Kayseri Olgunlaşma Enstitüsü'nde açılan kursta, kadınlar doğadan topladıkları taşları kullanarak Anadolu kültürünü yansıtan özgün taş bebekler üretiyor. Kursa katılan 12 kursiyer, el sanatları öğretmenleri eşliğinde topladıkları taşları seramik hamuru, kumaş ve boya ile birleştirerek yöresel kıyafetli bebeklere dönüştürüyor.

Kayseri Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Ali Durmuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkeye ait değerleri gün yüzüne çıkarmayı amaçladıklarını belirtti. Taş bebek yapımının emek gerektirdiğini vurgulayan Durmuş, "Bebek yapımına uygun yassı taşları kursiyerler doğadan topluyor. Çeşitli işlemlerden geçirip bebek şekline getiriyorlar. Bu hem süs eşyası oluyor hem de üretime katkıda bulunarak ekonomik kazanç sağlıyor. Kurs sonunda sergi yapıyoruz ve kursiyerler kendi yaptıkları bebekleri alıyor. Bu, bir nevi üretim ve ekonomik kazanca dönüşebiliyor. Özellikle turistik yerlerde satılabiliyor." dedi.

El sanatları öğretmeni Mehtap Şavran ise 12 kursiyerle çalıştıklarını ve taş bebek yapımının ustalık istediğini söyledi. Şavran, "Taş bebekte doğadaki taşları kullanarak gövde oluşturuyoruz. Seramik hamuruyla kıyafetlerini yapıyoruz. Kıyafetleri genelde yöresel ve geçmişimizi yansıtan modellerden seçiyoruz. Kültürümüzü yansıtan figürleri bebek olarak yapmaya çalışıyoruz. Hamurumuzda tutkal, buğday nişastası ve gliserin kullanıyoruz. Kulak memesi kıvamındaki bu hamuru hem birleştirme hem de kıyafet yapımında kullanıyoruz." diye konuştu.

Haftanın 6 günü devam eden kurslarda kursiyerlerin büyük bir gayretle çalıştığını belirten Şavran, "Kursiyerler bebeklerin malzemelerini kendileri karşılayıp hediye edebiliyor, evlerinde aksesuar olarak kullanabiliyor veya satış amaçlı değerlendirebiliyor. Doğa bize taşları ücretsiz veriyor, biz de onları sanata dönüştürüyoruz." ifadelerini kullandı.

Kursiyerlerden 70 yaşındaki Nuriye Akkaya, boş vaktini değerlendirmek için kursa katıldığını ve emek harcamanın sosyalleşmeyle birlikte mutluluk verdiğini dile getirdi. 57 yaşındaki Serpil Nalçacıoğlu ise taş bebek yapmanın güzel bir uğraş olduğunu, doğadaki sade bir taşı sanat eserine dönüştürdüklerini ve bunun terapi gibi geldiğini söyledi.