Dorukhan Büyükışık soruşturmasında istenen cezalar belli oldu

Dorukhan Büyükışık soruşturmasında istenen cezalar belli oldu. Detaylar ve son gelişmeler Habersunum'da.

Dorukhan Büyükışık soruşturmasında istenen cezalar belli oldu

İzmir’de 2018 yılında 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın bir inşaat şantiyesinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturma kapsamında yeni bir gelişme yaşandı. Aralarında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü, dönemin polis merkezi amiri, olay yeri inceleme ve suç inceleme büro amirleri ile inşaat şirketinin ortaklarının da bulunduğu 26 sanık hakkında hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan 262 sayfalık iddianamede, sanıkların “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ve “yalan tanıklık” suçlarından 6 ay ile 7,5 yıl arasında değişen sürelerde hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Birleştirme talebiyle İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y., dönemin Narlıdere Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amiri İ.K., dönemin olay yeri inceleme ve suç inceleme büro amirleri ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. ve oğlu M.T.T. de sanıklar arasında yer aldı. Dosyada 25 sanık tutuklu bulunurken, toplam 26 sanık hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ve “yalan tanıklık” suçlarından 6 ay ile 7,5 yıl arasında değişen hapis cezaları istendi. İddianamede, hukuk devletinde olayların zamanın akışına terk edilemeyeceği ve adalet arayışının toplum hafızasında canlı kaldığı sürece devletin gerçeği araştırma yükümlülüğünün devam edeceği belirtildi. Bu kapsamda 2018 yılında yaşanan ve aradan geçen zamana rağmen kamuoyunda yanıtı aranan Büyükışık’ın ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla soruşturma dosyasındaki bilgi ve delillerin yeniden değerlendirildiği kaydedildi.

"Demir çubukla öldürülmüş" kanaati

İddianamede, yapılan incelemelerde bazı delillerin gizlendiği, değiştirildiği veya soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini engelleyecek şekilde işleme tabi tutulduğuna ilişkin somut deliller bulunduğu belirtildi. Dorukhan Büyükışık’ın 13 Mayıs 2018 tarihinde Narlıdere’deki Bulut Orman Evleri inşaat alanında, 7 katlı apartman bloğunun önünde cansız bedeninin bulunduğu hatırlatılan iddianamede, Büyükışık’ın ölümüne ilişkin değerlendirmelere yer verildi. İddianamede, Büyükışık’ın sırt bölgesine sert ve etkili şekilde demir çubukla vurularak darbedilmek suretiyle öldürülmüş olabileceği yönündeki kanaatin dosya kapsamında değerlendirildiği belirtildi. İddianamede, tüm şüpheliler hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “yalan tanıklık” suçlarından işlem yapıldığı ve 21 Mayıs’ta İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendiği, 26 şüphelinin tamamı hakkında tutuklama tedbiri uygulandığı aktarıldı. Soruşturmanın konusunun ölümün oluş biçimi hakkında varsayımsal bir kabul oluşturmak olmadığı, ölümün maddi gerçeğini ortaya çıkarabilecek delillerin olayın ilk saatlerinden itibaren nasıl toplandığının, kimlerin fiili hakimiyetinde bulunduğunun, hangi delillerin zamanında incelendiğinin, hangilerinin eksik veya geç aktarıldığının ve bu süreçlerde şüphelilerin somut eylemlerinin bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması olduğu belirtildi.

Dosyada bulunan 30 Temmuz 2018 tarihli otopsi raporunda ise ölümün genel beden travmasına bağlı çok sayıda kosta, yani kaburga kırığı ile iç organ yaralanmalarına bağlı iç kanama sonucunda meydana geldiği tespit edildi. Otopsi raporunda, travmatik bulguların oluşum mekanizmasının adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğu ifade edildi. İddianamede, bu nedenle soruşturmanın yüksekten düşme ihtimalini bilimsel olarak dışlayan bir ön kabul üzerine kurulmadığı, ölüm mekanizmasının aydınlatılması için gerekli delillerin akıbetine odaklanıldığı kaydedildi. Dosya kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda elde edilen yeni bilgi ve bulguların, olayın yüksekten düşme sonucu gerçekleştiği yönündeki değerlendirmelerin yanı sıra Büyükışık’ın darbedilerek öldürülmüş olabileceği ihtimalini de desteklediği belirtildi.

"Tanık beyanları gerçeğe aykırı"

İddianamede, dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y.’nin adli görevlendirmesi bulunmamasına rağmen olayın ilk anından itibaren kolluk sevk ve idaresine dahil olduğu belirtildi. İ.Y.’nin şirket yöneticileriyle yoğun şekilde irtibat kurduğu ve delil süreçlerinde etkili olduğu kaydedilirken, 13 Şubat’ta yapılan duruşmada tanık sıfatıyla verdiği beyanların gerçeğe aykırı olduğu yönündeki değerlendirmeye de iddianamede yer verildi. İddianamede, dosya kapsamındaki müşteki beyanları, şüpheli ifadeleri, tanık anlatımları, olay yeri inceleme ve ölü muayene kayıtları, adli tıp raporları, kriminal incelemeler, kamera görüntüleri, HTS ve baz kayıtları, dijital materyaller ile diğer soruşturma evraklarının birlikte değerlendirildiği belirtildi. Bu değerlendirmeler sonucunda soruşturmanın ilk aşamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli delillerin toplanması, korunması, muhafazası ve adli makamlara aktarılması süreçlerinde birbirinden bağımsız görülemeyecek çok sayıda aksaklık ve müdahale bulunduğu ifade edildi.

İddianamede, olay yerinin başlangıçta muhafaza edilmemesi, Büyükışık’a ait eşya ve araç üzerindeki izlerin zamanında ve eksiksiz şekilde incelenmemesi, zamana duyarlı biyolojik örneklerin yaklaşık 13 ay sonra kriminal incelemeye gönderilmesi ve bu nedenle genetik incelemeye cevap vermemesi önemli deliller arasında sıralandı. Ayrıca olay yeri fotoğraf ve videolarının uzun süre soruşturma dosyasına intikal ettirilmemesi, şantiye alanındaki kamera kayıtlarının tamamının temin edilmemesi, sonradan dosyaya giren görüntünün kaynak bilgilerinin silinmiş olması ve görüntü üzerinde oynama bulunduğuna ilişkin teknik tespitler de iddianamede yer aldı. Büyükışık’a ait cep telefonu ve araç anahtarının konum ve izlerine ilişkin farklılıkların da dikkate alındığı belirtilen iddianamede, tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonucunda delil muhafaza zincirinin ciddi biçimde zedelendiği ve delil zincirinin birden çok kritik noktada kesintiye uğratıldığı kaydedildi.

İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi, hazırlanan iddianameyi kabul ederek dosyayı daha önce açılan 13 sanıklı dava ile birleştirdi. Birleştirilen davada 5 şantiye çalışanı ve 8 polis, “görevi kötüye kullanma” ve “kasten öldürme” suçlamaları kapsamında yargılanıyor.

Ne olmuştu?

İzmir’in Narlıdere ilçesinde 13 Mayıs 2018 tarihinde Dorukhan Büyükışık’ın cansız bedeni bir inşaat şantiyesinde bulundu. Olayın ilk soruşturmasında Büyükışık’ın ölümünün intihar olduğu değerlendirmesi yapıldı. Ailenin şikayeti üzerine olay yerine gelen polisler hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla hazırlanan iddianame İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Ayrıca şantiye sahasında görevli bekçiler H.K., H.A. ve T.Ç. ile inşaatta çalışan B.Ç. ve yakın şantiye sahasında bekçi olarak görev yapan A.G. hakkında “kasten öldürme” suçlamasıyla müebbet hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı. “Görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla haklarında dava açılan 8 polisin İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dava ile 5 inşaat çalışanının İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dava, 10 Ekim 2025 tarihinde birleştirildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı’nın başkanlığında oluşturulan 4 kişilik özel soruşturma ekibi, Büyükışık dosyasını yeniden ele aldı.

Yürütülen soruşturma kapsamında “kasten öldürme”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ve “yalan tanıklık” suçları kapsamında 26 şüpheli hakkında 21 Mayıs’ta gözaltı kararı verildi. Şüpheliler arasında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y. ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. ve oğlu M.T.T. de yer aldı. Operasyon kapsamında 26 şüpheli tutuklandı. Şüphelilerden biri daha sonra tahliye edildi. Yeni hazırlanan 262 sayfalık iddianameyle birlikte soruşturmanın kapsamı genişletilirken, 26 sanık hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ve “yalan tanıklık” suçlarından 6 ay ile 7,5 yıl arasında değişen hapis cezaları talep edildi.

Deniz Ay
Editör