Silahsızlanma başlığında yasal çerçevenin yürürlüğe girmesiyle birlikte, PKK bünyesinde faaliyet yürüten veya haklarında örgütsel dosya bulunan isimlerin Türkiye'ye dönüş koşulları siyasetin merkezine yerleşti. Taraflar arasındaki kulis hareketliliği sürerken, sürecin ilerleyişine dair beklentiler ve atılması gereken adımlar netleşmeye başladı.
DEM Parti kulislerinde, Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) silah bırakmaya ilişkin "teyit ve tespit" kararını vermesinin ardından ilk aşamada 200-400 kişinin Türkiye'ye dönebileceği öngörülüyor. AK Parti kanadında ise MGK'nın aralık ayında örgütün silah bıraktığına dair tespiti kamuoyuyla paylaşabileceği konuşuluyor. Bu kararın resmileşmesinin ardından örgüt üyelerinin dönüşü için altı aylık bir sürenin tanınması planlanıyor.
Sürecin hayata geçebilmesi için çerçeve yasanın uygulanabilir bir nitelik kazanması ve ülkeye dönecek kişilerin hangi hukuki statüde yer alacağının netleşmesi gerekiyor. DEM Parti kaynakları, ilk aşamadaki geri dönüşlerin ağırlıklı olarak Avrupa üzerinden gerçekleşebileceğini aktarıyor. Türkiye'ye gelecek kişilerin tamamının kalıcı yerleşim tercih etmeyeceği; bir kesimin siyasi faaliyetlere odaklanırken, diğer bir kesimin ise Avrupa'daki yaşam düzenlerini koruyarak iki ülke arasında gidip gelmeyi sürdüreceği belirtiliyor.
Demokratikleşme şartı ve yasal düzenleme ihtiyacı
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat, daha önce yaptığı bir röportajda dönüşlerin gerçekleşmesini demokratikleşme adımlarına ve PKK lideri Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğüne bağlamıştı. Hozat konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullanmıştı:
"Kürtlerin de kollektif hakları tanınmazsa, önderliğimizin de fiziki özgürlüğü gerçekleşmezse zaten ben ve arkadaşlarımın Türkiye'ye gelmesi mümkün değildir. Bizim Türkiye'ye gelişimizin temel şartı Türkiye'nin demokratikleşmesi, demokratik adım atmasıdır."
DEM Parti kulislerinde de Kandil'den dönecek isimlerin demokratik siyaset zemininde yer almak isteyeceği, ancak bu kişilerin hangi hukuki düzenlemelerle toplumsal hayata katılacağı konusunda belirsizlikler bulunduğu dile getiriliyor. Bu sebeple yeni yasal adımların atılmasının kaçınılmaz olduğu vurgulanıyor. BBC Türkçe'ye açıklamalarda bulunan bir DEM Parti yöneticisi, mevcut siyasi atmosferin kaygılara neden olabileceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Halk TV'ye kayyum atanan, gazetecilerin, muhalif siyasetçilerin tutuklandığı bir ortam varken, örgüt üyelerinin de dönüş konusunda kaygıları olur."
Hükümet kanadı ise tüm bu uygulamaların tamamen hukuki süreçler çerçevesinde yürütüldüğünü savunuyor.
Abdullah Öcalan'ın koordinatörlüğü ve Meclis komisyonu talebi
DEM Parti'nin gündeme taşıdığı başlıca talepler arasında, Abdullah Öcalan'ın silahsızlanma sürecinde "koordinatör" rolü üstlenmesi ve Meclis Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nun faaliyetlerine hız vermesi yer alıyor. Bu çerçevede alt komisyonun İmralı'ya ziyarette bulunması, parti heyetleri ile gazetecilerin de adaya gidebilmesinin önünün açılması talep ediliyor.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da 22 Eylül tarihindeki açıklamasında, Öcalan'ın silahsızlanma ve siyasallaşma evresindeki koordinasyon mekanizmasında resmen yer almasının elzem olduğunu kaydetmişti. Parti içinde, silahlı unsurların çekilme adımlarına karşılık hükümetin de eş zamanlı adımlar atması gerektiği savunulurken, iktidarın atacağı adımların kapsamı ve zamanlaması konusundaki belirsizliğin korunduğu ifade ediliyor.
Sürecin yasal altyapısı ve komisyon çalışmaları
İktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti'nin ise "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" olarak adlandırdığı süreçte, silahsızlanmanın yasal zeminini kuran çerçeve yasa 10 Ağustos'ta TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek 18 Ağustos'ta yürürlüğe girmişti. İlgili düzenleme; örgütün fiilen son bulduğunun ve silahların teslim edildiğinin güvenlik birimlerince tespit edilmesini ve bu tespitin ardından MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasını şart koşuyor.
Yasanın idari koordinasyonu için Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu ile bu kurula bağlı dört alt komisyon oluşturuldu. Ayrıca yasa gereğince Meclis bünyesinde bir İzleme Komisyonu kurulması öngörülüyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un komisyonun yapısını netleştirmek üzere parti gruplarıyla görüşmesi beklenirken, şu ana kadar siyasi partilere kesin bir tarih veya bilgi verilmediği rapor ediliyor.