İki takım arasında belirgin bir güç farkı olmasına rağmen, Gençlerbirliği'nin ilk yarıda Trabzonspor kalesine ulaşması sınırlı kaldı. Savunma ağırlıklı bir oyun sergileyen başkent ekibi, gol yememeye odaklandı ancak pozisyon üretmekte zorlandı. İlk yarıda Trabzonspor kalecisi Onana'ya neredeyse hiç top gelmedi.
Trabzonspor, topa sahip olma ve oyun hakimiyeti açısından üstündü. Topu kaybettiklerinde baskı kurup kazandıklarında hızlı paslarla hücumu düşündüler. Kenar ortaları ve merkezden yapılan desteklerle rakip ceza alanına kadar topu getirmeyi başardılar.
Ancak ceza alanı içinde üretkenlikleri sınırlı kaldı. Forvet hattıyla etkili bir ilişki kurulamadı ve yapılan ortaların isabeti düşüktü. Bu durum, hücumda pozisyon zenginliği yaratılmasının önündeki en büyük engeldi.
Fatih Tekke'nin devre arası uyarıları sonrası Trabzonspor ikinci yarıda temposunu artırdı. Buna rağmen final paslarındaki basit hatalar golü engelledi.
Maçın kırılma anlarından biri, Ouali'nin baskı altındaki Bouchouari'ye pası ve sonrasında topun kaybedilmesiyle Gençlerbirliği'nin öne geçmesiydi. Bu gol, Gençlerbirliği'nin direncini daha da artırdı.
Trabzonspor, mağlup duruma düştükten sonra daha agresif bir oyun sergileyerek rakibine baskı kurmaya başladı ve duran toptan beraberliği yakaladı. Yorulan ve kapanan Gençlerbirliği karşısında birçok pozisyon ürettiler. Muçi ve Augusto'nun direkten dönen topları ve boş kaleye atılamayan goller şanssızlık olarak değerlendirildi.
Uzatma dakikalarında Gençlerbirliği'nin gücünün kalmadığı anlarda Muci'nin attığı gol, turu getirdi.
Bu maçtan çıkarılacak ders, işi baştan sıkı tutmak ve şansa bırakmamaktır. "Nasıl olsa kazanırız" düşüncesi sürprizlere davetiye çıkarabilir.
Trabzonspor, zorlu bir mücadele verdi ancak son bölümde gösterdiği gayretle finale adını yazdırdı.





