Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Sakallı Kani, insanların sürekli dijital platformlara yönelmesinin ortak düşünme yetisini azalttığını ve depresif, kaygılı hissetmelerine neden olabildiğini söyledi.
Antalya'da düzenlenen "17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi Psikoterapi Kongresi"nin eş başkanı olarak bulunan Kani, kongre dolayısıyla geldiği kentte yaptığı açıklamada, güncel araştırmaların büyük çoğunluğunun yapay zekaya evrildiğini belirtti. Yapay zekanın temel amacının, hastanın hangi tedavi yaklaşımından daha fazla fayda göreceğini belirlemek olduğunu anlatan Kani, "Artık standart tanıya dönük tedavilerden ziyade belli semptomları olan kişilerde ya da hangi genetik yapıya sahip kişilerde hangi tedaviler faydalı olur? Araştırmalar buna dönmeye başladı, bu çok kıymetli ve umut verici." dedi.
Kişiye özel tedavi olanakları üzerine yapılan araştırmaların önemine değinen Kani, standart tanısal yaklaşımlarda tedavilerin bazı kişilerde etkili olurken bazılarında fayda sağlamayabildiğini kaydetti. Yeni tedavi çalışmalarının hız kazandığını belirten Kani, farklı farmakolojik tedavilerin daha az yan etki yapması, daha sürdürülebilir olması ve küresel ölçekte erişilebilirliği üzerine yoğun araştırmalar yapıldığını vurguladı.
Dijitalleşmenin hayatın her alanına nüfuz ettiğini aktaran Kani, "İnsanların haz kaynağını sadece telefonla ve yapay ortamla sınırlandırması sosyal etkileşimi önemli ölçüde bozuyor. Artık insanlar bir araya gelmek, bir konu üzerinde birlikte kafa yormak yerine çok hızlıca erişebilecekleri haz kaynaklarına yöneliyor. Dolayısıyla bu ortak düşünmeyi olumsuz etkiliyor." diye konuştu.
Sürekli yapay bir ortamda ve gerçeği tam yansıtmayan verilere maruz kalmanın, kişilerin daha depresif ve kaygılı hissetmelerine zemin hazırladığını ifade eden Kani, "Ekran süresini sınırlandırmak çok önemli. Her zaman eleştirel gözle bakmak gerekiyor. İhtiyacımıza dönük şeyleri gözden geçirmek iyi olabilir. En önemlisi olumsuz bir duyguyla baş etmek yerine telefonu kullanmak sanırım bağımlılığa giden ilk yol oluyor. Dolayısıyla olumsuz bir durum içindeysek önce bununla baş etmenin daha sağlıklı yollarını aramak önemli. Aksi takdirde her olumsuz hissettiğimizde telefon bizim için bir kurtarıcı gibi devreye giriyor." değerlendirmesinde bulundu.
Küçük çocuklara telefon verilmesinin yanlış olduğunu ve belirli bir yaşa kadar ekran kullanımının kesinlikle önerilmediğini belirten Kani, birçok ülkenin ergenlik döneminde belli bir yaşa kadar sosyal medyaya erişimi yasakladığını hatırlattı. Henüz yargılama becerisi gelişmemiş çocuk ve ergenlerin sosyal ortamda farklı bilgilere maruz kalmasının ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.





