Manisa'nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde dün sabah saat 07.59'da yaşanan silahlı saldırı, Türkiye'yi sarsan son okul şiddeti olayı oldu. Dokuzuncu sınıf öğrencisi H.O. (15) isimli saldırganın av tüfeğiyle rastgele ateş açması sonucu 11 öğrenci yaralandı. Olayın ardından kaçan H.O., kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı.
Okul saldırganının ilk ifadesinde ne vardı?
Saldırgan H.O.'nun emniyetteki ilk ifadesinde, eylemi bir gün önce "kız meselesi" yüzünden darp edildiği ve "akran zorbalığına" maruz kaldığı iddiasıyla gerçekleştirdiğini belirttiği öğrenildi. Ancak soruşturma derinleştikçe, bu ilk iddiaların ötesinde çarpıcı detaylar ortaya çıktı. Zanlının evinde yapılan aramalarda odasında gamalı haç figürleri ile farklı siyasi ve ideolojik akımlara ilişkin notlar bulundu. Bir defterinde ise siyaset, ekonomi ve toplumsal konulara dair görüşlerini içeren manifesto benzeri metinler yer aldığı tespit edildi. Bu bulgular ışığında, soruşturma H.O.'nun bireysel radikalleşme, nihilizm ve çeşitli ideolojik akımlardan etkilenip etkilenmediği üzerinde yoğunlaşıyor.
Manisa'daki okul saldırısı nasıl gerçekleşti?
H.O.'nun saldırıda kullandığı av tüfeğinin anneannesine ait olduğu ortaya çıktı. Zanlının, saldırıdan yaklaşık bir ay önce bu tüfekle atış talimi yaptığı ve fişekleri de anneannesinden aldığı 600 lirayla bir av bayisinden edindiği belirlendi. Olay öncesinde cep telefonunu sıfırladığı tespit edilen H.O.'nun dijital materyallerindeki verilerin kurtarılması için teknik inceleme sürüyor. Ayrıca, saldırıdan önce bir yakınına böyle bir eylem gerçekleştireceğini söylediği ancak sözlerinin ciddiye alınmadığı öğrenildi.
Saldırıda kaç kişi gözaltına alındı?
Soruşturma kapsamında saldırgan H.O. dahil dokuz kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında H.O.'nun babası, annesi, anneannesi, dedesi, bazı yakınları ile fişekleri satan av bayisinin işletmecisi de bulunuyor. Yaralı öğrencilerin tedavileri ise devam ediyor. Manisa Valiliği'nden yapılan açıklamada, yaralanan altı öğrencinin bugün taburcu edileceği, yoğun bakımda tedavileri süren üç öğrencinin ise bilincinin açık olduğu bildirildi.
Uzmanlar artan şiddet eğilimi hakkında ne diyor?
Manisa'daki olay, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki benzer saldırıların ardından çocuk ve ergenlerde artan şiddet eğilimine dikkatleri bir kez daha çekti. Uzmanlar, ağır şiddet davranışlarının tek bir gecede veya nedensiz ortaya çıkmadığını vurguluyor. Çocuk Gelişimi Uzmanı Merve Mercan, aile içi iletişim kopukluğu, dijital dünyadaki kontrolsüzlük, akran zorbalığı ve psiko-sosyal yalnızlığın bu krizin çok katmanlı nedenleri arasında olduğunu belirtiyor. Mercan, çocukların dijital alanlarının ebeveynler tarafından tamamen "dokunulmaz bir özel alan" olarak görülmemesi gerektiğini, şeffaf ve rehberlik eden bir kontrolün hayati önem taşıdığını ifade ediyor. Çocuk ve Ergen Klinik Psikoloğu Eliz Avcı ise baskıcı kontrolün yerine, çocuğun davranışlarının nedenlerini ve sonuçlarını anlayabileceği, tutarlı ve demokratik bir denetim anlayışının önemine değiniyor.
Siber Suç Bilimcisi Avukat Dr. Ceren Küpeli, suça sürüklenen çocukların genellikle dürtü kontrolü zayıf, risk algısı düşük ve yoğun bir aidiyet açlığı duyan bireyler olduğunu belirtiyor. Küpeli, bu çocukların yaşadıkları narsisistik yaralanmalar ve sisteme karşı biriktirdikleri öfkeyle, şiddet eylemlerini kendi hayatlarını "anlamlı" kılma aracı olarak görebildiğini ekliyor. Medyadaki şiddet içeriklerinin de çocuklarda şiddeti normalleştirme, empati duygusunu zayıflatma ve saldırganlığı problem çözme yöntemi olarak öğrenme riskini artırdığına dikkat çekiliyor.
Öte yandan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Emniyet Müdürleri Toplantısı'nda okul güvenliğine yönelik uyarılarda bulunarak, "Tehlike okul kapısına gelmeden tedbir alacaksınız" dedi. Manisa'daki saldırıdan sadece 17 saat önce Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin de aralarında bulunduğu yedi bakanlığın "Güvenli Okul" protokolünü imzalamış olması dikkat çekti. Saldırı sırasında okuldaki güvenlik görevlisinin kaçtığı iddiaları da gündeme gelirken, Türkiye genelinde okulların yarısından fazlasında güvenlik görevlisi bulunmadığı ve mevcut görevlilerin maaşlarının veli bağışlarıyla karşılanmaya çalışıldığı belirtiliyor.





