İran ve ABD arasında Cenevre'de yapılan nükleer müzakerelerde taraflar, bazı başlıklarda önemli ilerleme kaydetti. Ancak, özellikle nükleer program ve yaptırımlar konusunda halen ciddi görüş ayrılıkları devam ediyor. Bu gelişme, bölgesel güvenlik dengeleri ve uluslararası diplomasi açısından dikkatle izleniyor.
Yetkililerin verdiği bilgilere göre, son görüşmeler sabah dört saat, akşam ise iki saat olmak üzere toplamda altı saat sürdü. ABD ve İran, anlaşmanın temel unsurlarını ayrıntılı biçimde masaya yatırırken, tarafların geçmişe kıyasla daha yapıcı bir tutum sergilediği gözlemlendi. Müzakerelerin teknik düzeyde devam etmesi için Viyana'da yeni bir toplantı planlandı ve bir sonraki turun bir haftadan kısa süre içinde yapılması bekleniyor.
Geçmişte İsrail ve ABD'nin saldırıları nedeniyle kesintiye uğrayan görüşmeler, Türkiye'nin katkıları ve Umman'ın arabuluculuğunda yeniden başlamıştı. Son haftalarda artan askeri gerilim ve ABD'nin askeri yığınağı, müzakerelerin bölgesel etkisini daha da artırıyor. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, Cenevre'deki temaslarda önemli ilerlemeler sağlandığını ve tarafların ülkeleriyle istişarelerin ardından yeniden bir araya geleceğini belirtti.
İran, nükleer faaliyetlerini atom bombası üretimini engelleyecek sınırlarla sürdürmek ve bu çerçevede yaptırımların kaldırılmasını istiyor. ABD ise Tahran'ın uranyum zenginleştirmesini tamamen durdurmasını ve mevcut yüksek zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını talep ediyor.
Resmi açıklamaya göre, "Bugün, en ciddi ve en uzun müzakerelerimizden birinin gerçekleştiğini söyleyebilirim. Görüşme sabah yaklaşık dört saat, akşam ise iki saat sürdü. Genel olarak, bu uzun ve çok yoğun saatler boyunca iyi ilerleme kaydedildi ve hem nükleer alanda hem de yaptırımlar alanında bir anlaşmanın unsurlarının ciddi bir şekilde incelenmesine başlandı. Bazı konularda, anlaşmaya çok yaklaşıldı. Elbette, doğal olarak hala görüş ayrılıkları mevcut ancak her iki taraf da müzakere yoluyla bir çözüme ulaşmak konusunda geçmişe kıyasla daha ciddi bir yaklaşım sergiliyor."