Şerzan Kurt'un babasından AYM'ye tepki: 'Hukuksuzluğun giderilmesi için mücadelemiz sürecek'

Şerzan Kurt'un babasından AYM'ye tepki: 'Hukuksuzluğun giderilmesi için mücadelemiz sürecek'. Detaylar ve son gelişmeler Habersunum'da.

Şerzan Kurt'un babasından AYM'ye tepki: 'Hukuksuzluğun giderilmesi için mücadelemiz sürecek'

Muğla'da 2010 yılında polis kurşunuyla hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Şerzan Kurt'un davasında Anayasa Mahkemesi'nin "yaşam hakkının ihlal edilmediğine" karar vermesine baba Ömer Kurt'tan çok sert tepki geldi. Kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıyacaklarını belirten Kurt, devletin yargı sürecinde polis memurunu koruma refleksi gösterdiğini ve adalet arayışından asla vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

Muğla'da 12 Mayıs 2010 tarihinde polis memuru Gültekin Şahin tarafından açılan ateş sonucu katledilen üniversite öğrencisi Şerzan Kurt’un hukuki mücadelesi 16 yılın ardından yeni bir aşamaya evrildi. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) dosyada "yaşam hakkının esastan ihlal edilmediğine" hükmetmesi, aile ve kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Çıkan karara tepki gösteren Şerzan Kurt’un babası Ömer Kurt, adaletin tesisi için AİHM başta olmak üzere bütün hukuki yolları sonuna kadar deneyeceklerini ve bu hukuksuzluğun takipçisi olacaklarını ifade etti.

"Yargılama süreci zamana yayılarak polisin korunması sağlandı"

Oğlunun polis tarafından bilerek ve hedef gözetilerek katledildiğini belirten baba Ömer Kurt, olay sonrası başlayan yargı sürecinin başından itibaren hakkaniyetten uzak işlediğini söyledi. Davanın olayın yaşandığı Muğla'da görülmesi gerekirken güvenlik gerekçesiyle Eskişehir’e nakledildiğini hatırlatan Kurt, sürecin bilinçli bir şekilde zamana yayıldığını savundu.

Ömer Kurt, devletin kendi görevlisini koruma refleksiyle hareket ettiğini vurgulayarak süreci şu sözlerle anlattı:

"Gerçek ve adil bir yargılama yapılsaydı davanın kısa sürede sonuçlanma ihtimali vardı. Ama zamana yaydılar. Zamana yaymalarının sebebi de devletin refleksi yüzündendi. Devlet görevlisi haksız da olsa katil de olsa, onu aklama yoluna gidildiğini Şerzan Kurt davasında gördük. Bu çok net bir şekilde ortaya çıktı. 15 yıl devam eden dava yaklaşık 32 celse görüldü. Bütün bu celselerde polis çeşitli cezalar aldı. Her ceza Yargıtay’a gitti. Yargıtay, ilk önce cezayı bozup yükseltmesini istedi. Yerel mahkeme Yargıtay’ın kararına istinaden ceza artırımına gitti ama Yargıtay bu sefer de cezayı çok bulup tekrar bozdu. Yaklaşık dört sefer Yargıtay kendi kararlarını kendi bozdu."

"Polis cezasını çekmeden dışarı çıkarken, Şerzan mezara girdi"

Şerzan'ın polis kurşunuyla vurulduğunun hem tanık beyanlarıyla hem de kamera kayıtlarıyla net bir şekilde kanıtlandığını belirten baba Kurt, bu somut delillere rağmen sanık polise önce verilen 16 yıl hapis cezasının çeşitli indirimlerle 6 yıla düşürüldüğünü hatırlattı. Polisin bu sürenin ardından elini kolunu sallayarak serbest kaldığını, kendilerinin ise evlatlarını toprağa verdiğini dile getiren Kurt, "Şerzan ise mezara girdi. Şunu net söyleyebiliriz; Devletin duruma göre taraf hareket ettiğini gördük. Devlet görevlisi haklı da olsa haksız da olsa bir şekilde haklı olarak yansıtılıyor" diyerek tepkisini dile getirdi.

Şerzan Kurt Baba.1.

Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru sonucunda çıkan kararı da değerlendiren Ömer Kurt, 5 üyeden oluşan yüksek mahkemenin hakikati görmesine rağmen polisi koruma yolunu seçtiğini öne sürdü. Kararda manevi ve zaman yönünden bazı ihlallerin kabul edildiğini ancak yargılamanın eksik ve ikili bir yapıda sürdürüldüğünü belirten Kurt, avukatlarının önümüzdeki 4 aylık yasal süre zarfında dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacağını resmen duyurdu.

"Huzur ve kardeşlik için mücadelemiz kararlılıkla sürecek"

"Hukuksuz bir şekilde yaşam hakkını ihlal edenlerin ödüllendirilmemesi, cezalandırılması gerekir" diyen Ömer Kurt, Türkiye'de toplumsal barışın, huzurun, birlik ve beraberliğin tesis edilebilmesi için kimsenin ötekileştirilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Siyasi, kültürel ve yaşam hakkı bakımından herkese eşit mesafede yaklaşılması gerektiğini belirten baba Kurt, sözlerini şu anlamlı çağrıyla tamamladı:

"Birilerinin bunun farkına varması için bu mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecek. Bizim amacımız, bu ülkede huzur ve kardeşlik havasının olması, en azından köhneleşmiş, ötekileştirme zihniyetiyle zehirlenmiş beyinlere bir format atılarak insanların birbirine yaklaşması gerektiğini düşünüyoruz."

Deniz Ay
Editör