Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve askeri hareketliliklerin ortasında, diplomatik kulislerde tarihin en kritik pazarlıklarından biri gerçekleşiyor. ABD ve İran arasındaki 14 maddelik gizli barış taslağının detayları ortaya çıktı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun "Anlaşma birkaç gün sürebilir" şeklindeki açıklaması ve Tahran'dan gelen temkinli mesajlar, Katar'da yürütülen yoğun müzakerelerin sonuçlarını işaret ediyor. Nisan ayında ilan edilen geçici ateşkesin ardından, taraflar nükleer programlar, deniz ablukaları, yaptırımlar ve İsrail-Hizbullah çatışması gibi uzun süredir devam eden krizleri çözmek için çabalıyor.

Reuters'ın bildirdiğine göre, Katar'daki dolaylı müzakerelerde diplomatlar, savaşı tamamen sonlandırmak ve kalıcı barışı tesis etmek amacıyla iki aşamalı bir "köprü" planı üzerinde uzlaşma sağladı. Bu planın takvimi şu şekilde öngörülüyor:

  • İlk 30 Gün (Hürmüz Koridoru): Dünya petrol ticaretinin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerin güvenli geçişini sağlayacak geçici bir güvenlik mekanizması kurulacak.
  • 60 Günlük Büyük Müzakere: Bu geçici çerçevenin başarıyla işlemesi halinde, taraflar nükleer program ve yaptırımların kaldırılması gibi en hassas konuları karara bağlamak üzere 60 gün boyunca masada kalacak.

MASADAKİ BÜYÜK KOZLAR: KİM, NE İSTİYOR?

Washington ve Tahran'dan sızan bilgilere göre, her iki taraf da müzakerelere güçlü kozlarla giriyor. İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü, ABD ise İran limanlarına uyguladığı ağır deniz ablukasını bir kaldıraç olarak kullanıyor.

  • İran'ın Kırmızı Çizgileri: Kıdemli İranlı diplomat Hüseyin Nuşabadi'ye göre Tahran; ABD deniz ablukasının kaldırılmasını, İran petrolünün serbestçe satılmasını ve dondurulan on milyarlarca dolarlık petrol gelirinin iadesini talep ediyor. Ayrıca ABD askeri unsurlarının bölgeden çekilmesi ve savaş tazminatı ödenmesi de gündemde.
  • ABD'nin Şartları: Trump yönetiminden üst düzey bir yetkiliye göre Washington; Hürmüz Boğazı'nın uluslararası trafiğe engelsiz açılmasını ve İran'ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu imha etmesini veya ülke dışına çıkarmasını şart koşuyor.

ÇÖZÜM BEKLEYEN ÜÇ JEOPOLİTİK DÜĞÜM

Müzakerelerin birkaç gün daha uzamasına neden olan ve her an masayı devirme potansiyeli taşıyan üç kritik başlık bulunuyor:

  • Nükleer Uranyum Skandalı: ABD, İran'ın nükleer bomba üretmesini engellemekte kararlı. İranlı kaynaklar, Tahran'ın elindeki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu dost bir ülkeye gönderip orada seyrelterek geri almayı prensipte kabul edebileceğini belirtiyor. Ancak nükleer tesislerin ve santrifüjlerin akıbeti hala belirsiz.
  • Balistik Füze Ambargosu: Washington, İran füzelerinin menzilinin İsrail'e ulaşamayacak şekilde sınırlandırılmasını istiyor. İran ise konvansiyonel savunma hakkının tartışılamayacağını belirterek füzelerini masaya getirmeyi kesinlikle reddediyor.
  • Bölgesel Cepheler (Lübnan ve Hizbullah): İran, anlaşmanın sadece kendisini değil, Lübnan'da İsrail ile savaşan Hizbullah dahil tüm bölgesel cepheleri kapsayan topyekûn bir barış getirmesini şart koşuyor.

NİHAİ KARAR HAMANEY'DE

Katar'daki görüşmelerde pürüzler giderilse bile anlaşmanın yürürlüğe girmesi karmaşık bir onay mekanizmasına bağlı. Taslak metin önce İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ne sunulacak. Buradan çıkacak karar, nihai onay için yaklaşık 10 haftadır yüzünü ve sesini gizli tutan dini lider Ayetullah Mücteba Hamaney'e gönderilecek.

Amerikalı kaynaklar, Hamaney'in planın ana şablonuna şimdiden yeşil ışık yaktığını öne sürüyor. Ancak 2015'teki nükleer anlaşmanın uzun tartışmalarla imzalandığı ve 2018'de feshedildiği düşünüldüğünde, bu 14 maddelik planın bölgeye barış mı getireceği yoksa yeni bir çatışmanın fitilini mi ateşleyeceği önümüzdeki günlerde netleşecek.