Suriye’de Şam hükümeti ile varılan 29 Ocak Anlaşması çerçevesinde devlet kurumlarına entegre edilen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed, Türkiye’den ulusal yayın yapan İlke TV’de gazeteci Banu Güven’in konuğu oldu. Söyleşide Kürtçe eğitim meselesinden yeni anayasa tartışmalarına, SDG’nin entegrasyon sürecinden Abdullah Öcalan’ın rolüne kadar birçok önemli başlığı değerlendiren Ahmed, Suriyeli Kürtlerin tarihi açıdan kritik bir dönemeçte bulunduğunu ifade etti.

Siyasi mücadele dönemi başlıyor

Rojava’da ve Kuzey Suriye’de sürdürülen mücadelenin yeni bir aşamaya evrildiğini belirten Ahmed, silahlı direnişin artık siyasi evreye geçtiğini söyledi. Şam’da entegrasyonun tamamlandığının ilan edilmesi ve SDG’nin fesiyle birlikte mücadelenin hukuki ve siyasi alana taşındığını vurgulayan Ahmed, Kürt haklarının yeni anayasada güvence altına alınması adına ağır ve zorlu bir döneme girildiğini kaydetti.

Kürtçe eğitimde yeni adımlar atılacak

Suriye Eğitim Bakanlığı'nın Kürtçenin haftada üç saat verilmesine yönelik kararını eleştiren Ahmed, mevcut düzenlemeden halkın ve kendilerinin memnun olmadığını açıkça dile getirdi. Tüm müzakerelerde eğitimin tamamen Kürtçe olması yönünde talepte bulunduklarını belirten Ahmed, şu ifadeleri kullandı:

“Elbette bizim isteğimiz bu değildi. Tüm görüşmelerimizde, bütün müzakerelerde ısrarla Kürtçenin okullarda resmi eğitim dili olmasını istedik. Yani eğitimin tamamen Kürtçe olmasını istedik. Bunun mücadelesini verdik. Bugün ortaya çıkan sonuçtan halkımız memnun değil, biliyoruz. Bizler de memnun değiliz.”

Mevcut aşamada okullarda üç dersin yanı sıra felsefe, coğrafya, tarih ve etkinlik derslerinin Kürtçe okutulacağını belirten Ahmed, önümüzdeki dönemde bu konuda başka adımların da atılacağını ve temel amacın eğitim sisteminde Kürtçenin tamamen resmi bir statü kazanması olduğunu ifade etti.

Parlamentoda temsiliyet ve komisyon görevleri

Suriye parlamentosunda üstlenmesi beklenen göreve dair de bilgi veren Ahmed, henüz resmi kararnamenin yayımlanmadığını belirtti. Parlamentoda üç Kürt kadın milletvekili bulunacağını aktaran Ahmed; Afrin ve Haseke’den seçilen kadınlarla birlikte mecliste temsil edileceklerini kaydetti. Kararnamenin çıkmasının ardından anayasa komisyonu ile dış ilişkiler komisyonunda görev alabileceğini belirten Ahmed, parlamenterliğin Suriye’nin geleceğini ilgilendiren yasalar açısından kritik bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Öcalan’ın sürece etkisi ve müzakereler

SDG’nin Şam yönetimine entegrasyon sürecinde Abdullah Öcalan’ın rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ahmed, Minbiç’teki çatışmalar ve 10 Mart Anlaşması öncesindeki süreçlere dikkat çekti. Öcalan’ın yürüttüğü müzakerelerin saldırıların durdurulmasında önemli bir etkisi olduğunu belirten Ahmed, şunları kaydetti:

“Bize yönelik saldırıların durdurulmasında Sayın Öcalan’ın yürüttüğü müzakerelerin önemli etkisi oldu. Sonrasında da 10 Mart Antlaşması bizim irademizle imzalandı. Ancak Sayın Öcalan’ın önemli desteği oldu. Anlaşmaların imzalanmasında, sorunların diyalogla çözülmesinde, barışçıl bir entegrasyon sürecinin yürütülmesinde Sayın Öcalan’ın etkisi tartışılmazdır.”

Öcalan’ın savaşın büyümesinden endişe duyduğunu ve Kürtlerin Orta Doğu'daki çatışmalara alet olmasını istemediğini ifade eden Ahmed, silah bırakma tartışmalarına ilişkin ise, sürecin Kürtlerin haklarının tanınması ve çözüm perspektifi çerçevesinde ele alınması gerektiğini Öcalan'ın savunduğunu sözlerine ekledi.