Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Yalova’da süs bitkisi üreticileriyle buluştu. Üreticilerin sorunlarını dinleyen Özel, toplantının ardından tarım, süs bitkileri üretimi, kırsal kalkınma, imar planlaması ve Türkiye’nin ekonomik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sorunları dinledi

Yalova’nın Türkiye’de süs bitkileri üretiminde önemli bir merkez olduğunu belirten Özel, sektörün geçmiş yıllara göre gerilediğini ifade ederek bunun nedenlerinin üreticilerle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Özel, yetiştiricilerin en büyük sorunlarından birisinin de kur baskısı olduğunu anımsatarak, “Kurun, reel bir kur olmaması, hükümetin politikası gereğince kuru aşağıda tutuyor, baskılıyorlar. Maliyetler yüzde 30, yüzde 50, yüzde 70 artıyor ama kur aynı yerde duruyor. Bu sefer de ihracatta rekabet imkanı bulamıyorsunuz” dedi.

'Biz bu işi çok önemsiyoruz'

Özel, üreticilerin sorunlarını anlatmasının ardından şunları söyledi: "Çok özel bir şehir burası. Atatürk’ün, ‘Memleketim’ dediği bir şehirdeyiz. Selanik doğumlu anneannem, çok hemşerimin olduğu bir şehirdeyiz. Türkiye’yi seven, şehrini seven, Atatürk’ü ve eserlerini seven bir şehirdeyiz. Burada sizinle birlikte olmak çok kıymetli. Sabah tarımın en büyük taşıyıcı kolonlarından birisi olan kivi üreticileri ile oturduk, uzun uzun sorunlarını dinledik. Dün Bursa’da incir ve şeftali, meyve üreticilerinden, memleketim Manisa’da üzüm üreticilerinden, Rize’de çay, Trabzon’da fındık üreticilerinin bu son 5, 6 şehir gezisinden bahsediyorum, nereye gitsek biz bu işi çok önemsiyoruz.

Doğrudan hem Genel Başkan’ın hem parti yöneticilerinin dinlemesi önemli. Oysa Parti Programımız hazırlanırken Yalova dahil 81 ilde il danışma kurulları yapıldı. Erdem Başkan yaptı, ilçelerde yapıldı, il raporları sunuldu. Ben de çiçek üreticilerinin sorunlarıyla ilgili ki buradaki mitingte de dile getirmiştik, sonradan da olumlu geri dönüşleri sosyal medya ölçümlerinde Facebook gruplarında, yani sizlerin ve emekçilerimizin kendi kendine yazıştığı, çiziştiği yerlerden çok önemli geri dönüşler rapor etti arkadaşlar. İşte mitingte KDV sorununa değinilmesi, belki mitingte söyledim, bildim diye burada sadece KDV denilip geçildi ama burada en önemli sorun girdide yüzde 1 olan KDV’lerin siz fatura keserken yüzde 20’ye çıkması.

Avrupa’daki örnekleri karşılaştırmış arkadaşlar. İşte Hollanda’dan sonra dünya ikincisi olan, 10 yıldır bu sektöre giriş yapan ülke ortalama KDV’si yüzde 18’ken çiçekçilere yüzde 8 uyguluyor. Burada pandemide bir 8 uygulandı, bir nefes almıştık şimdi yüzde 20’ye çıktı. Aslında olması gerekenin yüzde 1 olduğunu ve bu yüzde 1’in sektörü gerçekten kamçılayacağını, üretim iştahını arttıracağını, ihracatta rekabet gücüne olumlu katkı sağlayacağını hep rapor ediyor arkadaşlar. Ben bir taktik fayda olarak kendim de savunuculuk çalışmalarında, meslek örgütünde çok bulundum. Bence önce bir yüzde 8’i hedeflemek lazım. Hep beraber bir 8 isteyelim. 20’den 1 kolay, yüzde 8’deki sonuç, aslında ödenen vergi, yapılan doğrudan yatırım, seracının serasını yenileme imkanlarını yaptığı görüldüğünde bu daha sonra yüzde 1 daha kolay tartışılır olabilir. Ben yüzde 1 uygulanmasının doğru olduğunu savunuyorum. Ama bir dost tavsiyesi olarak önce bir yüzde 8’i almak lazım. 20’den 1’e inelim derken hep 20’de kalıyor.

Bu ülke kendi kendine yeten 7 ülkelerden biriyken şu anda gıda enflasyonunda dünya dördüncülüğü ve beşinciliği arasında gidip geliyoruz. Önümüzde Venezuella var, İran var, Güney Sudan var. Arjantin bazen bizden sonra altıncı, bazen önümüze geçiyor dördüncü. Biz ona göre ya dördüncü ya beşinci oluyoruz. Dünyada gıda enflasyonu bizden düşük gıda enflasyonu ölçülen 180 ülkeden 175’i bizden düşük. Avrupa'da gıda enflasyon oranı yüzde 1.9 yıllık, bizde yüzde 35. Oysa beklenir bizde yüzde 1 olsun, onlarda 35 olsun veya onlarda daha yüksek olsun diye beklenir. Ne hatalar yapıldıysa toplamı bizi buraya getirdi. Biraz önce Ahmet Bey’in söylediği sorun, diyor ki Ahmet Bey haklı olarak, ‘Bir beka sorunu varsa; bir çiftçinin yaşlanması, bu iktidar geldiğinde Türkiye’de ortalama çiftçi yaşı 38’di, şimdi 50’ye çıktı. Çiftçimiz yaşlandı. 3 genç çiftçiden 2’si asgari ücretle iş teklif edildiğinde işi bırakıp asgari ücretli, güvenceli bir işe geçmek istiyor. İşte esas beka sorunu bu. Türkiye’yi hızlı tedbir alınmazsa çok daha büyük tehlike bekliyor.

“Türkiye Planlama Kurumunu kuracağız”

Bunun bir yansıması, ikisi birden değerlendirildiğinde köyler bomboş dediği… Bir kere şöyle yapalım da Yalova’da köy var ama komşu illerin hiçbirinde köy yok. Hepsi mahalle oldu. Hele hele kırsal mahalle ki bu yapılan hatadan dönmek için geliştirilen bir şey. Statüsüne kavuşmasıysa da köydeki su parası ile şehirdeki su parası aynı para. Yani olacak iş değil. Bunu en iyi sizler biliyorsunuz. Sorunun tam köküne indiğimizde de ben yine ifade edeceğim, iş insanlarıyla konuşurken de oluyor. Bu ülkenin en büyük hatası, bu iktidarın yaptığı en büyük hata, Devlet Planlama Teşkilatının önce adını değiştirmesi, onu Kalkınma Bakanlığı bünyesinde bir Daire Başkanlığına indirgemesi, sonra da kapatması oldu. Şu anda Türkiye’de ne yaşanıyorsa hepsi plansızlıktan yaşanıyor. Bizim YENi Parti olarak programımızda bir Türkiye Planlama Kurumu kurulması, yeniden Devlet Planlama Teşkilatının… Atatürk’ün en vizyoner işidir. Sıfırdan bir Cumhuriyet kuruyorsunuz ve bu Cumhuriyette her şeyin planlanması lazım. İşte kayınpederinizin babasının Türkiye’ye davet edilmesi bir vizyon işidir ve bir planlama işidir. Şimdi ikisinden biri üç yıl sonra gitmiş, kalana her konuşan burada şimdi minnet duygularını ifade ediyor. Neden? Bir know-how’u getirmiş, Türkiye’ye kazandırmış ve siz de onun üzerinden devam ediyorsunuz. İşin bu kısmı gerçekten çok önemli ama Devlet Planlama Teşkilatı gibi çalışan bir teşkilatımız olmadan hiçbir şey yapamazsınız.

Programımızda her köye, yani doğru bir köy statüsü getirmek. Orada geçimini sağlayan insanları oraya bağlamak. Öğretmen ve ziraat mühendisi görevlendirmek. Mümkünse bir veteriner görevlendirmek ve köydeki yaşamı, köyde değerli ve orada ulaşılabilir ve geliştirilebilir bir şekilde kurmak lazım. Bunu fevkalade önemsiyorum.

“Belediyelerimiz dikkat edecek”

Küçük bir konu gibi görünse de ben kendi üzerime bir görev aldım o da şu; mesela makine mühendisleri bize geldi dediler ki ‘Belediyelerinizin Makine Mühendisleri Odası ile çalışması gerekirken bu konuda şöyle bir eksik yaptılar.’ Biz bir genelge yazdık, fikri takibini de yaptık. Sonuçta şimdi asansör muayeneleri çok çok büyük orandan yeniden Makine Mühendisleri Odasına verilmiş durumda. Ben meslek örgütü kökenli olduğum için eğer kanun diyorsa ki ‘2017 planlı alanlar imar yönetmeliği peyzaj mimarının imzası olacak.’ Bizim belediyelerimizin bunu araması yönünde bir takvim de önlerine koyarak gerekli düzenlemeleri yapmasını kendilerinden isteyeceğiz. Aynı zamanda veterinerlerin daire başkanı olması ile ilgili, veteriner dışında daire başkanları görevlendiriliyordu o sorunda da büyük şehirlerde büyük ilerleme kaydettik Veterinerler Odasıyla. Ben bunu takip edeceğim, gerekli mevzuata baktıracağım. YENİ Partili belediyeler için talimat yazarak peyzaj mimarlarının imzasının buralarda aranması konusunda yapacağız. Çünkü bu doğru kentleşme için önemli mevzu.

“Tohumculuk kanunu kritik”

Tohumculuk Kanunu çok kritik yani, onu değerli büyüğümüz ifade etti. Çok stratejik konulardan bir tanesi, bunun üzerinde zaten birçok alanda bu tohumculuk işi. Ata tohumu meseleleri de var, İsrail’den gelen tohum, yurtdışından tohum ithalatı. Tohum ihracatı noktasında Türkiye’nin bir takım yapması gereken düzenlemeler. Bunların her birisine ayrı ayrı bakıyoruz. Ama yine doğrusunu tabi başkanlarımızın ifade ettiği, bizim üzerimize düşen daha önemli mevzular da var. Ama Türkiye’de iki tane büyük açmaç var. Bu açmazlardan bir tanesi asgari ücret açmazı. Verene yüksek geliyor, belli sektörlerde. Alana da çok düşük. İkincisi de kur meselesi. Bir yandan kur çok yüksek ama bir yandan ihracat yapmak için onların yurt dışındaki rekabet imkanını ortadan kaldırır düzeyde. Tabii bunu kötü para politikası, kötü yönetim şimdi burada uzun uzun anlatmayacağız ama gerçekten çok kötü niyetli yapılan ve sadece seçim kazanmak için işte sıcak parayı buraya davet eden, onlara çıkış kurunu düşük vaadeden. Aksini hepimizin bütçesinden karşılayan bir düzenin içindeyiz. Bununla uğraşacağız.

“Türkiye’de plan güvencesi yok”

Nitelikli tarım arazisi meselesinde de şöyle bir şey var. İmar planlarının kalıcı olarak bakanlıklar tarafından 50 yıllık planlamanın doğru yapılıp, büyükşehirlerin, illerin imar planlarının doğru yapılıp… Yani plan güvencesi yok Türkiye’de. Plan güvencesi beklenti yönetimine dönüşüyor. Yarın burası OSB olacak çok değerlenecek, yarın burası imara açılacak bilmem kaç katlı binalar yapılacak. Tarım arası normalin üç katı. Birisi bir yer alma kalksa birisi arazi topluyor diye duyuluyor fiyatlar yukarıya doğru gidiyor. Gerçekten tarım yapmak isteyen için arazi pahalı. Bir yandan imar plan değişikliği umudu olan, spekülasyonu olan, hatta belki bu konuda planları olanlar açısından da araziler kelepir fiyatta kalıyor. Bunları topluyorlar. Bu da sizin söylediğiniz, buraya gerçekten böyle etik değerleri, kanuni düzenlemelerle bakan, şehirlere 50 yıllık, 75 yıllık planlarla bakabilen, o planların büyükşehirlerde, illerde bu kamucu perspektifle, doğru devlet planlamasının ortaya koyacağı perspektife uygun olarak planlarının yapıldığı, rant üzerinden değil ülkenin menfaatleri, kentin menfaatleri üzerinden planlaması gereken bir yerdeyiz. Ama bu çok bütüncül bir yaklaşımı gerektiriyor. İlk düğme yanlış iliklenmiş, son düğmeyi ne yapacağız? Bununla uğraşıyoruz. Bizim YENİ Parti olarak üç tane hedefimiz var. Biri; 50+1, birisi 60+1. 50+1 ile iktidar olmak, 60+1 ile Cumhurbaşkanı seçmek istiyoruz. Sonra da güçlü bir Parlamenter Sisteme, denge ve denetleme sistemlerinde, güçlü bir yeniden rejim inşasına ihtiyaç var.

“Bu güzel kente sahip çıkacağız”

Orada kurulacak büyük bir mutabakatla, toplumsal mutabakatla, işte odaların, kurumların içinde bulunduğu, kurumların yeniden ayağa kaldırıldığı, kısa vadede memleketi peşkeş çeken ya da çektiren değil bu memleketin bütün varlıklarını bir bütün halinde değerli gören bir anlayışa ihtiyaç var. Onun için de Atatürk’ün ve arkadaşlarının 100 yıl önce ortaya koyduğu vizyona sahip çıkan ve bugün yeniyi savunan anlayışa ihtiyaç var.

O yüzden ben nerede bir sorun alanı varsa gidip bizzat dinlemeyi, raporlar işte o çok kıymetli olacak bize sektörel raporlar, daha önce aldık ve bundan sonra da. Bir de bazı yerlerde deriz ki il başkanına, ‘Başkanım yönetime biraz bu işlere yakın arkadaşları al ki bu insanlarla temasa kuralım, beslenelim.’ Sizin bu konuda en güçlü olduğunuz yer. Sektörden bir il başkanımız var, sağ olsun. O konuda birlikte çalışmaya, açığız. O anlamda elimizden geleni yapacağız. İletişim kanallarımızı açık tutalım. Birlikte çalışalım. Hem Yalova’ya ne yapacağız hem de sektöre neler önereceğiz hem Yalova’nın tarımı için işte kivi başta olmak üzere diğer alanlarda neler yapacağız, bunların hepsini hem seçim beyannamelerimizde hem sonra hükümet programımızda sonra da icraatlarımızda göreceksiniz. Biz de Atatürk’ten emanet bu güzel, hem şirin hem de potansiyeli yüksek hem de biraz maalesef geri bırakılmış kente sahip çıkacağız. Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum."