Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her hafta farklı bir tema ile hazırlanan Cuma hutbesi, bu hafta "Alın Terinin Mukaddesliği" konusunu ele aldı. Vatandaşlar tarafından merakla araştırılan hutbenin içeriği ve mesajları, Cuma namazı öncesinde Diyanet'in resmi duyurularıyla gündeme geldi. "Bu haftaki Cuma hutbesinin konusu nedir?" sorusu, arama motorlarında öne çıkan başlıklar arasında yerini aldı.

BUGÜNKÜ CUMA HUTBESİNİN KONUSU NEDİR?

ALIN TERİ MUKADDESTİR

Muhterem Müslümanlar!

İslam, kazanç ve infakı, zanaat ve ahlakı birleştiren bir yaşam biçimidir. Dinimiz, tüm insanlığı iş hayatında hak ve hukuka riayet etmeye, helal ve haram bilincini benimsemeye çağırmaktadır. Alın terini kutsal kabul eden dinimiz, helal ve meşru yollardan rızık temin etmeyi bir ibadet olarak görmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) de bir hadis-i şeriflerinde çalışmaya teşvik ederek şöyle buyurmuştur:

“Sizden birinizin, urganıyla sırtında bir bağ odun satması, böylece Allah’ın onun itibarını koruması, verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden bir şeyler istemesinden daha hayırlıdır.”

Bugünkü Cuma hutbesinin konusu ne?

Aziz Müminler!

Günümüzde dini ve insani değerlerin çalışma hayatından uzaklaştırılmaya çalışıldığına tanık olmaktayız. Bu durumdan Müslümanlar olarak bizler de etkilenmekteyiz. Oysa iş ve ticaret hayatındaki faaliyetler ve elde edilen gelirler, Müslüman için bir amaç değil, Allah’ın rızasına ulaşmada ve iki cihan saadetini elde etmede bir araç olmalıdır.

Bu nedenle Müslümanlar olarak ticaretimizde, alış-verişimizde, işçi ve işveren ilişkilerimizde iyiliği, adaleti ve merhameti esas alan, ahlaki ilkeleri nesilden nesile aktaran bir anlayışı benimsemeliyiz.

Kıymetli İşçi ve İşveren Kardeşlerim!

İşyerini sadece bir geçim kaynağı değil, karşılıklı güvenin hakim olduğu bir 'emniyet yurdu' haline getirmek hepimizin ortak görevidir. İşçi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in “Allah Teâlâ, işinizi en güzel şekilde yapmanızdan hoşnut olur” nasihatine kulak vererek işini sağlam ve kaliteli yapmalıdır. Yaptığı işin ve çalıştığı işyerinin kendisine bir emanet olduğu bilinciyle hareket etmeli, alın teriyle elde ettiği helal lokmayı evine götürmenin gayretinde olmalıdır. İşveren ise, Allah Resûlü (s.a.s)’in “Her kimin yanında kardeşi çalışırsa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemeyin” emrine uyarak işçiye hakkını tam ve zamanında ödemeli, sosyal haklarını gözetmelidir. İşçinin güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışması için gerekli tüm tedbirleri almalıdır. Bu amaçla yapılacak her çalışmanın, sadece bir bireyin değil, ailenin ve toplumun geleceğini koruduğu unutulmamalıdır.

Değerli Müminler!

İşveren veya işçi olmak, insani açıdan bir üstünlük ifade etmez. Allah katında en faziletli insan, imanla bezenmiş, ibadet ve güzel ahlakla hayatını süsleyen, takva sahibi olandır. İnsanların en değerlisi, hakkaniyeti, dürüstlüğü, yardımlaşmayı ve dayanışmayı tüm menfaatlerin üzerinde tutandır.

Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: “Allah’ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap...”

Bugünkü Cuma hutbesinin konusu ne?