Kayserispor, Türk futbolunda devam eden soruşturmalara ilişkin yaptığı açıklamayla TFF'ye çağrıda bulundu. Küme düşen sarı-kırmızılı kulüp, 2025/2026 sezonunun mevcut haliyle tescil edilmemesi gerektiğini savunarak, puan silme ve ligden düşürme gibi ağır sportif yaptırımların uygulanmasını talep etti.

Kulübün açıklamasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmalara ve bazı kulüp başkanları ile yöneticileri hakkındaki tutuklama kararlarına dikkat çekildi. Açıklamada, soruşturmanın sadece "bahis ihlali" olarak değerlendirilemeyeceği, "müsabaka sonuçlarının manipülasyonu" ve "sportif rekabetin ihlali" gibi ciddi iddiaların bulunduğu vurgulandı.

Kayserispor, Türkiye Futbol Federasyonu'nun disiplin süreçlerinde daha kararlı olması gerektiğini belirterek, adli süreçlerin yanı sıra sportif yargının da devreye girmesi gerektiğini ifade etti. Kulüp, "puan silme ve ligden düşürme dahil tüm yaptırımların uygulanmasını" beklediklerini duyurdu.

Kayserispor'un açıklamasının tamamı şöyle:

"Futbol, doğası gereği üç sonuçlu bir oyundur. Kazanmak, kaybetmek ve beraberlik oyunun ve rekabetin ayrılmaz parçalarıdır. Sonuçlar, sahada eşit şartlar altında verilen adil bir mücadelenin neticesi olduğu sürece tartışmaya açık değildir.

Ancak üzülerek ifade etmek isteriz ki, geride bıraktığımız sezonda Türk futbolunda eşit rekabet ortamı sağlanamamış; saha içinde verilmesi gereken mücadelenin üzerine gölgeler düşmüştür. Futbolun temelini oluşturan adalet duygusu zedelenmiş, sezon sürerken yaşanan gelişmeler kamuoyunun vicdanında ciddi soru işaretleri yaratmıştır.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20.02.2026 tarihli yazılı basın açıklamasında, toplam 33 kulüp yöneticisinin kendi müsabakalarında maç sonucunu manipüle etmeye yönelik eylemlerde bulunduğunun tespit edildiği ve bu kapsamda operasyon süreçlerinin başlatıldığı açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca bu operasyonlar kapsamında bazı kulüp başkanları ve yöneticileri tutuklanmıştır. Türk futbolu açısından son derece vahim bir nitelik taşıyan tespitler karşısında, sürecin yalnızca adli boyutuyla ele alınması yeterli değildir. Müsabaka sonuçlarını etkilemeye yönelik fiillerin sportif yargı bakımından da değerlendirilmesi; ülkemizde futbolun güvenilirliği, rekabet eşitliği ve kamu vicdanının korunabilmesi adına zorunlu hale gelmiştir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmalar kapsamında bazı dosyalarda kamu davalarının açıldığı, Süper Lig'de mücadele eden bazı kulüplerin başkan ve yöneticileri hakkında adli tedbirler uygulandığı ve tutuklama kararları verildiği süreci tarafımızca da yakından takip edilmektedir.

Öte yandan sezonun başlangıcından bu yana Türkiye Futbol Federasyonu tarafından sportif disiplin mekanizmaları işletilmiş; binlerce futbolcu, antrenör ve kulüp mensubu hakkında çeşitli disiplin yaptırımları uygulanmıştır. Türkiye Futbol Federasyonu, yargı mercileri önünde devam eden süreçlere rağmen bazı kişiler hakkında disiplin ihlali tespitinde bulunmuş ve buna bağlı olarak cezai yaptırımlar tesis etmiştir.

Hal böyleyken, müsabaka sonuçları üzerinde etkisi bulunduğu yönünde ciddi tespitler yapılan idareciler bakımından yalnızca şahsi yaptırımlarla yetinilmesi, sportif adalet ve rekabet eşitliği ile bağdaşmamaktadır. Kulübümüzün beklentisi; futbolun güvenilirliğini, kamu vicdanını ve ligimizin sportif bütünlüğünü korumak adına, ilgili kişi ve kulüpler hakkında talimatlar çerçevesinde gerekli sportif yaptırımların tereddütsüz şekilde uygulanmasıdır.

Kulübümüz, adil ve eşit rekabet ilkesine yalnızca kendi bulunduğu konum itibarıyla değil, Türk Futbolunun menfaati adına inanmaktadır. Sportif başarının ancak şeffaflık, hakkaniyet ve eşit şartlar altında anlam taşıdığı düşüncesiyle hareket eden kulübümüz; Türkiye Futbol Federasyonu'nun da futbolun tüm paydaşlarının beklentisine uygun şekilde adil rekabet ortamını tesis edeceğine olan inancını korumaktadır.

Bu çerçevede, halen devam eden adli ve sportif disiplin süreçleri birlikte değerlendirildiğinde, 2025/2026 sezonunun mevcut haliyle tescil edilmesinin kamuoyu vicdanını tatmin etmeyeceği ve adalet duygusu ile bağdaşmayacağı kanaatindeyiz. Futbol kamuoyunda oluşan ciddi soru işaretlerinin giderilmesi, rekabet eşitliği ilkesinin tam anlamıyla sağlanması ve yürütülen süreçlerin sağlıklı şekilde sonuçlandırılması adına gerekli değerlendirmelerin yapılmasının Türk futbolunun geleceği açısından zorunlu olduğu görüşündeyiz. Adil ve eşit olmayan yarışma ortamı nedeniyle ligimizin sportif gerçekliğine darbe vurulmaktadır, bu ortamın düzeltilmesi için gayret göstermek sadece kulübümüzün değil Türk Futbolu'nun menfaatini düşünen herkesin görevidir.

Futbolcuların ve antrenörlerin yasal platformlar üzerinde kendilerine ait kimlik numaraları üzerinden düşük meblağlarla bahis oynadığı gerekçesiyle 12 aya varan hak mahrumiyeti gibi ağır cezalar aldığı gerçeği karşısında; kulüp başkanları ve yöneticileri seviyesinde şike, yasa dışı bahis, müsabaka sonucunu etkileme ve kara para aklama gibi son derece ağır ve vahim olguların görmezden gelinmesi kabul edilemezdir.

Kamuoyunda yürütülen sürecin yalnızca "bahis soruşturması" olarak değerlendirilmesi eksik ve yetersiz olacaktır. Zira soruşturma kapsamında ortaya çıkan iddialar, basit bir bahis ihlalinin ötesinde; müsabaka sonuçlarının manipülasyonu ve sportif rekabetin doğrudan ihlali niteliğinde son derece ağır eylemlere işaret etmektedir.

Özellikle bazı kulüp yöneticilerinin, kendi takımlarının aleyhine ve rakip takımların lehine sonuçlara yönelik sistematik nitelikte kabul edilebilecek bahis faaliyetleri içerisinde olduğuna ilişkin tespitler, spor etiği ve futbolun dürüstlüğü bakımından kabul edilemez bir tablo ortaya koymaktadır. Bir kulüp yöneticisinin, kendi takımının kaybedeceği ve rakibinin kazanacağı senaryolar üzerinden menfaat ilişkisi içerisine girmesi; sportif rekabetin doğasına aykırı olduğu gibi, uluslararası spor hukukunun temel prensipleri bakımından da son derece ağır bir ihlal niteliği taşımaktadır.

Nitekim sezon devam ederken gerçekleşen adli süreçlere ilave olarak Süper Lig'de mücadele eden iki kulübe sürmekte olan soruşturmalar nedeniyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulmuş olması dahi Türk futbolu adına son derece olağanüstü ve ağır bir tabloyu ortaya koymaktadır. Sportif rekabetin güvenilirliğini doğrudan etkileyen böylesine vahim gelişmelerin yalnızca adli boyutuyla değerlendirilmesi mümkün değildir. Kulübümüzün görüşü; bu ölçekteki müdahalelerin sportif sonuçlarının da Türkiye Futbol Federasyonu tarafından değerlendirilmesi gerektiği, puan silme ve ligden düşürme dahil olmak üzere gerekli yaptırımların tereddütsüz uygulanmasıdır.