Kocaeli'de İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen 5. Uluslararası İslam Kültür ve Medeniyeti Sempozyumu'nda, Güney Asya'da yaşayan Müslüman halkların sorunları gündeme getirildi. Kocaeli Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, Moro, Patani, Arakan ve Keşmir bölgelerindeki Müslümanların karşılaştığı zorluklar detaylı bir şekilde ele alındı.
Sempozyumda konuşan İHH Bangsamoro Özerk Bölge Temsilcisi Ömer Kesmen, Filipinler'in Bangsamoro Özerk Bölgesi'ndeki halkın verdiği "haklı mücadele"ye dikkat çekti. Kesmen, 60 yıla yaklaşan mücadelenin ardından Manila yönetimiyle imzalanan anlaşmanın tarafsız gözlem heyetleri tarafından denetlendiğini ve özerk bölge hükümetinin görevini sürdürdüğünü belirtti. Bu hükümetin, Hristiyan ve Müslüman bölgeler arasında hizmet ayrımı yapmadığını ve "keskin ayrımları ortadan kaldırdığını" vurguladı. Kesmen, Moro mücadelesinin herkese örnek olabilecek nitelikte olduğunu ifade ederek, "Bizim coğrafyamızda bu mücadelenin öğretilmesi gerekiyor. Ahlaklı bir mücadele yaptılar ve zafer nasip oldu. Bu mücadele öncesi Morolular kendi kimliklerini kaybetmeye başlamışlardı. Ne zaman mücadele başladı, kimliklerini hatırladılar." şeklinde konuştu.
Dünya Keşmir Özgürlük Hareketi Temsilcisi Dr. Müzzemmil Eyyub Thakur ise Keşmir halkının "Müslüman kimliğinin" tehdit altında olduğunu dile getirdi. Hindistan Halk Partisi'nin (BJP) izlediği "Hindutva" ideolojisinin, 2. Dünya Savaşı'ndaki Nazi Almanyası'nın politikalarına benzediğini savunan Thakur, bu ideolojinin bölgede bir "kanser" olduğunu söyledi. Thakur, "Zalimler de birbirleriyle irtibatlı. Nazizm, Siyonizm ve Hindutva ideolojileri benziyor. Hepsinin özelliği üstünlük. Hindistan'da da üstünlük düşüncesi tırmanışta. Bu üç ideoloji arasındaki ilişkilerin görülmesi gerekir." değerlendirmesinde bulundu.
Arakan Rohingya Ulusal Konseyi (ARNC) Temsilcisi Enver Arakani, Myanmar rejimi altında Arakanlıların "sistematik zulümlere maruz kaldığını" anlattı. Yaklaşık 10 yıl önce Arakanlılara karşı başlatılan "büyük bir temizlik dalgasının" ardından hayatta kalan 1 milyon kişinin mülteci olarak kamplarda yaşadığını belirten Arakani, Myanmar'ı "tam bir mülteci üretim fabrikası" olarak nitelendirdi.





