Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler, Gazze savaşı ve Suriye'deki güvenlik başlıkları nedeniyle uzun süredir düşük seviyede seyrediyor. İki ülke arasında siyasi gerilim devam ederken Ankara'da dikkat çeken bir diplomatik hareketlilik yaşandı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, deneyimli diplomat Joel Lion'un Türkiye'deki diplomatik ilişkilerden sorumlu maslahatgüzar olarak göreve başladığını açıkladı.

Lion, 9 Eylül Çarşamba günü Ankara'da Türk Dışişleri Bakanlığına giderek gerekli akreditasyon işlemlerini tamamladı. Böylece uzun süredir düşük profilli şekilde sürdürülen İsrail'in Ankara'daki diplomatik misyonunun yönetimi yeniden kıdemli bir diplomata teslim edildi.

Büyükelçi değil maslahatgüzar

Atamanın en dikkat çekici noktalarından biri, Joel Lion'un Türkiye'ye büyükelçi olarak değil, maslahatgüzar olarak gönderilmesi oldu.

İsrail'in Ankara Büyükelçiliği hukuken kapatılmış değil. Ancak güvenlik gerekçeleri nedeniyle büyükelçilik uzun süredir normal diplomatik faaliyetlerini yürütmüyor. Yerel personelin Türkiye'deki faaliyetleri devam ederken İsrailli diplomatik kadronun büyük bölümü 2023'ün sonlarında ülkeden çekilmişti.

Middle East Eye'a konuşan İsrailli bir yetkili de büyükelçiliğin mevcut durumunun siyasi bir karardan kaynaklanmadığını, güvenlik gerekçelerine dayandığını belirtti. Yetkili, misyonun resmen kapatılmadığını ve yerel personelin Türkiye'deki çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Bu nedenle Lion'un atanması, İsrail'in Ankara Büyükelçiliğini tam kapasiteyle yeniden açtığı veya Türkiye-İsrail ilişkilerinde kapsamlı bir normalleşmenin başladığı anlamına gelmiyor. Ancak iki ülke arasındaki diplomatik temasların tamamen koparılmadığını göstermesi açısından önem taşıyor.

Lion'un diplomatik geçmişi de atamayı dikkat çekici hale getiriyor. 1964 doğumlu diplomat, 1993'ten bu yana İsrail Dışişleri Bakanlığı bünyesinde görev yapıyor.

Daha önce İsrail'in Ukrayna Büyükelçisi olarak görev yapan Lion, ardından Ermenistan ve Moldova büyükelçiliklerini üstlendi. Moldova'daki İsrail Büyükelçiliğinin açılmasının ardından ülkenin ilk yerleşik İsrail büyükelçisi oldu.

Lion, Moldova'daki görevini Nisan 2025'te, Ermenistan'daki görevini ise Ağustos 2026'da tamamladı. Diplomatın kariyerinde Montreal Başkonsolosluğu, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü nezdindeki İsrail Daimi Temsilciliği ve İsrail Dışişleri Bakanlığındaki çeşitli üst düzey görevler de bulunuyor.

Dolayısıyla İsrail'in Ankara'ya kariyerinin başındaki bir diplomatı değil, Ukrayna, Ermenistan ve Moldova gibi hassas dış politika dosyalarında görev yapmış deneyimli bir ismi göndermesi dikkat çekiyor.

Gazze ve Suriye ilişkileri gerdi

Türkiye-İsrail ilişkileri 2022'de önemli bir normalleşme sürecine girmişti. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Mart 2022'de Ankara'yı ziyaret etmesinin ardından iki ülke karşılıklı olarak yeniden büyükelçi atadı.

İsrail'in Ankara Büyükelçiliğine Irit Lillian'ın atanmasıyla 2018'den sonra diplomatik temsil yeniden büyükelçi seviyesine çıkarıldı. Ancak 7 Ekim 2023'teki saldırılar ve İsrail'in ardından Gazze'de başlattığı askeri operasyonlar bu süreci kısa sürede tersine çevirdi.

İsrail, Ekim 2023'ün sonunda Türkiye'deki diplomatlarını geri çağırırken Lillian da İsrail'e döndü. Lillian'ın 2026'nın başlarında emekliye ayrılmasının ardından Ankara Büyükelçiliği makamı da boş kaldı.

İsrail'in şimdi yeni bir büyükelçi yerine maslahatgüzar görevlendirmesi, diplomatik temsilin yeniden güçlendirilmek istendiğini ancak ilişkilerin henüz büyükelçi seviyesinde normalleşmediğini ortaya koyuyor.

Türkiye, Gazze'deki operasyonları nedeniyle İsrail yönetimine yönelik sert eleştiriler yöneltirken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da İsrail'e yönelik tepkilerini artırdı. Türkiye ayrıca İsrail ile ticareti durdurma yönünde adımlar attı.

Son dönemde iki ülke arasındaki gerilimin bir diğer önemli başlığı ise Suriye oldu. Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ve yeni Şam yönetimiyle geliştirdiği savunma ilişkileri İsrail tarafından yakından takip ediliyor.

Türkiye'nin Suriye'de bazı askeri tesisleri kullanabileceği ve hava savunma sistemleri konuşlandırabileceği yönündeki ihtimaller, Tel Aviv'de güvenlik endişelerine yol açıyor. İsrail açısından temel kaygı, Suriye'de kurulabilecek gelişmiş bir Türk hava savunma altyapısının İsrail Hava Kuvvetlerinin bölgedeki operasyon kabiliyetini sınırlandırması.

Temas kanalı açık tutuluyor

Gazze ve Suriye başta olmak üzere iki ülke arasındaki siyasi anlaşmazlıklar sürse de Ankara ile Tel Aviv, doğrudan askeri bir krizin önüne geçmek amacıyla iletişim kanallarını tamamen kapatmadı.

Türkiye ve İsrail arasında Suriye'de istenmeyen bir askeri karşılaşmanın önlenmesine yönelik teknik temaslar yürütülüyor. Bu durum, siyasi ilişkiler son derece gergin olsa da iki ülkenin güvenlik bürokrasileri arasındaki iletişimin sürdüğünü gösteriyor.

Joel Lion'un Ankara'ya gönderilmesi de bu açıdan önem taşıyor. Kıdemli bir İsrailli diplomatın Türkiye'de bulunması, özellikle Gazze ve Suriye gibi doğrudan güvenlik riski taşıyan dosyalarda iki ülke arasındaki iletişimin yürütülmesi açısından yeni bir kanal oluşturabilir.

İsrail tarafı, Ankara'daki büyükelçiliğin fiilen kapalı olmasının diplomatik ilişkilerin seviyesinden değil, güvenlik koşullarından kaynaklandığını vurguluyor. Türkiye'deki yerel personel çalışmalarını sürdürürken İsrailli diplomatların normal biçimde görev yapmasına ilişkin güvenlik şartlarının henüz tam olarak oluşmadığı belirtiliyor.

Bu nedenle Lion'un göreve başlaması, büyükelçiliğin tam kapasiteyle yeniden faaliyete geçtiği anlamına gelmiyor.

İki ülke ilişkilerinin geleceğinde İsrail'deki siyasi tablo da belirleyici olabilir. İsrail'deki siyasi dengelerin değişmesinin Türkiye ile yeniden normalleşme ihtimalini güçlendirebileceği değerlendirilirken Netanyahu'nun seçim sonrasında yeniden koalisyon kurabilme ihtimali bu senaryoyu belirsiz tutuyor.

Şimdilik Joel Lion'un Ankara'ya atanması, ilişkilerde kapsamlı bir normalleşmeden ziyade diplomatik temasların yeniden güçlendirilmesi yönünde atılmış somut bir adım olarak öne çıkıyor.

İsrail'in yaklaşık üç yıl sonra Ankara'ya yeniden kıdemli bir diplomat göndermesi, siyasi ilişkiler donmuş olsa bile iki başkentin diplomatik hattı tamamen koparmak istemediğini gösteriyor. Özellikle Suriye gibi doğrudan güvenlik riski taşıyan başlıklarda bu temas kanalının önümüzdeki dönemde daha da önem kazanması bekleniyor.