İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Fon krizine değinen Dervişoğlu, "er şeyden önce adını doğru koyalım bu münferit bir olay değildir. Bu iktidar gözetiminde hırsızlıktır" dedi.
"10 ayda 73 polisimiz intihar etti"
Dervişoğlu'nun konuşması şöyle:
İki acı haberle uyandık bugüne. Ankara Pursaklar'da güvenlik kontrolü yapan polis ekibimiz silahlı saldırıya uğradı, saldırıda polis memuru Ali Türkoğlu şehit düştü. Kahraman polisimize Allah'tan rahmet, kederli ailesine, Emniyet teşkilatımıza ve milletimize başsağlığı diliyorum. Kütahya'da da Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde görev yapan Yasemin Bodur Karasu beylik silahı ile intihar etti, kendisine Allah'tan rahmet diliyorum ve milletimize başsağlığı temenni ediyorum. Aylardır polislerimizin çalışma şartları ile ilgili uyarılarda bulunuyor, önlem alınsın istiyoruz. 10 ayda 73 polisimiz intihar etti. Artık buna seyirci kalamazsınız. Cumhurbaşkanından İçişleri Bakanına herkesi sorumlu davranmaya ve bu meselenin üzerine kararlılıkla gitmeye davet ediyorum.
"Sandık yüzünü göstermiştir"
Bugün yeni yasama yılının ilk grup toplantısından Gazi Meclisi altında yeniden bir aradayız. Bu yasama yılı sıradan bir yasama yılı değildir. Artık arifesindeyiz, sandık yüzünü göstermiştir. Bu mecliste kim ne söylerse söylesin, hangi düğmeye basarsa bassın, hangi haksızlığın karşısında durup hangisinin önünden başını eğip geçerse geçsin, milletimiz sandığa giderken hepsini hatırlayacaktır. Meclis tatile girerken 'İYİ Parti tatile girmez' demiştik, sözümüzü tuttuk. Anadolunun her yerini karış karış dolaştık; 76 il ve ilçelerde programlar yaptık. Tandoğan'da açtığımız bayrağı Balıkesir'de Kuvayi Milliye meydanına taşıdık. Aksaray'da gazilerimizle, şehit ailelerimizle ve milletimizle buluştuk. Sokaklarda, kahvelerde, tarlalarda, camilerde, pazar yerlerinde, her yerde milletimizi dinledik. Şimdi meydanlardan aldığımız sesi meclis kürsüsüne taşıyacağız.
"Bu, iktidar gözetiminde hırsızlıktır"
Yeni yasama yılına Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunlarından biriyle girdik. Her şeyden önce adını doğru koyalım; bu münferit bir olay değildir. Bu bir magazinel olay değildir. Üç beş zenginin yatını, katını, arabasını, servetini sayma ve muhasebesini yapma meselesi hiç değildir. Bu, iktidar gözetiminde hırsızlıktır! İnsanların alın terinin, emeklinin, kıdem tazminatının, çocuğuna iyi bir gelecek bırakmaya çalışan ailenin tasarrufunun, enflasyon karşısında ilk kuruşunu korumaya çalışan vatandaşın birikiminin, devletin gözü önünde bir saadet zincirine heba edilmesidir.
"Devlet, bal gibi biliyordu"
Devlet bilmiyordu diyemez, devlet bal gibi biliyordu. Kurumlar biliyordu, uyarılar yapılıyordu ve aylar boşa geçti. Hepimiz biliyoruz ki bu çapta bir vurgun siyasetten onay almadan, yargıdan zırh kuşanmadan, bürokrasiden yol bulmadan yapılamaz.
"Sürekli yetki istedin ama sorumluluk almıyorsun"
Sayın Erdoğan siyasi hayatınız boyunca milletten hep yetki istediniz. Parlamenter sistemi kaldırıp yeni sistemi kurdunuz. Bakanı, valiyi, bürokrasiyi siz atıyorsunuz. Şimdi ise çevrenizden 'Reis her şeye yetişemez' sesleri geliyor. Allah aşkına siz ne istiyorsunuz? Millet yetki verince daha fazlasını istiyorsunuz ama sorumluluğu hiçbir şekilde üzerinize almıyorsunuz."