi etkiden uzak çalışma kapasitesinin zayıfladığını savundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerektiğinde mevzuat değişikliğine gidilebileceğine ilişkin açıklamalarına da değinen Babacan, mevcut Sermaye Piyasası Kanunu’nun temel olarak yeterli olduğunu söyledi. Babacan, asıl meselenin kuralları uygulayacak kadrolar olduğunu belirterek, güçlü bir mevzuatın yanlış veya yetersiz uygulama nedeniyle işlevsiz hale gelebileceğini ifade etti. Yaşananları “tamamen kötü yönetim” olarak nitelendirdi.

“SPK yönetimi değişmeli”

Fon krizinin ardından SPK yönetim yapısının da değiştirilmesi gerektiğini savunan Babacan, kurum yöneticilerinin herhangi bir suçunun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak piyasada yeniden güven oluşturulması gerektiğini söyledi. Büyük bir kriz yaşandıktan sonra aynı kadrolarla devam edilmesinin piyasadaki güven sorununun çözülmesini zorlaştıracağını belirten Babacan, “Kadro değişmeden güveni tekrar sağlamak mümkün değil” dedi. SPK ise son dönemde yatırım fonlarında yaşanan sorunlara ilişkin olarak yaptığı açıklamada, özellikle bazı fonların düşük fiili dolaşım oranına sahip hisselerde ekonomik gerçeklik ve şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun 2025 yılının son çeyreğinde gözlemlendiğini bildirdi. Kurul, 2026 yılında bu alana yönelik yeni düzenlemeler ve tedbirler hayata geçirildiğini açıkladı.

“Şimşek’in haberdar olmaması mümkün değil”

Programda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sorumluluğuna ilişkin soruyu da yanıtlayan Babacan, Şimşek’in sermaye piyasalarındaki sorunlardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını düşündüğünü söyledi. Kendisine yaklaşık iki yıldır sermaye piyasalarındaki sıkıntılara ilişkin şikâyetler ulaştığını belirten Babacan, yetki ile sorumluluğun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Babacan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde kurumların üst yönetimlerinin atanması ve değiştirilmesinde Cumhurbaşkanı’nın geniş yetkilere sahip olduğunu ifade ederek, yaşanan sorunların çözümü için siyasi iradenin en üst seviyeden ortaya konulması gerektiğini söyledi. SPK’nın 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında ise yatırım fonlarına ilişkin düzenleme çalışmalarının 2025 yılı sonunda Finansal İstikrar Komitesi gündemine geldiği ve Mehmet Şimşek başkanlığındaki toplantıda SPK tarafından alınabilecek makroihtiyati tedbirlerin ele alındığı belirtildi.

“Özel görev gücü kurulmalı”

Babacan’ın çözüm önerilerinin başında fon krizine doğrudan odaklanacak özel bir ekip kurulması geliyor. Yalnızca savcılık ve mahkemeler üzerinden yürütülecek bir sürecin krizin tamamını yönetmeye yetmeyeceğini savunan Babacan, yargının suçları soruşturacağını ancak finansal krizin yönetimi için ayrıca teknik bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Sermaye piyasaları ve bankacılık alanında uzman kişilerden oluşan 7-8 kişilik, tam yetkili bir “görev gücü” kurulmasını öneren Babacan, bu yapının hem mevcut krizi yönetmesini hem de tasfiye sürecinde ortaya çıkabilecek sorunlara çözüm üretmesini istedi. Babacan, geçmişe dönük sorumlulukların belirlenmesi ile mevcut yatırımcı mağduriyetlerinin çözümünün birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.

Devlet Denetleme Kurulu’na çağrı

Babacan, görev gücünün yanı sıra Devlet Denetleme Kurulu’nun da sürece dahil edilmesini önerdi. DDK’nın geçmiş dönemde yaşananları, olası ihmalleri ve kurumsal sorumlulukları incelemesi gerektiğini belirten Babacan, görev gücünün ise eş zamanlı olarak mevcut krizin yönetimiyle ilgilenmesini istedi. Babacan’a göre geçmişe dönük inceleme uzun sürebilir ancak yatırımcıların yaşadığı mağduriyetin çözümü bu incelemelerin tamamlanmasını beklememeli.

“Kriz iyi yönetilirse izole edilebilir”

Fon krizinin büyüklüğüne ilişkin farklı rakamların gündeme geldiğini belirten Babacan, 15 ila 25 milyar dolar arasında bir büyüklüğün konuşulduğunu söyledi. Türkiye’deki toplam fon büyüklüğünün yaklaşık 200 milyar dolar olduğunu ifade eden Babacan, sorunun doğru yönetilmesi halinde krizin piyasaların tamamına yayılmadan izole edilebileceğini savundu. Babacan, kötü yönetilmesi durumunda ise ortaya çıkacak güven kaybının diğer fonlara, borsaya ve sağlıklı şirketlere de yayılabileceği uyarısında bulundu. Reuters da 22 Eylül tarihli değerlendirmesinde, fon krizinin özellikle düşük likidite ve düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde yoğunlaşan yatırımlar nedeniyle Borsa İstanbul’daki satış baskısını artırdığını ve düzenleyici kurumların 131 fonun tasfiyesi yönünde adım attığını bildirdi.

Hisseler nasıl şişirildi?

Babacan, düşük işlem hacmine sahip hisselerde az sayıdaki yatırımcının kendi aralarında giderek daha yüksek fiyatlarla işlem gerçekleştirmesi halinde piyasa fiyatının yapay biçimde yükseltilebileceğini anlattı. Bu tür hareketlerin Borsa İstanbul tarafından tespit edilmesi, ardından SPK’ya bildirilmesi ve gerekli görülmesi halinde savcılığa suç duyurusunda bulunulması gerektiğini belirten Babacan, sermaye piyasası sisteminin bu mekanizma üzerine kurulduğunu söyledi. Babacan’a göre sorun, mevcut denetim ve müdahale mekanizmalarının zamanında ve etkin biçimde işletilmemesiyle büyüdü. SPK da yatırım fonlarına ilişkin rehber düzenlemesinin özellikle olağandışı fiyat hareketleri ve fonlar üzerinden manipülasyon imkanlarının sınırlandırılması amacı taşıdığını açıkladı.

“Kamu kaynağıyla ödenmemeli”

Babacan, fon yatırımcılarının mağduriyetlerinin giderilmesinde en önemli konulardan birinin kamu kaynaklarının kullanılıp kullanılmayacağı olduğunu söyledi. Bankalardaki mevduattan farklı olarak yatırım fonlarında devlet garantisi bulunmadığını hatırlatan Babacan, yatırımcılara yapılacak ödemelerin doğrudan bütçeden karşılanmasına karşı çıktı. Yaklaşık 455 bin yatırımcının mağduriyetinin çözülmesi gerektiğini belirten Babacan, bunun toplumun tamamının kaynakları kullanılarak yapılmaması gerektiğini savundu. Babacan, “Parayı kim çaldıysa onun ensesinden yakalayıp getirip çatır çatır tahsil etmek lazım” dedi. SPK’nın resmi verilerine göre tasfiye kapsamındaki 131 fondaki tekil yatırımcı sayısı 455 bin 758 kişi. Kurul, kamuoyundaki farklı rakamlar nedeniyle yatırımcıların yalnızca resmi açıklamaları dikkate alması gerektiğini de duyurdu.

TMSF modeli önerisi

Babacan, geçmişte batık bankaların varlıklarının tahsil edilmesinde kullanılan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) modelinin fon krizinde de örnek alınabileceğini söyledi. TMSF bünyesinde bu dosyayla ilgilenecek ayrı bir yapı kurulabileceğini veya yeni bir yasal düzenlemeyle özel yetkilere sahip bir tahsilat mekanizması oluşturulabileceğini belirten Babacan, gerekli yasal düzenlemelerin TBMM’den kısa sürede geçirilebileceğini savundu. Babacan, sorumluların Türkiye’de ve yurt dışında bulunan varlıklarına yönelik tahsilat sürecinin etkin biçimde yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Bunun için yalnızca yargı sürecinin değil, mali ve teknik yetkilere sahip özel bir yapının da oluşturulması gerektiğini söyledi.

“Kimsenin gözünün yaşına bakılmamalı”

Babacan, fon krizinin soruşturulması ve çözümünde siyasi veya kişisel bağlantılara göre hareket edilmemesi gerektiğini savundu. Fonlarla bağlantılı işlemlerde doğrudan veya dolaylı menfaat sağlayan kişilerin tamamının araştırılması gerektiğini belirten Babacan, soruşturmanın siyasi bağlantılarının da incelenmesi gerektiğini söyledi. Babacan, fonlarla bağlantılı isimlerin kimlerle ilişki kurduğunun, kimler tarafından korunduğunun ve hangi siyasi çevrelerle temaslarının bulunduğunun araştırılması gerektiğini ifade etti.

Bu kapsamda, “Bunları koruyan, kollayan, fotoğrafların içine sokan, parti binalarının içine sokup çıkaran” kişilerin ve çevrelerin de soruşturma kapsamında incelenmesi gerektiğini savunan Babacan, iktidara yakın vakıflarla kurulan ilişkiler ile doğrudan veya dolaylı menfaat sağlayan kişilerin araştırılmasını istedi.

Deniz Ay
Editör