Norveç Parlamentosu Denetim ve Anayasa İşleri Komitesi, Epstein dosyalarında ismi geçen Norveçli yetkililer hakkında bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmasını oy birliğiyle kabul etti. Bu karar, Norveç'in uluslararası ilişkilerinde önemli rol oynamış isimlerin Epstein ile bağlantılarının araştırılması için atılmış ciddi bir adım olarak öne çıktı.
Komite Başkanı Per-Willy Amundsen, Oslo Anlaşmaları'nın mimarlarından eski diplomat Terje Rod-Larsen'in Epstein ile yakın ilişkisinin ortaya çıkmasının ardından, 1993'e kadar uzanan kapsamlı bir inceleme başlatılacağını bildirdi. Komisyonun ihtiyaç duyduğu tüm bilgilere sınırsız erişim sağlanması için özel bir yasa tasarısı hazırlanacak ve komisyona emniyet güçlerininkine benzer yetkiler tanınacak.
Oslo Anlaşmaları sürecinde Norveç'in arabuluculuk girişimlerinde kilit rol üstlenen Rod-Larsen'in, Ocak-Eylül 1993 dönemine ait özel arşivinde bulunan belgelerin resmi dışişleri arşivlerinde yer almadığı iddia edildi. Bu kayıp belgelerin, Filistin tarafının verdiği tavizlerde kişisel nüfuz veya şantajın etkisi olup olmadığını ortaya koyabileceği değerlendiriliyor.
Rod-Larsen'in, başkanı olduğu dönemde ABD merkezli Uluslararası Barış Enstitüsü (IPI) aracılığıyla Epstein'in çevresindeki bazı kişilerin itibarını korumak için konumunu kullandığı öne sürüldü. Norveç'teki ekonomik suçlarla mücadele kurumu Okokrim de Epstein belgelerinde adı geçen Rod-Larsen, eşi eski Amman Büyükelçisi Mona Juul ve eski Başbakan Thorbjorn Jagland hakkında soruşturma yürütüyor.
Uluslararası alanda yankı uyandıran Epstein davasında, 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, 10 Ağustos 2019'da New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'nde ölü bulunmuştu. Dava dosyalarında eski Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ve birçok ünlü ismin adı geçmişti.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Adalet Bakanlığı ile yürüttüğü incelemede, ünlü isimlerden oluşan bir "müşteri listesi" tutulduğuna dair kanıt bulunmadığını, Epstein'in ise hücresinde intihar ettiğini açıkladı.
Bu gelişme, Norveç'in diplomatik geçmişi ve uluslararası güvenlik ilişkileri açısından şeffaflık ve hesap verebilirlik taleplerini güçlendirdi.