Ankara Ev Tekstili ve Yorgancılar Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Temel Çolak, kayınpederinden ve babasından öğrendiği yorgancılık mesleğini bugün oğlu Ahmet Umut Çolak ile birlikte sürdürüyor. Üç kuşaktır devam eden aile geleneği, el emeğini ve geleneksel ustalığı geleceğe taşıyor.
Hazır yatak ve yorgan ürünlerinin yaygınlaştığı günümüzde geleneksel yorgancılık, ustaların el emeği ve özverisiyle yaşamaya devam ediyor. Doğal yün ve pamuk kullanılarak geleneksel yöntemlerle hazırlanan yorganlar, vatandaşların doğal ürünlere yönelmesiyle yeniden ilgi görmeye başladı.
Ankara Ev Tekstili ve Yorgancılar Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Temel Çolak da aile büyüklerinden öğrendiği yorgancılık mesleğini oğlu Ahmet Umut Çolak ile birlikte sürdürüyor. Mesleği ilk olarak kayınpederinden öğrenen, ardından babasının yanında çalışarak ustalığını geliştiren Çolak, bugün aynı tezgâhın başında oğluna mesleğin inceliklerini öğretiyor.
Bir yandan geleneksel yöntemlerle yorgan üretimini sürdüren Çolak, diğer yandan oda başkanı olarak yorgancı esnaf ve sanatkârlarının sorunlarının çözülmesi, mesleğin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmalar yürütüyor.
Doğal yün ve pamuk yorganlara talep artıyor
Fabrikasyon yatak ve yorgan ürünlerinin yaygınlaşmasına rağmen doğal malzemelerden hazırlanan geleneksel yorganlara ilginin devam ettiğini belirten Temel Çolak, son yıllarda bu ürünlere yönelik talebin yeniden artmaya başladığını söyledi
Doğal malzemelere yönelik ilginin esnafın işlerine de olumlu yansıdığını ifade eden Çolak, şöyle konuştu:
“Eskiden hemen her evde el yapımı yün ya da pamuk yorgan bulunurdu. Fabrikasyon ürünlerin yaygınlaşmasıyla geleneksel yorganlar bir dönem geri planda kaldı. Ancak son yıllarda vatandaşlarımızın doğal ürünlere ilgisinin yeniden arttığını görüyoruz. Yaz aylarından itibaren talepler gelmeye başlıyor, havaların soğumasıyla işlerimiz daha da hareketleniyor. Vatandaşlarımız yalnızca yeni yorgan yaptırmak için değil, yıllardır kullandıkları yün ve pamuk yorganları yeniletmek için de ustalarımızın kapısını çalıyor. Bu anlamda işlerimiz gayet güzel gidiyor. İnsanlar artık yalnızca fiyata değil, kullandıkları ürünün malzemesine, kalitesine ve sağladığı konfora da dikkat ediyor. Bu yöneliş, mesleğimizin geleceği açısından bizleri umutlandırıyor.”
Her dikişte emek, her desende ustalık
Geleneksel yorgancılığın sabır, dikkat, emek ve ustalık gerektiren köklü bir zanaat olduğunu vurgulayan Çolak, doğal yün ve pamuktan hazırlanan el yapımı yorganların malzeme özellikleri ve uzun ömürlü kullanımlarıyla öne çıktığını belirtti.
Her yorganın ustasının emeğini, tecrübesini ve sanatını yansıttığını dile getiren Çolak, şu değerlendirmede bulundu:
“Bizim yaptığımız iş sadece yün veya pamuğu kumaşın arasına koyup dikmek değil. Her yorganın üzerinde saatlerce çalışıyoruz. İğneyle işlediğimiz her desenin, attığımız her dikişin ayrı bir emeği ve ustalığı var. Geleneksel yorgancılık, yılların birikimiyle kazanılan bilgi, beceri ve el işçiliğine dayanıyor. Hazırladığımız her yorganda hem mesleğimizin inceliklerini hem de geçmişten bugüne ulaşan bir sanat anlayışını yaşatıyoruz.”
Doğal malzemelerin özelliklerine de değinen Çolak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Doğal koyun yünü ve pamuk, hava geçirgenliği ve nem dengesini sağlamaya yardımcı olan özellikleriyle öne çıkıyor. Bu malzemelerle hazırlanan yorganlar, uygun kullanım ve bakım koşullarında uyku konforuna katkı sağlayabiliyor. Geleneksel yöntemlerle ürettiğimiz yorganlar, doğal yapıları, dayanıklılıkları ve uzun yıllar kullanılabilmeleri bakımından önemli avantajlar sunuyor. Vatandaşlarımızın doğal malzemelerden hazırlanan, kaliteli ve uzun ömürlü el emeği yorganlara yeniden yönelmesi hem mesleğimiz hem de ustalarımız açısından sevindirici.”
Eski yorganlar yenilenerek yeniden kullanıma kazandırılıyor
Geleneksel yorgancılığın önemli özelliklerinden birinin de eski yorganların yenilenerek tekrar kullanılabilmesi olduğunu belirten Çolak, bu yöntemle hem doğal malzemelerin değerlendirildiğini hem de israfın önüne geçildiğini ifade etti.
Eski yorganların içindeki yün ve pamuğun yeniden işlenerek kullanıma hazır hâle getirildiğini anlatan Çolak, şunları söyledi:
“Eski yorganları sökerek içindeki yün veya pamuğu havalandırıyor, gerektiğinde tarama işleminden geçirerek yeniden kabartıyor ve yeni kumaşlarla dikerek kullanıma hazır hâle getiriyoruz. Böylece hem doğal malzemeleri değerlendiriyor hem de yıllardır kullanılan yorganlara yeniden hayat veriyoruz. Geleneksel yorgancılık, bu yönüyle israfın önlenmesine ve doğal malzemelerin yeniden değerlendirilmesine de katkı sağlıyor. Vatandaşlarımızın ailelerinden kalan yorganları yenileterek kullanmaya devam etmeleri, bizleri ayrıca mutlu ediyor.”
Mesleği oğluyla birlikte yaşatıyor
Yorgancılık mesleğini öğrenmesinde kayınpederinin ve babasının büyük emeği olduğunu belirten Temel Çolak, büyüklerinin yanında çalışarak mesleki bilgi ve tecrübesini geliştirdiğini söyledi.
Bugün oğlu Ahmet Umut Çolak ile aynı tezgâhın başında çalışmanın kendisi için ayrı bir gurur olduğunu dile getiren Çolak, aile geleneğini şu sözlerle anlattı:
“Yorgancılık mesleğini ilk olarak kayınpederimden öğrendim. Daha sonra babamın yanında da çalışarak mesleğin incelikleri konusunda bilgi ve tecrübemi geliştirdim. Meslekte yetişmemde ve bugünlere gelmemde her ikisinin de büyük emeği var. Onlardan yalnızca yorgan dikmeyi değil, sabrı, emeğe saygıyı, ustalığın inceliklerini ve meslek ahlakını da öğrendim. Bir zamanlar ben büyüklerimin yanında mesleği öğrenen bir çıraktım, bugün ise oğlum Ahmet Umut ile aynı tezgâhın başında, omuz omuza çalışıyorum. Büyüklerimden öğrendiğim bilgi ve tecrübeyi şimdi oğluma aktarmaya gayret ediyorum. Üç kuşaktır aynı mesleği sürdürmek bizim için büyük bir gurur. Yorgancılık sadece ekmek kapımız değil, ailemizin geçmişini, alın terini ve yılların birikimini taşıyan değerli bir miras. En büyük arzumuz, bu köklü sanatın bizden sonraki kuşaklarda da yaşaması.”
Ailede yorgancılığa duyulan ilginin dördüncü kuşağa da uzandığını belirten Çolak, torunu Hamza Temel Çolak'ın da mesleğe merak duyduğunu söyledi.
Torununun dükkâna geldiğinde yapılan çalışmaları ilgiyle izlediğini anlatan Çolak, şöyle konuştu:
“Torunum Hamza Temel Çolak da henüz çok küçük olmasına rağmen mesleğimize oldukça meraklı. Dükkâna geldiğinde yaptığımız işleri büyük bir ilgiyle izliyor. İnşallah o da büyüdüğünde bu mesleğe gönül verir. Kayınpederimden ve babamdan öğrendiğim, bugün oğlumla birlikte sürdürdüğüm bu köklü geleneğin torunlarımla birlikte dördüncü kuşağa taşındığını görmek en büyük mutluluğum olacaktır. Çünkü bizim için en değerli miras, geride bıraktığımız emek ve yetiştirdiğimiz ustalardır.”
Geleneksel yorgancılık için esnaf desteği çağrısı
Geleneksel yorgancılığın geleceğe taşınabilmesi için yerel esnaf ve sanatkârların desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Çolak, mesleğin yaşamasında tüketici tercihlerinin ve yeni ustaların yetişmesinin önemli rol oynadığını belirtti.
Yorgancılığın usta-çırak ilişkisiyle öğrenilen, bilgi ve tecrübenin kuşaktan kuşağa aktarıldığı köklü bir meslek olduğunu ifade eden Çolak, şu değerlendirmede bulundu:
“Geleneksel yorgancılık, sabır ve emek isteyen, ustadan çırağa aktarılarak öğrenilen bir meslek. Bu sanatın geleceğe taşınabilmesi için gençlerimizin mesleğimize ilgi duyması ve yeni ustaların yetişmesi büyük önem taşıyor. Bizler hem mesleğimizi sürdürmeye hem de sahip olduğumuz bilgi ve tecrübeyi genç kuşaklara aktarmaya çalışıyoruz. Çünkü yetişen her yeni usta, bu köklü sanatın geleceği için önemli bir kazanım. Yorgancılık gibi geleneksel mesleklerin yaşaması, aynı zamanda kültürel değerlerimizin ve usta-çırak geleneğimizin korunması anlamına geliyor.”
Vatandaşlara işinin ehli yorgancı ustalarını tercih etmeleri çağrısında bulunan Çolak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ustalarımız yıllardır büyük emek vererek bu mesleği ayakta tutmaya çalışıyor. Ancak bir mesleğin yaşaması için o mesleğin ürünlerine de sahip çıkılması gerekiyor. Vatandaşlarımızdan odamıza kayıtlı, işinin ehli yorgancı esnafımızı tercih etmelerini istiyoruz. Çünkü ustalarımız sadece yorgan üretmekle kalmıyor, aynı zamanda geçmişten bugüne taşınan bir kültürü ve usta-çırak geleneğini de yaşatıyor. Doğal yün ve pamuk kullanarak geleneksel yöntemlerle kaliteli, konforlu ve uzun ömürlü yorganlar hazırlıyorlar. Vatandaşlarımız bu ürünleri tercih ederek hem doğal malzemelerden üretilen el emeği yorganlara sahip oluyor hem de yerel esnafımızı destekleyerek alın terine ve kültürel mirasımıza sahip çıkıyor.”
“Aile mesleğini geleceğe taşımak istiyorum”
Ailenin üçüncü kuşak yorgan ustası Ahmet Umut Çolak da çocukluğunun babasının yanında, yünler, iğneler ve yorgancılık malzemeleri arasında geçtiğini anlattı.
Küçük yaşlardan itibaren mesleğin inceliklerini öğrenerek yetiştiğini belirten Ahmet Umut Çolak, aile büyüklerinden babasına, babasından da kendisine aktarılan geleneksel yorgancılığı yaşatmayı önemli bir sorumluluk olarak gördüğünü söyledi
Babasıyla aynı tezgâhın başında çalışmaktan gurur duyduğunu dile getiren genç usta, şunları kaydetti:
“Çocukluğumdan beri bu dükkânın içindeyim. İğnenin, ipliğin, yünün arasında büyüdüm. Babamın, kendi babasından ve kayınpederinden öğrendiği mesleği bugün onun yanında çalışarak ben de öğreniyor ve sürdürüyorum. Aile büyüklerimizin emeğiyle bugüne ulaşan bu köklü mesleğin üçüncü kuşak temsilcisi olmak benim için büyük bir gurur. Bizim için yorgancılık sadece bir geçim kaynağı değil, ailemizin geçmişini, emeğini ve birikimini yansıtan değerli bir miras. Babamın yanında çalışarak hem ustalığın inceliklerini hem de emeğin ve meslek ahlakının değerini öğreniyorum. Hazırladığımız her yorganda yalnızca iğne ve iplikle desen işlemiyor, geçmişten geleceğe uzanan bir kültürü de yaşatıyoruz.”
El emeği ürünlere yönelik ilginin mesleğin geleceği açısından umut verici olduğunu belirten Ahmet Umut Çolak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hazır ürünlerin yaygınlaştığı günümüzde doğal yün ve pamuk yorganlara, geleneksel el işçiliğine yeniden değer verilmesi bizleri mutlu ediyor. İnsanların, el emeğiyle hazırlanan ürünlere ilgi göstermesi, mesleğimizin geleceğine olan inancımızı güçlendiriyor. Babamdan devraldığım geleneksel yorgancılık mesleğini gelecek kuşaklara aktarabilmek benim için verdiğim emeğin en güzel karşılığı olacaktır. Dileğim, oğlum Hamza Temel Çolak’ın da bu köklü geleneği sürdürerek ailemizin emek ve ustalık mirasını geleceğe taşıması. Dilerim, bizden sonra da bu tezgâhlarda iğne, iplik ve emek buluşmaya, her dikişte geçmişin izleri ve ustaların alın teri yaşamaya devam eder.”