Oyuncu Levent Özdilek, verdiği röportajda hem 'Parçalı Yıllar' filmindeki rolünü hem de uzun yıllara yayılan kariyerindeki dönüm noktalarını paylaştı. Özdilek’in açıklamaları, Türk sinemasının geçmişine ve sektörün bugününe dair çarpıcı değerlendirmeler içeriyor.
Röportajda, 'Parçalı Yıllar' filminde 70'li yılların kaotik atmosferinden beslenen bir karakteri canlandırdığını belirten Özdilek, o dönemde yaşanan sağ-sol çatışmalarının tüm sanat sektörlerini etkilediğini anlattı. Sektörün durma noktasına geldiği bu yıllarda, İtalyan erotik komedi filmlerinin Türkiye'de ilgi gördüğünü ve yerli yapımcıların da benzer filmler çekmeye başladığını ifade etti. Ancak, bazı oyuncuların bu filmlerde rol almayı reddettiğini ve kendisinin de bu idealist grupta yer aldığını söyledi.

O dönem yaşadıkları maddi sıkıntılara rağmen, meslektaşlarıyla birlikte masrafları kısıp ayakta kalmaya çalıştıklarını dile getiren Özdilek, 12 Eylül sonrası ise sektörde erkek oyuncuların yollarına devam ettiğini, kadın oyuncuların ise yok sayıldığını vurguladı. Ayrıca, o yıllarda yapılan filmlerin ve yaşananların uzun süre gündeme getirilmediğini, bu dönemin adeta unutulduğunu belirtti.
Senaryoyu okuduğunda, geçmişte yaşanan zorluklar ve sektördeki ikiyüzlülüklerin aklına geldiğini aktaran Özdilek, 'Parçalı Yıllar' filminin bu anlamda önemli bir belge niteliği taşıdığını ifade etti. Filmin çekimlerinin ise yalnızca 12 günde tamamlandığını söyledi.

Kariyerinin farklı dönemlerinde star olma fırsatları geldiğini ancak kendi idealleri doğrultusunda bu teklifleri reddettiğini belirten Özdilek, özellikle Malkoçoğlu serisinde oynamayı maddi zorluklara rağmen kabul etmediğini anlattı. Hep nitelikli işlerde yer almayı hedeflediğini ve bu çizgiden sapmamaya özen gösterdiğini dile getirdi.

Televizyon projelerinde ise çoğunlukla tutkulu ve akılda kalan karakterleri canlandırdığını söyleyen oyuncu, bazı dizilere sonradan katılarak projelerin yeniden ilgi görmesini sağladığını ve bu nedenle kendisine 'dizi kurtaran adam' denildiğini belirtti. "Eşref Rüya" dizisinde de 14. bölümde kadroya dahil olmasına rağmen izleyiciye başından beri ekipteymiş hissi verdiğini ekledi.
Setlerdeki çalışma ortamına da değinen Özdilek, 50 yıllık meslek hayatında ekip arkadaşlarıyla her zaman iyi ilişkiler kurduğunu, son projelerinde ise özellikle oyuncu Çağatay Ulusoy ve Demet Özdemir’in performanslarından övgüyle bahsetti. Starlığın kolay taşınmadığını, ancak Ulusoy’un bu konuda başarılı ve mütevazı olduğunu söyledi.
Yeni jenerasyon oyuncular hakkında da görüşlerini paylaşan Özdilek, sektöre giren gençlerin çoğunun kalıcı olabilmek için daha fazla emek ve hazırlık yapması gerektiğini vurguladı. Dünya çapında oyunculara sahip olunsa da yabancı dilin önemli bir handikap olduğunu, Haluk Bilginer’in bu engeli aşan isimlerden olduğunu belirtti.

Oyunculuğa Yılmaz Güney’in bir filminde, onun oğlunu canlandırarak başladığını anlatan Levent Özdilek, Güney’in sanatının uluslararası alanda kabul gördüğünü ve bu yönünün tartışılmaması gerektiğini dile getirdi. Güney’in kişisel hayatı eleştirilebilse de, sanatına kimsenin laf edemeyeceğini vurguladı.
Fiziksel olarak formunu korumasının sırrını ise aktif ve tutkulu bir yaşam sürmeye, spor yapmaya ve hayattan kopmamaya bağladı. Aşklarını ve evliliklerini de her zaman tutkuyla yaşadığını söyledi.
Son olarak, uzun süredir üzerinde çalıştığı büyük bir müzikal projesi olduğunu, bu projede dünya çapında oyuncuların da yer alacağını ve İngilizce olarak sahneleneceğini açıkladı. Müzikalin bir Anadolu masalından esinlendiğini, toplamda üç büyük müzikal planladığını ve şu anda finansman görüşmelerinin sürdüğünü belirtti.
Levent Özdilek’in bu açıklamaları, hem sektörün geçmişine ışık tutması hem de yeni projeleriyle gündemde kalması nedeniyle kamuoyunun ilgisini çekiyor.









