İran ile ABD arasında Cenevre'de yürütülen nükleer müzakerelerde, taraflar arasındaki güven sorunu yeniden gündeme taşındı. İranlı yetkililer, Amerikalı muhatapların çelişkili açıklamalarının şüpheleri artırdığına dikkat çekiyor. Bu durum, uluslararası toplumda sürecin istikrarı ve şeffaflığı konusunda endişelere yol açıyor.

İranlı müzakere heyeti, görüşmelerin yalnızca nükleer programla sınırlı olduğunu ve medyada yer alan bazı iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurguluyor. İsrail ve ABD'nin geçen yıl Haziran ayında İran'a yönelik saldırılarıyla kesintiye uğrayan diyalog, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin girişimleri ve Umman'ın arabuluculuğu sayesinde yeniden başlamıştı.

ABD'nin askeri yığınağının sürdüğü bir ortamda, taraflar 6 Şubat'ta Umman'da dolaylı olarak bir araya geldi ve temasların devamı konusunda uzlaşı sağladı. Ardından 17 Şubat'ta Cenevre'de yapılan görüşmelerde ilerleme kaydedildiği bildirildi ve 26 Şubat'ta yeniden buluşulması kararlaştırıldı.

Müzakerelerde, İran'ın nükleer faaliyetlerini atom bombası üretimine engel olacak şekilde sınırlaması karşılığında yaptırımların kaldırılması talebi öne çıkıyor. ABD ise Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve yaklaşık 440 kilogramlık yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını istiyor. Görüşmelerde ayrıca zenginleştirme oranının sınırlandırılması, yaptırımların kaldırılma takvimi ve doğrulama mekanizmaları gibi başlıklar masada yer alıyor.

Bu gelişmeler, bölgesel güvenlik dengeleri ve küresel nükleer silahsızlanma çabaları üzerinde doğrudan etkili olma potansiyeli taşıyor.

"Bazı Amerikalı yetkililerin yaptığı çelişkili açıklamalar şüphe ve kuşkuları artırmaya devam ediyor"