İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Van'da katıldığı bir ödül töreninde yaptığı konuşmada, "Terörsüz Türkiye" sürecine dikkat çekerek, "Türkiye'nin 40 yıldan beri kanayan bu yarasını kapatmak, doğusuyla batısıyla ülkemizi tekrar ayağa kaldırıp koşturmak istiyoruz. O yüzden terörü bir daha açmamak üzere kapatmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı, Hayrat Vakfı ve Uluslararası Eğitimciler Derneği işbirliğiyle Uygulama Oteli'nde düzenlenen "Aydınlık Yarınlara Çevrimiçi Kitap Okuma Yarışması Ödül Töreni"nde konuşan Bakan Yardımcısı Turan, kitap okuma etkinliklerine 493 bin kişinin katılımının gurur verici olduğunu belirtti. Gençlerin ekran ve algoritma zorbalığıyla karşı karşıya kaldığı bu dönemde bu rakamın önemine vurgu yaptı.
Geçen yıl sivil toplum kuruluşlarına 420 milyon liralık proje desteği sağlandığını hatırlatan Turan, Türkiye'deki 105 bin civarı derneğin önemine değindi. Van'da 2011'deki depremde devlet ve milletin dayanışmasıyla şehrin yeniden ayağa kaldırıldığını anımsatan Turan, terörden en çok etkilenen illerin başında Van'ın geldiğini söyledi.
"Belki terör dönemi olmasaydı bugün Van iki kat daha büyük olacaktı. Van belki ekonomik olarak üç kat daha önde olacaktı. Umutlar daha iyi gelişmiş olacaktı." diyen Turan, insan kaybının yanı sıra büyük bir umut ve motivasyon kaybı yaşandığını dile getirdi. En kısa sürede bu sorunların geride bırakılarak bambaşka bir Türkiye'nin kardeşçe inşa edileceğini belirtti.
Etrafındaki çalkantılara rağmen Türkiye'nin işini yapmaya, dik durmaya ve ekonomisini, istikrarını, umudunu güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Turan, Suriye krizi, İran-Amerika-İsrail savaşı ve İsrail'in katliamları gibi olaylara rağmen sorunsuz ilerlemenin kıymetli olduğunu ifade etti.
Bakan Yardımcısı Turan, gelecekte su ve gençlik krizlerinin en çok konuşulacak konular olacağına dikkat çekerek, Türkiye'de genç nüfusun azalmaya başladığını ve TÜİK ile Birleşmiş Milletler'in 2100 yılına ilişkin nüfus öngörülerinin bu durumu ortaya koyduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı'nın "üç çocuk" çağrısının önemini ve bunun uzun vadeli bir sorun olduğunu söyledi.





