Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilmesine yönelik tepkiler sürerken, Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Anlaşmanın iktidarın sermaye ve savaş politikalarının bir yansıması olduğunu vurgulayan Bayhan, Burjuvalaşmış Suudi Monarşisi ve sarayının egemenliğinin sürmesi için yürütülen kan dökme siyasetine destek vermenin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
'Egemen politika zincirinin bir halkası'
Türkiye’de demokratik kazanımların giderek ortadan kaldırıldığını dile getiren Bayhan, mevcut ekonomik programların ucuz emek sömürüsüne dayandığını ve tüm kaynakların yerli ve yabancı tekellere aktarıldığını belirtti. İktidarın dış politikasını eleştiren Bayhan, "Aktif dış politika, Türkiye Yüzyılı, terörsüz Türkiye-Terörsüz bölge propagandaları eşliğinde yürütülen ve açıkça ABD işbirlikçisi, üstü örtük Siyonist İsrail ortaklığı temelinde yürütülen, yeniden paylaşımdan pay kapma kavgasıdır" ifadelerini kullandı.
Mekke Anlaşması’nın da bu egemen politika zincirinin bir halkası olduğunun altını çizen Bayhan, ortada bir Türk-Kürt-Arap ittifakının bulunmadığını, aksine saray burjuvaları ile bir avuç sermayedarın doymak bilmez servet düşkünlüğünün olduğunu kaydetti.
'Fon vurgun, saray rejiminde krize dönüşebili'r
Fon vurgununun iktidar açısından yeni bir krize dönüşebileceğini söyleyen Bayhan, süreç hakkında şu değerlendirmelerde bulundu: "Fon vurgunu-soygunu, saray rejimi içinde bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Başta AK Parti üyesi ve taraftarları ile Cumhur İttifakı’na destek verenler olmak üzere, emekçi halk kesimleri içerisinde hoşnutsuzluk ve tepki büyüyor."
Vurgun ve soygunun küçük ve orta ölçekli sermaye çevrelerinin kayıplarını ve tepkisini de artırdığını belirten Bayhan, uluslararası alanda yaşanan kara para başta olmak üzere yabancı sermaye bağlantıları trafiğindeki sıkışmışlığın da derinleştiğini vurguladı.
'Mücadeleyi büyütmekten başka çıkış yolu yok'
Avrupa'daki toplumsal hareketliliğe de dikkat çeken Bayhan, Hollanda, Fransa, İtalya, Sırbistan, Arnavutluk, Almanya ve İngiltere’de çeşitli düzeylerde kitle mücadeleleri, grev ve direnişler yaşandığını belirtti. Erdoğan ve Cumhur İttifakı sözcülerinin Avrupa’daki mücadeleleri örnek almamaları yönünde gençleri ve halkı tehdit ettiğini söyleyen Bayhan, şu çağrıda bulundu:
"Oysa bütün dünyada ve Türkiye’de başta ABD olmak üzere emperyalizme, işbirlikçiliğine, sermayenin sömürü, baskı ve savaş politikalarına karşı işçilerin, emekçilerin, öğrencilerin başta olmak üzere gençlerin ve kadınların dayanışmasını, özgüvenini, birliğini ve mücadelesini büyütmekten başka bir çıkış yolu yoktur."