Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026-2027 eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla Ankara'daki Gazi Anadolu Lisesi'nde düzenlenen eğitim yılı ve eğitim yatırımlarının toplu açılış töreninde konuştu.

"Pırıl pırıl, ışıl ışıl bir gençlik yetişiyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması şöyle:

Eğitim camiamızın kıymetli temsilcileri, değerli öğretmenlerimiz, sevgili öğrencilerimiz; sizleri en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bugün yeni bir eğitim öğretim yılının heyecanını, umudunu ve sevincini hep birlikte yaşıyoruz. Bu tatlı heyecanı, 42 yıllık geçmişiyle Başkent Ankara’nın en gözde eğitim kurumlarından biri olan Gazi Anadolu Lisesi’nde sizlerle beraber yaşamaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.

Geçen hafta ilkokul ve ortaokul 1. sınıfları ile anaokullarımızı neşeyle dolduran yavrularımız okullarına başlamıştı. Bugün de “Mayamız Birlik, İlk Dersimiz Kardeşlik” teması ile tüm öğrencilerimiz okullarıyla buluştular.

Öncelikle 2026-2027 eğitim öğretim yılının, öğrenci ve öğretmenlerimiz başta olmak üzere, eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.

Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan öğretmenlerimize selamlarımı gönderiyor, hayat yolculuklarında çocuklarımızın ellerinden tutan, onların yolunu ve ufkunu aydınlatan tüm hocalarımıza şükranlarımı sunuyorum.

Öğretmenlerimizle birlikte afetlerde, kazalarda hayatını kaybeden, ebediyete uğurladığımız tüm eğitim neferlerimizi rahmetle ve minnetle yâd ediyorum. Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını inşallah cennet eylesin.

Şunu bir defa tüm kalbimle ifade etmek isterim: Bugün burada olduğu gibi, her eğitim öğretim yılı başlangıcında zihni açık, ufku geniş, bilgili, kültürlü, donanımlı, özgüven sahibi nesillerin yetişmekte olduğunu görmenin bahtiyarlığı içindeyiz.

Gençlerimizle, evlatlarımızla her buluşmamızda şuna şahit oluyorum: Birileri sürekli kötümser senaryolar yazsa da gerçekten başarılı, dünyayı takip eden, teknolojiyi iyi kullanan, kendini geliştirmeye çalışan pırıl pırıl, ışıl ışıl bir gençlik yetişiyor.

Sadece eğitimde değil, sporda, sanatta, bilimde ve diğer alanlarda maşallah çocuklarımızın başarı grafiği her yıl yükseliyor. İşte en son, az önce de ekranda ifade edildiği gibi, PISA 2025 sonuçları bu tespitimizi bir kere daha teyit etti.

"Türkiye, OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu"

91 ülkenin katıldığı PISA 2025 raporuna göre Türkiye, fen bilimleri, matematik ve okuma becerileri alanında OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu. Türkiye’nin her üç alandaki başarı sıralaması yüzde 50 oranında arttı. Fırsat eşitliği açısından ise avantajlı ve dezavantajlı öğrenci grubunda performansını yükselten tek OECD ülkesi Türkiye idi.

PISA sonuçlarının eğitim camiamıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarılı sonucun alınmasında emeği geçen tüm öğretmen, öğrenci ve velilerimizi gönülden tebrik ediyorum.

Burada şunu da üzülerek söylemek durumundayım: Milletçe hepimizi sevindirmesi gereken bu başarıyı maalesef birilerinin karalamaya, küçümsemeye, önemsizleştirmeye çalıştıklarını da görüyoruz. Hayata yalnızca siyasi ve ideolojik çıkarlar üzerinden bakan bu kompleksli zihniyeti kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Biz onları umursamıyoruz. Siz de moralinizi bozmalarına müsaade etmeyin.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, kıvanç kaynağımız olan tüm öğrenci ve öğretmenlerimizle iftihar ediyor, istikbalimizin güvencesi olarak gördüğümüz her bir evladımızın bugün bir kez daha alnından öpüyorum.

“Ne yapıyorsak sizlerin başarısı için yapıyoruz”

Sevgili öğrencilerimiz, değerli öğretmenlerimiz; şunu bilmenizi isterim ki ne yapıyorsak sizlerin başarısı için yapıyoruz. Çocuklarımızın da müreffeh, daha güçlü, itibarlı ve kalkınmış bir ülkede yaşaması için yapıyoruz. Gençlerimizin hayallerine giden yolu ardına kadar açmak için yapıyoruz. Öğretmenlerimizin bilgi ve birikimlerini öğrencilerine eksiksiz bir şekilde aktarabilmeleri için yapıyoruz.

Bu amaçla göreve geldiğimiz günden itibaren eğitime özel önem verdik. “Her şey eğitimle başlar.” dedik. “Eğitim olmazsa diğer her şey eksik kalır, yarım kalır.” dedik. Hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime ayırdık.

2002 yılında merkezi bütçeden eğitime ayrılan pay yüzde 7,6 ile 4. sırada iken, son 24 yıldır hep ilk sırada oldu. Hatta bu payı iki katına çıkararak 2026 yılında yüzde 15,33’e ulaştırdık.

2002 yılında 343 bin olan derslik sayısı bugün 626 bine çıktı.

Bakınız, sadece Ankara’mızda son iki yılda yatırım tutarı 1 milyar 989 milyon lirayı bulan tam 37 okul açtık, 544 yeni dersliği hizmete verdik. Bugün aynı zamanda bunların toplu açılışını sizlerle birlikte gerçekleştiriyoruz. Yeni okullarımızın şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Burada şunun da altını çizmek istiyorum: Bütün bu yatırımlar, tüm bu çabalarımız yarının Türkiye’sini en iyi, en modern, en dayanıklı şekilde inşa etmek içindir. Bunlar, hangi gelir seviyesinden olursa olsun evlatlarımızın tamamının eşit ve adil eğitim imkânlarına sahip olması içindir. Bunlar, eğitime hayat veren, sınıfın kalbi ve ruhu olan öğretmenlerimizin görevlerini gönül huzuruyla yerine getirebilmeleri içindir. Bunlar, Çankaya’dan Sincan’a, Mamak’tan Keçiören’e, Ankara’mızın her ilçesinde çocuklarımızın daha iyi şartlarda eğitim görmesi içindir.

Eğitimde fırsat eşitliğini yaygınlaştırmak, eğitimin kalitesini artırmak için her türlü imkânı seferber etmiş durumdayız.

2003’ten bu yana yürüttüğümüz ücretsiz ders kitabı projesi ile okullar açıldığında kitapları evlatlarımızın sıralarında hazır ettik. Bugüne kadar 4 milyar 306 milyondan fazla ders kitabını öğrencilerimizle buluşturduk.

İnşallah bundan sonra da Ankara ile birlikte Türkiye’nin eğitim altyapısını güçlendirmeye devam edeceğiz.

“Maarif, insanın içindeki cevheri açığa çıkarma mücadelesidir”

Değerli öğretmenlerimiz, sevgili öğrenciler;

İnsanı diğer canlılardan ayıran, kendi hakikatinin farkına varabilmesidir. İyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırma kabiliyeti, fıtratımıza yerleştirilmiş bir pusuladır. Maarif, bu pusulayı ince ayarla geliştirip insanın içindeki o cevheri açığa çıkarma mücadelesidir.

İnsanın içindeki öz, hiçbir çağda değişmez. Değişen sadece onu hayata taşıma tarzımızdır. Değişen, çocuklarımıza neyi, hangi usulle öğrettiğimiz; hangi imkânlarla onları donattığımız; hangi becerilerle öğrencilerimizi teçhiz ettiğimizdir.

Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Küresel rekabetin kızıştığı, bilim ve teknolojinin mesafeleri ortadan kaldırdığı yeni bir dünyada yaşıyoruz. Biliyoruz ki bugünün ve geleceğin dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, uluslararası rekabette öne geçmenin yolu eğitimde alınan mesafedir. Sadece bu yeni dünyada başarılı olmak için değil, hayatta kalmak için de nitelikli eğitime ihtiyacımız var.

Bunun için de yapılması gerekenler aslında bellidir. Bir defa öğrencilerimizin vizyonu, ufku olabildiğince geniş ve açık olacak. Evlatlarımız önce kendi ülkesini, kendi milletini iyi tanıyacak. Bununla yetinmeyip gönül coğrafyamızı iyi tanıyacak, dünyayı iyi tanıyacak. Çağın nimetleri olan teknolojiyi, interneti, yapay zekâyı çok iyi kullanırken bunların taşıdığı risklere karşı uyanık olacak, teknolojinin esiri olmayacak.

Öğretmenlerimiz, kendilerine emanet edilen öğrencileri en güzel şekilde yetiştirirken onların iyi birer insan olması için gayret gösterecek. Ailelerimiz, sınav başarısını önemsedikleri kadar çocuklarımızın ahlaklı, saygılı, millî ve manevi değerlerine bağlı olmalarını da önemseyecek.

Bunları sağladığımızda inanıyorum ki hem içinde bulunduğumuz çağın tehlikelerinden korunmuş hem de küresel rekabette öne çıkmış oluruz. Diğer türlü ya bu yarışta geriye düşeriz ya da millet olarak bizi biz yapan değerlerimizi kaybederiz.

“Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz kuşatıcı bir modeldir”

Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz, işte bu hassasiyetlerin neticesinde vücut bulmuş, kuşatıcı bir modeldir. Modelimizin özünde, çağın bilgisi ile bu milletin köklü değerlerini birleştiren “Köklerden Geleceğe” anlayışı yatıyor.

Modelimizde bilgi sadece ezberleyen değil, o bilgiyi kullanabilen, eleştirel düşünebilen, problem çözebilen, sorumluluk sahibi, yetkin ve erdemli bir nesil yetiştirmeyi hedefliyoruz.

Bunda da muradımız şudur: Yarının mühendisleri, yarının doktorları, yarının öğretmenleri, bilim insanları, sanatçıları, yazarları, şairleri, siyasetçileri, bürokratları işte bu sıralardan, Gazi Anadolu Lisesi gibi okullarımızdan çıkacak. İnşallah Türkiye’yi gençlerimiz yönetecek, Türk milletine bugün okullarına başlayan yavrularımız hizmet edecek.

Şahsen ömrümüzü adadığımız büyük ve güçlü Türkiye davasını onlar, gençlerimiz omuzlayacak. Bu zorlu mücadelenin bayraktarlığını onlar yapacak, sizler yapacaksınız.

Bu kutlu mücadeleyi verirken ihtiyaç duyacağınız her türlü kabiliyete sahip olmanızdır. İlimle, kalbî değerlerimizle, yüreği vatan sevgisi ile yoğrulmuş böyle bir neslin, Türkiye Yüzyılı’nın en sağlam teminatı olacağına inanıyorum.

Tabii, şu husus da mühimdir: Bu hedeflerimizin gerçeğe dönüşmesi, sevgili öğretmenlerimizin vereceği samimi desteğe bağlıdır. Sizlerden öğrencilerimizi okumaya, araştırmaya, düşünmeye daha fazla teşvik etmenizi istirham ediyorum. Fedakârlıkları için tüm öğretmenlerimize şimdiden teşekkür ediyorum.

“Başarının formülü asırlardır değişmedi”

Kıymetli öğrenciler, çok sevgili evlatlarım;

Sizlerden de bazı beklentilerim var. Dünya sürekli değişiyor olsa da başarının formülü asırlardır değişmedi: Hep okuyun, düşünün, uygulayın, neticelendirin. Kendinize inanın, milletinize ve devletinize güvenin. Hayatta başarılı olma umudunuzu hiçbir zaman yitirmeyin. İman ve inanç olduğu sürece imkânın da olacağını aklınızdan çıkarmayın.

Hani, “Ver oğlum, Necip Fazıl diyor ya...” Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik... “Zaman bendedir ve mekân bana emanettir.” şuurunda bir gençlik. İşte üstadın tarif ettiği o nesil sizlersiniz.

Sizlerden büyük düşünmenizi, önünüze büyük hedefler koymanızı, o hedeflere doğru yılmadan, yıkılmadan ilerlemenizi bekliyorum.

Şunu da lütfen unutmayın: Sizler kapasite olarak, birikim ve yetenek olarak, imkânlar açısından başka ülkelerdeki akranlarınızdan asla geride değilsiniz. Biraz önce de söyledim; hemen her alanda birinci sınıf imkânlara, sizleri candan seven öğretmenlere, size değer veren, sizin kendinizi en iyi şekilde yetiştirmeniz için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan ailelere sahipsiniz.

Aynı zamanda sizi gözü gibi koruyan, sizin için tüm gücünü kullanan büyük bir devletiniz var.

“Hiçbir evladımızı sokakta bulmadık, sokakların insafına terk etmedik”

Biz hangi görüşe, kökene, gelir grubuna ait olursa olsun, hiçbir evladımızı sokakta bulmadık, sokakların insafına da terk etmedik. Sizler bizim göz bebeğimizsiniz, has bahçemizin güllerisiniz.

Sizlerden kendinize güvenmenizi, ülkenize güvenmenizi, özellikle sosyal medyada köpürtülen sahte ve sanal hikâyelere bakıp da ümitsizliğe asla kapılmamanızı istiyorum.

İnanıyorsanız mutlaka başaracaksınız. Kendinize güveniyorsanız hayallerinizi inşallah gerçekleştireceksiniz. Düzenli ve disiplinli bir şekilde çalıştığınız sürece yolunuz da, bahtınız da Allah’ın izniyle açık olacaktır.

Onun için bir gününüzü bile boşa geçirmeden geleceğe hazırlanmanız, bilginize yeni bilgiler, fikirlerinize yeni fikirler eklemeniz çok önemlidir.

Siz evlatlarımdan ufkunuzu geniş, zihninizi açık, merakınızı her zaman canlı tutmanızı bekliyorum. Ben sizlere inanıyor, sizlere sonsuz derecede güveniyorum. Gözlerinizdeki ışıltıda Türkiye’nin yarınlarını görüyor, heyecanlanıyorum.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken yeni eğitim öğretim yılının bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize, eğitim öğretim camiamızın tüm paydaşlarına başarılarla dolu bir yıl diliyorum.

Yeni açtığımız eğitim kurumlarımızın Ankara’mıza hayırlı uğurlu olmasını diliyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor, evlatlarımızın her birinin gözlerinden öpüyorum.