İsveç, 2025 yılından itibaren okul öncesi eğitimde dijital cihaz kullanım zorunluluğunu kaldırıyor. İki yaş altı çocuklara da tablet verilmeyecek. Ayrıca, eğitim amaçlı bile olsa okullarda cep telefonu kullanımı tamamen yasaklanacak.

Bu kapsamda okullara ders kitapları için 200 milyon doların üzerinde fon ayrıldı. Ders kitabı temelli öğrenmeyi hedefleyen yeni müfredat ise 2028'de yürürlüğe girecek.

Liberal Parti'nin eğitim sözcüsü Joar Forsell, "Çocukların ihtiyacı olan bilgiyi kazanmalarını istiyorsanız, gerçek kitap okumaları, gerçek bir kağıda yazmaları ve kağıt üstündeki gerçek sayılarla işlem yapmaları çok daha iyidir" diyerek bu kararı destekliyor. Forsell, aynı zamanda Liberal Parti'nin başkanı ve İsveç'in eğitim bakanı.

Ancak bu "anağla dönüş" politikası, teknoloji firmaları, bilişim uzmanları ve bazı eğitimciler tarafından eleştiriliyor. Bu kesimler, kararın öğrencilerin gelecekteki istihdam olanaklarını olumsuz etkileyebileceğini ve İsveç ekonomisine zarar verebileceğini savunuyor.

Stockholm yakınlarındaki Nacka'da bir lisede son sınıf öğrencileri, dijital cihazlar yerine defter ve kitaplarını kullanmaya başladıklarını belirtiyor. Öğrencilerden Sophie, "Artık okuldan eve sık sık yeni kitaplarla ve formlarla dönüyorum" diyor. Bir öğretmenleri de derslerde kullanılan metinlerin fotokopilerini dağıttığını ve eskiden matematik derslerinin yapıldığı dijital platformların yerini tamamen ders kitaplarının aldığını ekliyor.

TABLETLER ZORUNLUYDU

İsveç'te 2000'lerin sonu ve 2010'ların başında okullarda dizüstü bilgisayarlar yaygınlaşmıştı. 2015 itibarıyla devlet liselerindeki öğrencilerin %80'inin dijital cihaza erişimi vardı. Hatta 2019'da okul öncesi eğitim müfredatında tabletler zorunlu hale getirilmişti. Bu politika, çocukları dijitalleşen iş hayatına hazırlamayı amaçlıyordu.

Ancak 2022'de göreve gelen sağcı koalisyon, eğitimin yönünü değiştirdi. Hükümet, "ekrandan dosyaya" anlamına gelen ve İsveççe'de akılda kalıcı olan "från skärm till pärm" sloganını kullanıyor. Yetkililer, ekransız derslerin çocukların konsantre olma, yazma ve okuma becerilerini geliştirdiğini savunuyor.

'DİKKAT DAĞITIYOR'

Eğitim politikasındaki bu değişim, 2023 yılında yapılan istişareler sonucunda kararlaştırıldı. Nörobilimci Dr. Sissela Nutley, teknolojinin sınıflarda dikkat dağıtıcı etki yarattığına dair farkındalığın arttığını belirtiyor. Nuttley, öğrencilerin arkadaşlarının ekran aktivitelerini görmesinin dikkatlerini dağıtabileceğini ve metinleri ekrandan okumanın bilgiyi işleme sürecini zorlaştırdığını vurguluyor. Aşırı ekran süresinin ise küçük çocukların beyin gelişimini etkileyebileceği yönünde uluslararası araştırmalar bulunduğunu hatırlatıyor.

Hükümet, daha geleneksel öğretim yöntemlerine dönerek İsveç'in PISA sıralamasındaki yerini iyileştirmeyi umuyor. Bir zamanlar PISA'da başarılı olan İsveç'in puanları 2012'de düşmüş, 2022'de ise matematik ve okumada gerilemişti. 2022'de öğrencilerin neredeyse dörtte birinin (%24) temel düzeyde okuduğu ancak anlama becerisine ulaşamadığı görüldü. Forsell, "Biliyoruz ki tüm eğitim süreçleri yoğun ekran kullanımıyla geçen çocuklar, uluslararası değerlendirmelerde geride kalıyor" diyor.

'NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİNİ KURARKEN TEMKİNLİ OLMALIYIZ'

OECD'nin Ocak ayında tamamladığı raporda, öğrencilerin dijital cihazlardan fayda sağladığı belirtilirken, sınıflardaki dijital dikkat dağıtıcıların düşük matematik puanlarıyla bağlantılı olabileceğine dikkat çekildi. OECD eğitim direktörü Andreas Schleicher, neden-sonuç ilişkisi kurulurken temkinli olunması gerektiğini ancak İsveç'in teknolojiyi erken ve aşırı benimsemesinin sonuçları etkilemiş olabileceğini öne sürüyor. Schleicher, "Sınıflara net bir pedagojik amaç olmadan ve net hedefler belirlenmeden çok sayıda cihaz ve teknoloji yerleştirildi" diyor.

TEKNOLOJİ SEKTÖRÜNDEN TEPKİ

İsveç'teki "yeniden kitaplara dönüş" stratejisi iş dünyasında da tartışmalara yol açtı. "Eğitim Teknolojisi Sanayii" adlı ticaret birliği, daha analog bir eğitimin öğrencileri geleceğin işlerine yeterince hazırlayamama riski taşıdığı uyarısında bulundu. Birlik CEO'su Jannie Jeppesen, iş gücüne katılmak için temel dijital yeteneklerin şart olduğunu ve Avrupa Birliği'nin raporlarına göre işlerin %90'ının dijital yetenek gerektirdiğini belirtiyor. Jeppesen, bu politika değişiminin girişimcilik ve inovasyon üzerindeki olası etkilerinden de endişe duyuyor.

İsveç, nüfusuna oranla Avrupa'nın en çok teknoloji "unicornu" üreten ülkesi konumunda. Spotify ve Legora gibi şirketler, ihtiyaç duydukları bilişim yetkinliklerini İsveç'te bulamazlarsa başka ülkelere taşınabilir.