Husilerin asimetrik cephaneliği ve balistik kapasitesi

İstihbarat raporlarına göre Husilerin elinde 100 ile 200 arasında uzun menzilli balistik füze ve binin altında insansız hava aracı (İHA) bulunuyor. İsrail'e karşı da kullanılan 2000 kilometre menzilli Filistin-2, Hatem ve Burkan gibi füzelerin parçaları dışarıdan getirilerek Yemen'de monte ediliyor. Sivil alışveriş sitelerinden temin edilen parçalarla üretilen 1500 dolar maliyetli kamikaze dronlar, Suudi Arabistan'ın milyarlarca dolarlık Patriot hava savunma sistemlerini sürü taktikleriyle aşarak konvansiyonel ordulara karşı asimetrik bir üstünlük kuruyor.

Kızıldeniz ablukasında deniz silahları etkisi

Örgüt, deniz trafiğini kontrol etmek için radara yakalanmadan deniz seviyesine yakın uçabilen Quds serisi seyir füzeleri ile Asef ve Tankil gibi gemisavar füzelerine başvuruyor. Saatte 45 knot hıza ulaşabilen patlayıcı yüklü Tufan serisi insansız deniz araçları ve havada devriye atarak hedef bulan Proje 358 füzeleri, Kızıldeniz ablukasının temel unsurlarını oluşturuyor.

Ambargoyu delen gizli kaçakçılık rotaları

Uluslararası ambargolara rağmen Husilere silah akışı, Somali açıkları ve Afrika Boynuzu üzerinden kesintisiz olarak sürüyor. İran'a ait ana gemilerden gece karanlığında ahşap yelkenlilere (dhow) aktarılan navigasyon çipleri ve motorlar, gizlice Yemen kıyılarına ulaştırılıyor. Cibuti ve Eritre üzerinden kurulan paravan şirketler aracılığıyla sivil kargolara gizlenen askeri donanımlar ülkeye sokulurken, İran Devrim Muhafızları mühendisleri sahada doğrudan montaj eğitimi veriyor.

Yemen ordusunun kısıtlı savunma gücü

Husilerin karşısında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri destekli Yemen Hükümeti ordusu bulunuyor. Yaklaşık 25 bin personeli bulunan hükümet güçleri, Sovyet döneminden kalma zırhlı araçlar, uçaksavar monteli arazi araçları ve dışarıdan hibe edilen tanksavarlarla savunma hattı kuruyor. Hava gücü büyük ölçüde tahrip olan Yemen ordusu, 2026 yılı itibarıyla Aiban ve Naqam adı verilen kamikaze dronları sahaya sürerek bu asimetrik savaşa denge getirmeye çalışıyor.

Riyad'ın yardım çağrısı ve ABD'nin ret kararı

Husilerin petrol sahalarına yönelik artan vurucu gücü, Suudi Arabistan'ı askeri bir çıkmaza sürükledi. Kuzeydeki ana petrol yataklarının hedef alınmasından çekinen Suudi yönetimi, tam kapsamlı bir hava harekâtı başlatmaktan kaçınıyor. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın eylül ayındaki ağır saldırıların ardından ABD Başkanı Donald Trump'ı iki kez arayarak acil askeri müdahale talep ettiği, ancak önceliğini seyrüsefer özgürlüğü olarak belirleyen Washington'ın Orta Doğu'da yeni bir sıcak çatışmaya girmeyi reddettiği belirtiliyor.