İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail ordusunun Lübnan'ın yaklaşık yüzde 8'ini kapsayan ve yüz binlerce kişinin yaşadığı bölgeye yönelik tahliye emirlerinin insani ve hukuki boyutunu değerlendirdi. Dün yapılan açıklamada, İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee'nin Lübnan'ın güneyindeki sivillerden evlerini derhal boşaltıp Litani Nehri'nin kuzeyine geçmelerini istemesi hatırlatıldı. HRW, bu çağrının sivilleri koruma amacı taşımadığı ve ciddi endişelere yol açtığı görüşünü paylaştı.

HRW Lübnan Araştırmacısı Remzi Kays, tahliye emrinin özellikle yaşlılar, hastalar ve engelliler için ciddi riskler barındırdığını ve güvenliklerinin nasıl sağlanacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu vurguladı. Kays ayrıca, İsrail ordusunun 2023'ten bu yana Lübnan'da ciddi uluslararası suçlar işlediğini belirtti ve Lübnan hükümetine, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne savaş suçlarını soruşturma ve failleri yargılama yetkisi vermesi çağrısında bulundu.

Açıklamada, İsrail ordusunun Hizbullah üyeleri, tesisleri veya silahlarının bulunduğu gerekçesiyle Litani Nehri'nin güneyinde yaşayan tüm sivillerin tahliyesini istemesinin savaş hukukuna aykırı olabileceği belirtildi. Uluslararası insan hakları hukuku gereği, sivillerin zorla yerinden edilmesi ancak çok sınırlı ve geçici durumlarda mümkün olabiliyor; sivillerin çatışmalar sona erdikten sonra geri dönebilmeleri gerekiyor.

HRW, İsrail'in tahliye uyarılarının kitlesel göçe ve paniğe yol açma riski taşıdığına dikkat çekti. Ayrıca, uluslararası hukuka göre şiddet tehdidinin yasak olduğu ve uyarıdan sonra bölgede kalan sivillerin hedef alınamayacağı vurgulandı.

İsrail ordusu 2 Mart'ta Lübnan'dan füze atıldığını açıklamış, ardından Lübnan genelinde ve başkent Beyrut'ta hava saldırıları başlatmıştı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, 4 Mart'ta yaptığı açıklamada, 2 Mart'tan itibaren düzenlenen saldırılarda 72 kişinin öldüğünü, 437 kişinin yaralandığını bildirmişti.