İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonları, bölgedeki güvenlik dengesini önemli ölçüde etkiledi. 28 Şubat'ta başlayan saldırılar, Tahran ile Washington arasında devam eden müzakerelere rağmen gerçekleşti ve çok sayıda askeri hedefi kapsadı.

İsrail Ordu Sözcüsü Defrin, yayımladığı video mesajda, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun Tahran'daki karargahı dahil olmak üzere istihbarat, hava kuvvetleri ve iç güvenlik birimlerine ait onlarca askeri merkezin hedef alındığını öne sürdü. Defrin ayrıca, bu saldırılara 100'den fazla İsrail savaş uçağının katıldığını ve çok sayıda İran askerinin yaşamını yitirdiğini iddia etti. İsrail ordusu, İran'ın batısındaki hava savunma sistemleri ve balistik füze rampalarına yönelik saldırıların görüntülerini de resmi hesaplarından paylaştı.

İran ise, İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkelerde belirlediği hedeflere karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ve birçok üst düzey yetkilinin öldüğü bildirildi. İran Kızılayı, ülkede düzenlenen bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin ise yaralandığını açıkladı.

Bölgedeki askeri hareketlilik, yalnızca İran ve İsrail'i değil, Körfez ülkeleri başta olmak üzere çok sayıda ülkeyi doğrudan etkiledi. Bu gelişmeler, Orta Doğu'da güvenlik risklerinin ve uluslararası gerilimin artmasına yol açtı.

Resmi açıklamaya göre, Ordu Sözcüsü Defrin, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun istihbarat, hava kuvvetleri ve iç güvenlik birimlerine ait onlarca askeri merkezi de hedef aldıklarını iddia etti.