Metin Külünk: Fon krizi AK Parti'ye çok ağır bir bedel ödetmektedir

Metin Külünk: Fon krizi AK Parti'ye çok ağır bir bedel ödetmektedir. Detaylar ve son gelişmeler Habersunum'da.

Metin Külünk: Fon krizi AK Parti'ye çok ağır bir bedel ödetmektedir

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye edilen 131 yatırım fonunda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğunu açıkladı. AK Parti eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk ise fon krizine ilişkin yaptığı değerlendirmede, yaşananların yalnızca ekonomik ve mali bir mesele olmadığını belirterek, AK Parti'nin sosyolojik tabanının da süreçten etkilendiğini savundu.

Külünk, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, insanların yıllar boyunca biriktirdiği tasarrufların erimesinin yanı sıra devlete ve kurumlara duyulan güvenin de sarsıldığını ifade etti.

"AK Parti'nin kendi sosyolojik tabanına çok ağır bir bedel ödetmektedir"

Fon krizinin siyasi ve toplumsal sonuçlarına dikkat çeken Külünk, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Akşama ve tarihe not FON KRİZİNİN AK PARTİ’YE ÖDETTİĞİ BEDELİN FARKINDA MIYIZ? Fon krizi yalnızca ekonomik ve mali bir mesele değildir. Bu kriz, AK Parti’nin kendi sosyolojik tabanına çok ağır bir bedel ödetmektedir. İnsanların yılların emeğiyle oluşturduğu tasarrufları erirken zihinlerde çok daha tehlikeli bir soru büyümektedir: “Bundan sonra kime ve hangi kuruma güveneceğiz?” Tasarrufların erimesi kadar vahim olan, devlete ve kurumlara duyulan güvenin sarsılmasıdır. Oluşan bu güvensizlik ortamının AK Parti’ye ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeye nasıl zarar verdiğinin farkında mıyız? Süreç içerisinde sorumluluk makamında bulunanlar; görevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmemenin, yönetim zafiyetinin, ihmalin ve kişisel ihtirasların meydana getirdiği bu ağır tablonun hesabını nasıl verecekler? Birilerinin ihtiraslarının, yetersizliğinin veya ihmalkârlığının bedelini ne milletimiz ne AK Parti’nin sosyolojik tabanı ne de Sayın Cumhurbaşkanımız ödemelidir. Unutulmamalıdır ki güvenin sarsıldığı her alan, Türkiye’ye yönelik ekonomik, siyasi ve toplumsal operasyonlara yeni bir zemin hazırlamaktadır. Küçük yatırımcının parasını, milletin devlete olan güvenini ve ülkenin ekonomik istikrarını koruyamayan bir yönetim anlayışı, yalnızca mali bir krize değil, çok daha geniş çaplı bir siyasal kırılmaya da kapı aralar. Üstelik karşımızda; devletin, hükûmetin ve kamu bürokrasisinde görev yapan kişilerin adını kullanarak güven devşiren, ülke insanının birikimlerini kendi çıkarları uğruna istismar eden bir yapı bulunmaktadır. Bu yapının üzerine kararlılıkla gitmek; yalnızca hukuki ve idari bir görev değil, bu topraklara, milletimize ve savunduğumuz değerlere karşı borcumuzdur. Çünkü insanların alın terini, tasarrufunu ve geleceğini koruyamazsak; kul hakkından, ahlaktan, adaletten, dürüstlükten ve manevi değerlerden topluma söz etme imkânımız kalmaz. Söylediğimiz sözün inandırıcılığını, savunduğumuz değerlerin ise toplumsal karşılığını kaybederiz. Şimdi açıkça soruyoruz: Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı ekonomik, toplumsal ve siyasi sonuçları ağırlaşan bir hibrit müdahale tehlikesiyle karşı karşıya bırakanlar, bunun bedelini nasıl ödeyecekler? Milletin alın teri de tasarrufu da güveni de sahipsiz değildir. Sorumlular tespit edilmeli, ihmali bulunanlardan hesap sorulmalı, haksız kazançların üzerine gidilmeli ve küçük yatırımcının kaybını giderecek adımlar gecikmeksizin atılmalıdır. Bu mesele para meselesinin ötesinde; devletin itibarı, siyasetin ahlakı ve milletin geleceği meselesidir"

Deniz Ay
Editör