Gülcan Kış: SGK'nın kasası güçlenirken emeklinin alım gücü neden eriyor?

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2027 yılı bütçesini eleştirerek emeklilerin…

Gülcan Kış: SGK'nın kasası güçlenirken emeklinin alım gücü neden eriyor?

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2027 yılı bütçesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İktidarın sosyal güvenlik politikalarını eleştiren Kış; emekli aylıkları, asgari ücret, kademeli emeklilik, Bağ-Kur prim gün sayısı, staj ve çıraklık mağduriyeti, MESEM kapsamında yaşanan çocuk ölümleri ve taşeron işçilerin haklarına ilişkin sorunları gündeme getirdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a sorular yönelten Kış, sosyal güvenlik sisteminin başarısının yalnızca mali göstergelerle ölçülemeyeceğini belirterek, “SGK’nın mali dengesi iyileşirken emeklinin geçim koşulları neden iyileşmiyor?” diye sordu.

“SGK’nın kasası güçlenirken emeklinin alım gücü neden eriyor?”

Bakanlığın 2027 yılı bütçesine ilişkin sunumunda, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) gelirlerinin giderlerini karşılama oranının yüzde 88’e ulaşacağının belirtildiğini hatırlatan Kış, mali göstergelerdeki iyileşmenin emeklilerin yaşam koşullarına yansımadığına dikkat çekti.

En düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira olduğunu belirten Kış, yıllarca çalışarak prim ödeyen milyonlarca vatandaşın bugün kira, fatura ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ifade etti.

Sosyal güvenlik sisteminin yalnızca gelir-gider dengesi üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Kış, şöyle konuştu:

“SGK’nın mali dengesi iyileşirken emeklinin geçim koşulları neden iyileşmiyor? Yıllarca çalışmış, prim ödemiş insanlar bugün kiralarını, faturalarını ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Sosyal güvenlik sisteminin başarısını yalnızca mali tablolarla ölçemeyiz.”

“Çok prim ödeyen de az prim ödeyen de aynı yoksullukta buluşuyor”

Emeklilik sistemindeki adaletsizliğin yalnızca en düşük emekli aylığıyla sınırlı olmadığını belirten Kış, aylık bağlama sisteminin de yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Yüksek prim ödeyen emeklilerle daha düşük prim ödeyenler arasındaki aylık farklarının giderek azaldığını dile getiren Kış, bu durumun çalışma hayatındaki prim ödemeleri ile emeklilik geliri arasındaki ilişkiyi zayıflattığını ifade etti.

Bakan Vedat Işıkhan’ın Ocak 2027 için ilave düzenleme hazırlığına ilişkin açıklamasını da gündeme getiren Kış, şu soruları yöneltti:

“Bu düzenleme kaç emekliyi kapsayacak? En düşük emekli aylığı ne kadar olacak? Aylık bağlama sistemindeki eşitsizlikler giderilecek mi? Daha fazla prim ödeyenin emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemde emeklilik adaletinden nasıl söz edeceğiz?”

“Enflasyon rakamları arasındaki farkı emeklinin cebinden mi kapatacaksınız?”

Konuşmasında Ekim 2026 enflasyon verilerine de değinen Gülcan Kış, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tarafından açıklanan yıllık enflasyon oranları arasındaki farka dikkat çekti.

TÜİK'in yıllık enflasyonu yüzde 29,77, ENAG'ın ise yüzde 45,12 olarak hesapladığını belirten Kış, iki oran arasındaki 15,35 puanlık farkın ücret ve emekli aylığı artışlarına etkisinin sorgulanması gerektiğini söyledi.

Enflasyon verilerinin vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığını ne ölçüde yansıttığının önemine işaret eden Kış, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu fark basit bir istatistik tartışması değildir. Ücret ve aylık artışlarında kullanılan verilerle vatandaşın karşılaştığı hayat pahalılığı arasındaki ilişkinin sorgulanmasını gerektiriyor. Emeklinin ve çalışanın alım gücünü korumak için enflasyon farkının ötesinde hangi refah düzenlemelerini yapacaksınız?”

“28 bin liralık asgari ücretle hangi hayatın hesabını yaptınız?”

Asgari ücretin 28 bin 75 lira olduğunu hatırlatan Kış, çalışanların barınma, beslenme ve ulaşım gibi temel giderler karşısında yaşadığı geçim sıkıntısını gündeme getirdi.

Yeni asgari ücret belirlenirken gerçek yaşam maliyetlerinin esas alınması gerektiğini vurgulayan Kış, Bakan Işıkhan’a şu soruları yöneltti:

“Bir çalışanın bu ücretle barınma, beslenme ve ulaşım giderlerini nasıl karşılayacağını hangi hesapla açıklıyorsunuz? Yeni asgari ücrette gerçek yaşam maliyetini esas alacak mısınız?

Kademeli emeklilik, Bağ-Kur ve staj mağdurları için üç kritik soru

Emeklilik konusunda çözüm bekleyen vatandaşların taleplerini de gündeme taşıyan Kış, özellikle 8 Eylül 1999 öncesi ve sonrasında sigortalı olanlar arasında oluşan emeklilik koşulu farklılıklarına dikkat çekti.

Kademeli emeklilik konusunda bir etki analizi yapılıp yapılmadığını soran Kış, hükümetin bu alanda herhangi bir düzenleme hazırlığı bulunup bulunmadığının açıklanmasını istedi.

Bağ-Kur sigortalılarının prim gün sayısının 9 binden 7 bin 200'e düşürülmesine yönelik verilen sözlerin henüz yerine getirilmediğini belirten Kış, esnafın beklediği düzenleme için somut bir takvim açıklanmasını talep etti.

Kış, “Esnafımıza verilen 7 bin 200 prim günü sözü ne zaman tutulacak? Bu düzenlemenin 2027 bütçesinde mali karşılığı hesaplandı mı?” diye sordu.

Staj ve çıraklık dönemlerinde sigortalı olmalarına rağmen bu süreleri emeklilik başlangıcı olarak kabul edilmeyen vatandaşların yaşadığı mağduriyeti de gündeme getiren Kış, Bakanlıktan çözüm önerisi istedi.

“17 yaşındaki Halil İbrahim ilk iş gününde öldü. O işyeri denetlenmiş miydi?”

Kış'ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de mesleki eğitim kapsamında çalıştırılan çocukların iş kazalarında hayatını kaybetmesi oldu

Gaziantep'te Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalışmaya başladığı ilk gün bir inşaatta yaşamını yitiren 17 yaşındaki Halil İbrahim Yağız'ı hatırlatan Kış, iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinin yeterliliğini sorguladı.

Bakan Işıkhan'ın sunumunda 11 bin 39 işyerinin denetlendiğini, 190 işyerinde ise hayati tehlike nedeniyle işin durdurulduğunu açıkladığını belirten Kış, denetim sayılarının tek başına başarı ölçütü olamayacağını ifade etti.

Kış, Bakan Işıkhan'a şu soruları yöneltti:

“Halil İbrahim'in çalıştığı işyeri denetlenmiş miydi? MESEM öğrencilerinin çalıştırıldığı işletmelerde kaç denetim yapıldı? Ölümle sonuçlanan iş kazalarının yaşandığı işyerlerinden kaçı daha önce denetlenmişti?”

Denetimlerin sonuçlarının esas alınması gerektiğini vurgulayan Kış, “Denetimin başarısı yalnızca ziyaret sayısıyla değil, önlenen ölümlerle ve giderilen risklerle değerlendirilmelidir” dedi.

“Taşeron işçiler yıllardır kadro bekliyor”

Kamu kurumlarında görev yapan taşeron işçilerin sorunlarını da gündeme getiren Kış, Karayolları, hastaneler ve diğer kamu kurumlarında çalışan işçilerin kadro, ücret, fazla mesai ve sendikal haklar konusunda yaşadığı sorunlara dikkat çekti.

Taşeron işçilerin uzun yıllardır eşit özlük hakları talep ettiğini belirten Kış, Bakanlığın bu konuda hangi adımları atacağını sordu.

Kış, TBMM'de görev yapan milletvekili danışmanlarının iş sonu tazminatı sorununu da gündeme taşıdı.

Mecliste yoğun mesai harcayan danışmanların iş sonu tazminatı hakkından yararlanamadığını belirten Kış, Bakan Işıkhan'a şu sözlerle seslendi:

“Bizimle birlikte Mecliste gece gündüz mesai harcayan danışman arkadaşlarımızın da iş sonu tazminatı hakkının bulunmadığını biliyor musunuz Sayın Bakan? Bu sorunun çözümüne katkı sağlayacak mısınız?”

“2,4 trilyonluk bütçede rakamlar büyüyor, vatandaşın payına neden hep beklemek düşüyor?”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2027 yılı için yaklaşık 2,4 trilyon liralık bütçe teklif ettiğini hatırlatan Kış, bütçenin büyüklüğünden çok vatandaşların yaşamına sağlayacağı katkının önemli olduğunu vurguladı.

Emeklilerin geçim sıkıntısı, çalışanların alım gücü kaybı, iş kazaları, esnafın emeklilik beklentileri ve taşeron işçilerin haklarının aynı bütçe kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kış, Bakanlıktan somut düzenlemeler ve uygulama takvimi açıklamasını istedi.

Gülcan Kış, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu bütçenin başarısı, yalnızca SGK’nın bilançosunda değil; emeklinin sofrasında, işçinin güvenliğinde, esnafın geleceğinde ve çalışanların haklarında görülmelidir. Bu sorunlar için somut düzenleme ve takvimlerinizi öğrenmek istiyoruz.”

Deniz Ay
Editör