Yeni Parti’nin ismine ilişkin hukuki süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Partinin adı ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun “Kullanılmayacak parti adları” başlıklı 96’ncı maddesine aykırı olduğu yönündeki süreç, Anayasa Mahkemesi’nin gündemine taşındı. Yüksek Mahkeme’nin, dosyayı 29 Eylül’de yapılacak Genel Kurul toplantısında ele alması bekleniyor.
Siyasi Partiler Kanunu’nun 96’ncı maddesi, Anayasa Mahkemesi tarafından temelli kapatılan veya siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isim, amblem ve rumuzlarının aynen veya iltibasa yol açacak şekilde başka bir siyasi parti tarafından kullanılmasını düzenliyor. Kanunun 104’üncü maddesi de bu kapsamdaki aykırılıkların Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesine ilişkin usulü belirliyor.
AYM kararı bekleniyor
İsim tartışması, Yenilik Partisi’nin Yeni Parti’nin isminin kendi parti adıyla karışıklığa yol açabileceği gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmasıyla başladı. Yenilik Partisi, 14 Eylül’de yaptığı başvuruda Yeni Parti’nin isminin değiştirilmesini talep etti. Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti’ye isim değişikliği yönünde tebligat gönderdi. Tebligatta, Yeni Parti isminin Siyasi Partiler Kanunu’nun 96’ncı maddesine aykırı olduğu değerlendirmesine yer verildi. YENİ Parti ise isim değişikliğine gitmeyerek Anayasa Mahkemesi’nin kararını bekleme kararı aldı. Parti yönetimi, “Yeni Parti” ile “Yenilik Partisi” arasında kanunda belirtilen anlamda bir “iltibas” bulunmadığını ve iki partinin kısaltmalarının da farklı olduğunu savundu.
Yeni Parti cephesi, değerlendirmede yalnızca parti adının değil, amblem ve rumuzun da dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Partinin talebi üzerine Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Tolga Şirin ve Doç. Dr. Kadir Baş tarafından hazırlanan 25 sayfalık bilimsel mütalaada ise YENİ Parti ile Yenilik Partisi arasında Siyasi Partiler Kanunu anlamında “iltibas” bulunmadığı görüşü ifade edildi. Mütalaada, “yeni” sözcüğünün herhangi bir siyasi partiye tekel olarak bağlanamayacağı değerlendirmesi yapıldı.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tebligatının ardından sürecin nihai aşaması Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Siyasi Partiler Kanunu’nun 104’üncü maddesine göre, kanunun siyasi partilere ilişkin emredici hükümlerine aykırılık bulunduğu gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Anayasa Mahkemesi’ne başvurulabiliyor. Mahkeme, ilgili hükümler bakımından aykırılık tespit etmesi halinde aykırılığın giderilmesi için siyasi parti hakkında ihtar kararı verebiliyor.





