İsrail merkezli Haaretz gazetesinde yer alan analize göre, Ekim 2023'ten bu yana birçok cephede saldırılarını sürdüren Netanyahu hükümeti, yüksek maliyetine rağmen bu saldırganlığı devam ettirmeyi hedefliyor.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi'ne yönelik saldırganlığıyla başlayan süreç, Lübnan ve İran'a yönelik operasyonlarla devam etti. Başbakan Netanyahu, 3 Mayıs'ta yayınladığı bir mesajda, önümüzdeki on yıl içinde savunma harcamalarını 350 milyar şekel (yaklaşık 121 milyar dolar) artırma ve ülkenin silah endüstrisini büyütme planını yineledi.

Merkez Bankası tahminlerine göre, Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in saldırılarının maliyeti 350 milyar şekel olarak hesaplandı. Maliye Bakanlığı'na göre ise İran'a yapılan son saldırıların askeri ve sivil maliyeti 35 milyar şekel (yaklaşık 12 milyar dolar) oldu. Bu verilere göre, İsrail'in Ekim 2023'ten itibaren giriştiği saldırganlığın ülkeye maliyeti en az 133 milyar doları aştı.

Habere göre, Netanyahu'nun ülkeyi on yıllık devasa bir savunma bütçesiyle ucu açık bir "savaş düzenine" sokması, İsrail ekonomisini zorlarken, ülkeyi Başbakan'ın bitmek bilmeyen savaş iştahını karşılayamayacak bir duruma getiriyor.

"HARCAMA ÇILGINLIĞI BİTMİŞ DEĞİL"

Haaretz'e göre, İsrail'in harcama çılgınlığı henüz bitmiş değil. Lübnan ile resmi bir ateşkes yürürlükte olsa da, İsrail hala ülkenin geniş bir kesimini işgal altında tutuyor, Hizbullah hedeflerine saldırıyor ve köyleri yerle bir ediyor. Benzer bir durum Gazze Şeridi'nde de yaşanıyor ve İsrail askerleri Suriye içinde de bulunuyor. İşgal altındaki Batı Şeria'da ise artan sayıda işgal edilmiş Filistin topraklarında nöbet tutmak için kuvvetler kullanılıyor.

Ordunun geri kalanı ise İran ile olası saldırıların yeniden başlaması ihtimaline karşı teyakkuzda bekliyor. Sadece yedek askerlerin maliyeti, her 10 bin personel için ayda yaklaşık 400 milyon şekel (138 milyon dolar) olarak belirtiliyor. 2026 bütçesi, bu yıl görev yapan ortalama 40 bin yedek asker sayısını öngörürken, şu anda orduda ortalama 100 bin kişi silah altında bulunuyor. Ordunun işgal ettiği alanlardan bir çıkış planının olmaması nedeniyle mevcut aylık faturanın daha ne kadar artacağı belirsizliğini koruyor.

"İSRAİL'İN ABD KAMUOYUNDAKİ İTİBARININ ÇÖKMESİNE NEDEN OLDU"

İsrail ekonomisi, saldırıların tüm mali yükünü tek başına taşımak zorunda kalmıyor; zira ABD'nin askeri yardımı maliyetlerin önemli bir kısmını karşılıyor. Ancak Netanyahu'nun "sonsuz savaş" düzeninin zararı, doğrudan ekonomik maliyetin ötesine geçiyor. Habere göre, Gazze'deki olaylarla başlayıp ABD Başkanı Donald Trump'ı İran'a yönelik ortak saldırıya ikna etmedeki rolü dahil olmak üzere, "Netanyahu'nun savaşları" İsrail'in Amerikan kamuoyundaki itibarının ciddi şekilde zedelenmesine neden oldu. Bu durum, sadece Demokratlar ve ilericiler arasında değil, aynı zamanda bir zamanlar İsrail'e sadık olan Cumhuriyetçiler ve Evanjelikler arasında da giderek artıyor.

İsrail'in Amerika'daki desteğini kaybetmesinin olası ekonomik sonuçlarından biri de ABD askeri yardımının azalması olacak. Geçtiğimiz ay ABD Senatosu'nda Demokrat senatörlerin çoğunluğunun İsrail ordusuna ekipman satışını engellemeye yönelik kararları desteklemesi, bu tehlike çanlarının çalmaya başladığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

İsrail'in borç/gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) oranı 2025 sonunda yüzde 69'a yaklaşmış durumda. Bu oran, benzer ülkelere kıyasla İsrail'i nispeten yüksek bir borç yüküyle karşı karşıya bırakıyor. Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron, Netanyahu'nun 10 yıllık savunma planının tam olarak uygulanması halinde, söz konusu borç/GSYİH oranının 2035'te yüzde 81'e çıkacağını, ABD yardımı olmazsa bu rakamın yüzde 83'e yükseleceğini tahmin ediyor. Gazeteye göre, Netanyahu'nun her güvenlik sorununu orduyu sahaya sürerek çözme doktrinini izlemeye devam etmesi halinde, İsrail siyasi bir bedel ödeyecektir.