Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa ülkeleriyle ilişkilerin yeniden tesis edilmesini istediklerini ancak olası bir savaşa da hazır olduklarını açıkladı. Putin, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ile 27 Ekim'de gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından yaptığı değerlendirmede, Moskova'nın Avrupa ile ilişkileri yeniden kurmaya yönelik girişimleri desteklediğini söyledi. Rus lider, iki Avrupalı liderin kendisini aramasını da “doğru yönde atılmış bir adım” olarak nitelendirdi. Ancak Putin'in açıklamalarındaki asıl dikkat çeken bölüm, Avrupa'nın Rusya ile olası bir savaşa hazırlanmasına ilişkin sözleri oldu.
“Hazırımız ama savaş istemiyoruz"
Putin, Avrupa'da bazı ülkelerin 2030'a kadar Rusya ile olası bir savaşa hazırlık yapılması gerektiğine yönelik değerlendirmelerini hatırlatarak, Moskova'nın böyle bir çatışmaya hazırlıklı olduğunu söyledi. Rus lider, “Her şeyden önce hazırız. Ancak Avrupa ile herhangi bir savaş istemiyoruz. Eğer isteyen varsa hazırlansın” ifadelerini kullandı. Putin ayrıca Batılı ülkelerin Rusya'ya stratejik yenilgi yaşatma hedeflerine ulaşamadığını savundu. Putin'in açıklamalarındaki en sert mesaj ise savaşın kontrolden çıkması halinde ortaya çıkacak sonuçlara ilişkin oldu. Rusya Devlet Başkanı, “Eğer işler çok ileri giderse hiçbir kazanan olmayacak. Bunu kimse unutmasın” diyerek Avrupa'ya doğrudan uyarıda bulundu. Putin, Rusya'nın iki dünya savaşının sonuçlarını iyi bildiğini ve benzer bir felaketin yaşanmaması için hareket ettiğini de söyledi.
Putin'in açıklamalarının arka planında Finlandiya ve Norveç liderleriyle gerçekleştirilen dikkat çekici telefon görüşmesi bulunuyor. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, 27 Ekim'de Putin'i arayarak Ukrayna'daki savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabaları görüştü. Finlandiya hükümetinin açıklamasına göre görüşme yaklaşık 90 dakika sürdü ve Ukrayna ile koordinasyon içinde gerçekleştirildi.
Stubb ve Støre, Putin'e savaşın sona ermesi ve müzakerelerin yeniden başlaması gerektiği mesajını verdi. İki lider görüşmede Finlandiya ve Norveç'in Ukrayna'ya yönelik desteğinin devam edeceğini de vurguladı. Store, görüşmenin ardından savaşın neden olduğu insani ve maddi yıkımın nesiller boyunca etkisini sürdüreceğini belirterek gerilimin düşürülmesi gerektiğini söyledi. Stubb ise Rusya ile doğrudan görüşmelerin Avrupa güvenliği açısından gerekli olduğunu ifade etti. Putin ise Stubb ve Store'nin kendisini aramasını olumlu karşıladı. Rus lider, iki liderin Avrupa Birliği adına değil, kendi ülkeleri adına görüştüğünü özellikle vurguladı.
Moskova ılımlı yaklaşıyor
Putin, Rusya'nın Avrupa ülkeleriyle ilişkilerin yeniden tesis edilmesini desteklediğini söyledi. Rus lider, Avrupa Birliği ile toplu olarak ya da ülkelerle ikili düzeyde ilişkilerin yeniden kurulmasına yönelik her türlü girişimi destekleyeceklerini belirtti. Bu açıklama, Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya ile Avrupa arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin büyük ölçüde kopmasının ardından dikkat çekti. Ancak Moskova'nın diplomatik açılım mesajı, Ukrayna savaşının temel konularında tarafların uzlaştığı anlamına gelmiyor. Avrupa ülkeleri, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik taleplerinin yanı sıra Avrupa güvenlik mimarisine ilişkin taleplerine de karşı çıkıyor.
Rusya'nın yeni müzakere turunda NATO'nun Doğu Avrupa'daki askeri varlığına ilişkin talepleri gündeme getirmeye hazırlandığı bildiriliyor. İngiliz basınında yer alan ve diplomatik kaynaklara dayandırılan haberlere göre Moskova, NATO'nun Avrupa'daki askeri varlığının 1997 seviyelerine çekilmesini isteyebilir. Bu talebin hayata geçirilmesi halinde Polonya, Estonya, Letonya, Litvanya ve Finlandiya'daki NATO askeri varlığının azaltılması veya çekilmesi gündeme gelebilir. Söz konusu beş ülkenin tamamı Rusya ile sınır komşusu. Finlandiya ise 2023 yılında NATO'ya katıldı. Rusya, NATO'nun doğuya doğru genişlemesini uzun süredir Ukrayna savaşının “temel nedenlerinden” biri olarak gösteriyor. Ancak NATO'nun Avrupa'daki askeri varlığının 1997 seviyelerine çekilmesi yönündeki talep şu ana kadar resmen kabul edilmiş bir müzakere şartı değil; haberler bunu diplomatik kaynaklara dayalı olası bir Rus talebi olarak aktarıyor.
AB masada kalmak istiyor
Ukrayna savaşı için yeni bir diplomatik kanal oluşturulması ihtimali, Avrupa'nın müzakerelerdeki rolü tartışmasını da yeniden gündeme getirdi. Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi'nin yaklaşan görüşmelerde daha doğrudan yer alma hazırlığında olduğu bildiriliyor. Avrupa tarafı, Ukrayna'nın geleceğini ve kıtanın güvenlik mimarisini ilgilendiren bir anlaşmanın Avrupa'nın katılımı olmadan şekillendirilmesine karşı çıkıyor. Finlandiya ve Norveç liderlerinin Putin'le doğrudan görüşmesi de bu nedenle Avrupa'da farklı tepkilere yol açtı. Bazı Avrupa ülkeleri girişimi desteklerken, bazı liderler Moskova'ya karşı ortak Avrupa çizgisinin zayıflatılmaması gerektiği uyarısında bulundu.
Gözler müzakerelerde
Rusya, Ukrayna ve ABD arasında yeni bir müzakere turunun kasım ayında Abu Dabi'de gerçekleştirilmesi bekleniyor. Tarafların teknik düzeyde yeniden masaya oturması planlanırken, görüşmelerin kapsamı ve Avrupa ülkelerinin sürece nasıl dahil edileceği henüz netleşmiş değil. Rusya Devlet Başkanlığı Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, daha önce yaklaşan görüşmelerden büyük bir ilerleme beklemediğini belirtmiş ve toplantıyı daha çok bir “deneme turu” olarak değerlendirmişti. Avrupa ve Ukrayna tarafı ise görüşmelerde yalnızca ateşkes değil, savaş sonrası Avrupa güvenlik düzeninin de ele alınmasını istiyor.
Putin'in “savaş istemiyoruz” açıklamalarına karşın Avrupa ülkeleri son dönemde Rusya'yı siber saldırılar, sabotaj, casusluk faaliyetleri ve insansız hava aracı ihlalleri gibi hibrit faaliyetlerle suçluyor. NATO'nun Avrupa'daki üst düzey komutanlarından General Sir John Stringer, eylül ayında Rusya'nın NATO ülkeleri arasındaki bölünmeleri artırmaya ve Ukrayna'ya verilen desteği zayıflatmaya yönelik gizli operasyonlarını artırdığını söyledi. Avrupa'da Rusya bağlantılı sabotaj, casusluk, siber saldırı ve drone olaylarında artış yaşandığı bildirildi. Avrupa'nın güvenlik çevrelerinde Rusya'nın 2030'a kadar bir NATO ülkesine karşı askeri harekat başlatabilecek kapasiteye ulaşabileceğine ilişkin değerlendirmeler de yapılıyor. Avrupa hükümetleri savunma harcamalarını artırırken NATO yetkilileri, doğrudan bir Rusya-NATO savaşının yakın olduğuna ilişkin değerlendirmelerde ise temkinli davranıyor.
İngiltere'den 1000 gün uyarısı
Putin'in açıklamalarının hemen öncesinde İngiltere'den de dikkat çekici bir savaş hazırlığı mesajı geldi. İngiltere Savunma Bakanı Wes Streeting, ülkenin 2030 yılına kadar olası bir saldırıya karşı hazır hale gelmesi gerektiğini söyledi. Streeting, İngiltere'nin müttefikleriyle birlikte savaşmaya ve savaşı kazanmaya hazır olması için önünde yaklaşık 1000 gün bulunduğunu belirtti. Streeting, İngiltere'nin düşmanlarının askeri kapasitesi ve savaş ekonomisinin 2030 yılına kadar saldırı düzenleyebilecek seviyeye ulaşabileceği uyarısında bulundu. İngiliz bakan, en kötü senaryonun önüne geçebilmek için savunma kapasitesinin artırılması gerektiğini, caydırıcılığın başarısız olması halinde ise ülkenin savaşa hazır durumda bulunmasının zorunlu olduğunu savundu. İngiltere hükümeti ayrıca halkın uzun süreli krizlerde temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi amacıyla gıda, su ve diğer temel malzemeleri içeren acil durum hazırlıkları konusunda bilgilendirme kampanyaları yürütüyor.
Baltık Denizi gündemde
Putin'in açıklamalarında Baltık Denizi de önemli bir yer tuttu. Rus lider, Baltık Denizi'nde deniz ulaşımına veya iletişime yönelik kısıtlamaların yeni gerilimlere yol açabileceğini söyledi. Putin, Baltık'ta yaşanabilecek olası bir krizin Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere benzer sonuçlar doğurabileceğini belirterek, Rusya'nın kendisine yöneltilecek herhangi bir meydan okumaya karşılık vereceğini söyledi. Baltık Denizi, Finlandiya'nın NATO'ya katılması ve İsveç'in de ittifaka dahil olmasıyla birlikte Rusya-NATO rekabetinin en kritik bölgelerinden biri haline geldi.